KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/3259 E., 2025/71 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ocak 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2012/537 E., 2013/282 K.
- Dava tarihi
- 21.02.2007
- Karar
- Davanın kısmen kabul kısmen reddine
Karar Metni
1.224 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili dava dilekçesinde, Adıyaman ili Gölbaşı ilçesi ... beldesi ... Mahallesinde 1988 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında 139 ada 376 ve 386 sayılı parsellerin Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığını, aynı bölgede 1993 yılında yapılan arazi kadastrosu sırasında bu parsellerin davalı adına tespitinin yapıldığını, ...
Tapu Sicil Müdürlüğünün 11.01.2007 tarih ve 30 sayılı yazıları ile de tapu kaydı üzerine 2/B şerhinin konulduğunu, hangi yasa döneminde olursa olsun nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazların Hazine adına orman sınırı dışına çıkartıldığını ve bu yerlerin de 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 18/2 maddesi uyarınca zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, Kadastro Komisyonu tarafından dava konusu parselin orman rejimi dışına çıkartılan yer olduğu kütüğün beyanlar hanesine yazılarak,
taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacağı belirtilmek suretiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken davalı adına tespit edilmesinin yasa ve yargı kararlarına aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın zilyetlikle iktisabı mümkün olsa dahi 1988 yılında yapılan orman kadastrosu ile 1993 yılında yapılan arazi kadastrosu arasında geçen sürenin zilyetlikle iktisap için yeterli olmadığını belirterek, dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi, davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 139 ada 376 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 139 ada 386 parsele yönelik açılan davanın reddine karar vermiştir. Hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1988 yılında 3402 sayılı Kanunu'nun uygulamalarına esas olmak üzere 6831 sayılı Kanun gereğince orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması yapıldığı, orman işletme şefliğinin 09.03.2007 tarihli cevabi yazısında orman kadastrosunun 10.08.1989 tarihinde kesinleştiğinin bildirildiği, Dairenin 30.06.2008 tarihli iade kararında orman kadastrosuna ilişkin ilan tutanağı istendiği halde getirtilmediği,
dava dosyasında bulunan orman tahdit haritası ile orman bilirkişileri tarafından düzenlenen 29.06.2007 tarihli rapor ve 12.11.2008 tarihli ek rapora ekli orman tahdit haritası ile irtibatlı krokide gösterilen 173, 174, 175, 2056, 2057, 2058, 2059, 2051, 2052, 2053, 2054 ve 2055 OTS noktaları arasında açı, eğim, yön ve uzaklık bakımından benzerlik bulunmadığı, orman kadastro haritası ve tutanakları ile hükme esas alınan bilirkişi krokisinin çelişkili olduğu, Mahkemece bu yön üzerinde durularak çelişkinin giderilmediği,
eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğu gerekçeleriyle davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli 139 ada 386 parsele yönelik hükmün bozulmasına karar vermiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, Adıyaman Kadastro Müdürlüğünün 07.03.2013 tarihli yazısında, 3402 sayılı Kanuna göre kadastro çalışmasına esas olmak üzere 1988 yılında yapılan orman kadastro tahdit çalışmalarının Kadastro Müdürlüğüne altlık olarak verildiği, altlık olarak verilen 61 nolu orman kadastro komisyonu tarafından tanzim edilen haritanın fenni sıhhate haiz olmadığı ve bu nedenle Kadastro Müdürlüğünce uygulanmadığının ve uygulanmadığı için kesinleşmemiş olduğunun bildirildiği, arazi ve harita karşılaştırılması suretiyle ölçü yapılmadan orman haritasının çizildiği,
bu çalışmanın fenni sıhhate haiz olmadığı, eski memleket haritası, amenajman planı meşcere haritası ve hava fotoğrafları uygulanarak mahallinde yapılan keşif sonucu tanzim edilen raporda dava konusu 139 ada 376 nolu parselin (A) harfi ile gösterilen 3193,86 m²'lik kısmı ile 139 ada 386 nolu parselin tamamının orman sayılan yerlerden olduğu, 3402 sayılı Kanunu'nun 18 inci maddesi gereğince ormanların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilemeyeceği, 139 ada 376 nolu parselin (B) harfi ile gösterilen 4.893,77 m²'lik kısmının orman sayılmayan yerlerden olduğu,
3402 sayılı Kanunu'nun 14 üncü maddesi gereğince kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilebileceği, davacı idarenin bu kısım yönünden iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 139 ada 376 nolu parselin fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 3.193,86 m²'lik kısmının tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen 4.893,77 m²'lik kısım yönünden açılan davanın reddine, 139 ada 386 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Davacı ... vekili, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak verilen kısmi kabul, kısmi red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararını temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki, davacı ... tarafından çekişmeli 139 ada 376 ve 386 parsel sayılı taşınmazların 2/B madde uygulaması sonucu orman sınırları dışına çıkartıldığı iddiası ile tapu iptali ve tescil davası açıldığı, İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2007 tarihli ve 2007/81 Esas, 2007/317 Kara. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 376 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 386 parsel yönünden açılan davanın reddine karar verildiği, kararın davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine,
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 20.06.2011 tarihli ve 2011/8133 Esas, 2011/7655 Karar sayılı ilamı ile davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulüyle 139 ada 386 parsele yönelik hükmün bozulmasına karar verildiği, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının davalı tarafından temyiz edilmediği, bu nedenle 376 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacı ... lehine usuli müktesep hak oluştuğu anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak kavramı, anlam itibarıyla bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli müktesep hak müessesesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir.
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar; 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararları). Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli ve 2006/4-519 Esas, 2006/527 Karar sayılı, 03.12.2008 tarihli ve 2008/10-730 Esas, 2008/732 Karar sayılı kararları).
Bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda da usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka deyişle, kesinleşmiş bu kısımlar, o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.
Buna göre, somut olayda bozmadan önce verilen hükmün davalı tarafından temyiz edilmediği ve önceki hüküm ile çekişmeli 139 ada 376 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği ve davacı ... lehine usuli müktesep hak oluştuğu gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3259, K. 2025/71, 13 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama