KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/2811 E., 2025/33 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ocak 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- İlk derece mahkemesi
- Milas Kadastro Mahkemesi
Karar Metni
579 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; dava değeri itibariyle davalı vekilinin duruşma talebinin reddine, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Muğla ili Bodrum ilçesi ... Mahallesi 337 ada 1 parsel sayılı taşınmazda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun geçici 8. maddesi kapsamında çalışma yapıldığını, kadastroya tabi tutulmayan tespit harici yerin kadastro tespit tutanağında davalı adına tespit edilerek askı ilanına çıkartıldığını, anılan taşınmazın taşlık, çamlık makilik olduğu, üzerinde bir adet 10 yaşlarında zeytin ağacı olduğu, imar ihyasının olmadığını, üzerinde herhangi bir kullanım bulunmadığını belirterek, davalı adına yapılan kadastro tespitine itirazlarının kabulü ile, taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın dört tarafının orman parseli ile çevrili olduğu, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu edilmesi mümkün olmayan orman içi açıklık niteliğinde olduğu, 2007 yılında çıkan yangın sonrası orman yolu açıldığı ve taşınmazı üç parçaya böldüğü,
dava konusu 337 ada 1 parsel ile dava dışı 339 ada 1 parsel ve 338 ada 1 parselin bütün halinde orman içi açıklık olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın 19.12.2020 tarihli kadastro komisyon tutanağında kabul edilen 28.09.2020 tarihli kadastro komisyon tutanağının iptali ile taşınmazın 879,50 m2 yüzölçümü ile orman vasfı ile davacı Hazine adına tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu taşınmazın orman içi açıklık olduğu, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisabının mümkün olmadığı,
dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu bu sebeplerle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak infazda tereddüte neden olmayacak şekilde dava konusu taşınmaz hakkında düzenlenen "kadastro komisyon kararlarının iptali ile" taşınmazın orman vasfı ile davacı Hazine adına tesciline karar vermek gerekirken "kadastro komisyon tutanaklarının iptali ile" taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesinde isabet bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına,
dava konusu taşınmaz hakkında düzenlenen 28.09.2020 ve 09.12.2020 tarihli kadastro komisyon kararlarının iptali ile taşınmazın 879,50 m2 yüzölçümü ve orman vasfı ile davacı Hazine adına tespiti ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dava; 3402 sayılı Kadastro Kanununun geçici 8. maddesi gereğince yapılan kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usûl ve Kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2811, K. 2025/33, 13 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama