KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/2645 E., 2024/66 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ocak 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Karar Metni
1.237 kelime·6 dk okuma
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Uygulama Kadastrosu sırasında .... Mahallesi çalışma alanında bulunan eski 623 parsel ... 6.920 meterkare yüzölçümündeki taşınmaz, 162 ada 128 parsel numarası ile 6.331,90 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sonucunda kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün sınırının yanlış belirlendiğini belirterek Tapu Kadastro Müdürlüğünün hasım göstererek taşınmazın yüzölçümünün eski hale getirilmesini istemiştir.
Dahili davalı ... vekili mahallinde keşif yapılarak dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu edilecek taşınmazlardan olup olmadığının tespit edilmesini, açılan davanın reddi ile ücreti vekaletin davacıya yükletilmesini, müvekkil belediye yasal hasım olduğundan dolayı olası bir aleyhe kararda yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince Tapu Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilemeyeceğinden keşif sonrası taraf teşkili sağlanmış, yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporunda (A), (B), (C) ile gösterilen alanların taşınmaza dahil edilmesi gerektiği yönünde rapor düzenlenmiş ise de davacının (B) ve (C) ile gösterilen alanları dava etmediğini beyan etmiş olması nedeniyle taleple bağlı kalınarak sadece (A) ile gösterilen yola ait kısmın dava konusu parsele ilave edilmesine karar verilerek hüküm kurulmuş, dahili davalı ... vekili ve davalı ... tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazın yol ile olan sınırı sabit olmadığından geçerli sınır tipinde tesis kadastrosu sınırlarına döndürülmesinde hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taleplerin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Teknik açıdan yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesi ve uygulanabilir hale getirilmesi amacıyla ilk kez 23.06.1983 tarihli ve 2859 ... Kanun uyarınca yenileme çalışmaları (yenileme kadastrosu) yapılmış; bu yasa ihtiyaca cevap vermeyince, 22.02.2005 tarihli ve 5304 ... Kanun ile değişik 3402 ...
Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesi ile bu madde uyarınca çıkarılan ve 29.11.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik" hükümlerine göre çalışmalar (uygulama kadastrosu) yapılmaya başlanılmış,
bilahare ise bu yönetmelik 25.10.2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi Ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul Ve Esaslara İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile yönetmeliği adı “Kadastro Güncelleme Yöetmeliği” olarak değiştirilmiş, yine bir kısım maddeleri, kaldırılılıp, bir kısım maddelerinde ise değişiklik yapılmıştır.
Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosu, 3402 ... Kanun'un 12/3 üncü maddesinin istisnası olmadığı gibi, mülkiyet ihtilaflarının idari işlemle ortadan kaldırılması gibi bir amaca da sahip değildir. Bu nedenlerle, uygulama kadastrosu sırasında mülkiyet ihtilafları gündeme getirilemez ve değerlendirmeye alınmaz. Kazanılmış hakların korunması ve mülkiyet hakkının zedelenmemesi için uygulama kadastrosunun amacına ve yöntemine uygun şekilde yapılması zorunludur.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta;
bundan sonra yukarıda sözü edilen yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır.
Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, varsa tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli başkaca hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilip dosya arasına alınmalı, bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalıdır.
Keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir.
Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden,
taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir.
Teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği,
uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır.
Raporun denetime elverişli olması için teknik bilirkişiden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir.
Yine, teknik bilirkişi haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı gözönünde bulundurulmalıdır.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın yol ile olan sınırında uygulama kadastrosu sırasında azalma oluştuğu çakıştırma krokisinden anlaşılmaktadır.
Bilirkişi raporunda tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosu arasındaki yüzölçümü farkının tesis kadastrosu yapılırken hassas olmayan aletlerle yapılan ölçümler neticesinde farklılıklarının oluştuğunu belirtiliyor ise de hüküm altına alınan miktarlar kadastro tutanakları ile uyumlu olmayıp zeminde kullanıma göre ölçülen miktarlardır.
Dava konusu taşınmazın komşusu kadastral yol olup ölçüm hatası yapıldığı belirtildiğine göre kadastral yola ait sınırlandırma, ölçü krokileri, getirtilerek uygulama kadastro paftası, sınırlandırma ve ölçü krokisi birlikte değerlendirildikten sonra çakıştırma yapılarak düzenlenecek rapora göre karar verilmesi gerekirken zemindeki kullanım sınırları esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2645, K. 2024/66, 9 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama