KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/3389 E., 2025/6241 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/68 E., 2023/27 K.
- Karar
- Davanın kabulüne
Karar Metni
921 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, Konya ili Kulu ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 33... ve 2 03... parsel sayılı sırasıyla 22.949, 45... ve 20.293, 24... yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/961 Esas ve 2004/962 Esas sayılı dosyalarında dava konusu olduklarından bahisle, malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.
Davacı ... mirasçıları Asliye Hukuk Mahkemesi'ne verdikleri dava dilekçelerinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Konya ili Kulu ilçesi ... Mahallesi 301, 27 07... toprak tevzi parsellerinin adlarına tescilini talep etmişlerdir.
Kulu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 15.12.2005 tarihli ve 2004/961 Esas, 2005/1089 Karar sayılı ilamıyla verilen, davanın kabulüne ve 24.05.2005 tarihli bilirkişi raporunda gösterilen 301/A harfli 16.000, 00... , 2707/A harfli 10.000, 00... ve 2213/A harfli 10.000, 00... 'lik yerin davacılar adına miras payları oranında tesciline dair karar, davalı Hazine temsilcisinin temyizi üzerine Dairemizin 22.05.2006 tarihli ve 2006/2823 Esas, 2006/3541 Karar sayılı ilamıyla; "...
Dava konusu taşınmazlar üzerinde davacıların murisinin 1962 yılına kadar süren ve 20 yılı aşan zilyetlik süresinin dinlenen şahit ve mahalli bilirkişi beyanlarıyla belirlendiğinin, ayrıca, mahallinde yapılan uygulamada davacıların murisi ...’e ait olduğunun, vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uyduğunun, taşınmazların nitelik itibariyle de zilyetlik yoluyla kazanılmaya elverişli yerlerden bulunduğunun anlaşılması karşısında, davalı Hazine temsilcisinin sair temyiz itirazları reddine karar verildikten sonra,
Kulu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kesinleşen 2004/962 Esas sayılı dava dosyası esas alınarak mahallinde yapılacak keşifte davacıların kullandıkları ve kesinleşen tescil davasının davacısı ...’ın kullandığı yerlerin ayrı ayrı gösterilmesinin sağlanması ve fen bilirkişilerine buna göre kroki düzenletilmesi, mükerrer tapu kaydının oluşmasının engellenmesi ve infazda tereddüt uyandırmayacak biçimde hüküm kurulması ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanaklarının düzenlenmesi nedeniyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... taşınmazların 1950 yılından 1980 yılına kadar kök muris ..., 1980 yılından 2002 yılına kadar rızai taksim ile davacıların yakın murisi ..., sonrasında da ... mirasçıları tarafından kullanıldığı,
Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddesinde aranan dava tarihi olan 2004 yılından geriye doğru en az 20 yıldan beri imar ihya ve çekişmesiz ve aralıksız ekonomik amaca uygun zilyetlikle (tarım) mülkiyet edinim şartını davacılar ve babası ...'ın ve mirasçılarının sağladığı ..." gerekçesiyle, davanın kabulüne ve dava konusu 2 03... ve 2 33... parsel sayılı taşınmazların tarla vasfıyla hükümde gösterilen payları oranında ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de, bu karar usul ve yasaya uygun bulunmadığı gibi, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olduğundan da söz edilemez. Şöyle ki; Yargıtay bozma ilamına uyulmakla bozma ilamı lehine olan taraf yararına bir usuli hak doğmaktadır. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince, Yargıtay hükmüne uyulan bozma kararında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılması ve bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmesi gerekir. Yani, bozma ilamına uymuş olan mahkeme bu uyma kararı ile bağlı olup, bozma gereklerine uygun olarak işlem yapmak zorundadır.
Eldeki davada. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamının gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirildiği söylenemez.
Zira; kadastro çalışmaları sırasında 301 sayılı tevzi parselinin, temyize konu 2 33... parsel sayılı taşınmaz ile dava konusu olmayan 2 33... parsel sayılı taşınmaz olarak, 2707 tevzi parselin ise, temyize konu 2 03... parsel ile dava konusu olmayan 2 03... parsel sayılı taşınmaz olarak sınırlandırıldığı, dava konusu 2 33... ve 2 03... parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanaklarında, taşınmazların Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/9 61... /962 Esas sayılı dosyalarında dava konusu olduklarından bahsedildiği, söz konusu 2004/961 Esas sayılı dava dosyasının eldeki dava dosyası olduğu,
2004/962 Esas sayılı dava dosyasının ise hükmüne uyulan bozma ilamında bahsedilen, ... tarafından açılan ve 2006 yılında Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen Kulu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/962 Esas, 2005/838 Karar sayılı dava dosyası olup, bu dava dosyasında hükme esas alınan 14.04.20 05... .10.2005 tarihli fen bilirkişi raporlarına ekli krokide ... adına tescil kararı verilen 2707/A harfli 10.000, 00... ve 301/A harfli 15.000, 00... 'lik kısımların geometrik şekli ile eldeki davanın konusu olan 2 03... parsel sayılı 20.293, 21... ve 2 33... parsel sayılı 22.949,
45... yüzölçümündeki taşınmazların geometrik şekillerinin aynı olduğu, miktarlarının ise farklı olduğu anlaşılmakta olup, bu durum karşısında, mükerrer kaydın oluşmasının engellenmesi için söz konusu çelişkinin giderilmesi gerekmektedir. Her ne kadar Tapu Müdürlüğünce, anılan ilamın infaz edildiğinden bahsedilmişse de yeni ada ve parsel numarasının da bildirilmediği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca.
İlk Derece Mahkemesince, davanın genel mahkemeden aktarılan tescil davası olduğu gözetilerek, öncelikle Kulu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/962 Esas, 2005/838 Karar sayılı dava dosyasının davacısı ...'ın davaya dahil edilmesinden sonra, fen bilirkişisinden Kulu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/962 Esas, 2005/838 Karar sayılı ilamına konu olup da ... adına tescil edilen yerler ile dava konusu 2 33... ve 2 03... parsel sayılı taşınmazların aynı alanı kapsayıp kapsamadığı yönünde krokili rapor alınması,
aynı alanı kapsadığının anlaşılması durumunda miktar farklılığının nedeninin açıklanması ve varsa miktar fazlası kısım yönünden yöntemine uygun şekilde zilyetlik araştırması yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı gerekçe ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3389, K. 2025/6241, 8 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama