KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/3695 E., 2024/974 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2024
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
Karar Metni
665 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki 6292 ... Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 ... Kanun) gereğince yapılan satış sonucu oluşan tapu kaydının iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kullanım kadastrosu sonucunda, ... ili .... Mahallesi çalışma alanında bulunan 203 ada 7 parsel ... 3.386,18 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 ... Orman Kanunu'nun (6831 ... Kanun) 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve ...'nın kullanımında olduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, 31.12.2014 tarihinde ...'ya 6292 ...
Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 ... Kanun) gereğince satış işleminden dolayı tapuda kayden intikal ettirilmiş, bilahare ise 02.03.2015 tarihinde satış suretiyle davalı ... adına tapuya tescil edilmiştir.
Davacı ...; dava dışı 203 ada 10 parsel ... taşınmazın maliki olduğunu, kullanım kadastrosu sırasında kendi fiili kullanımında bulunan taşınmazın bir bölümünün çekişmeli taşınmaza dahil edildiğini ileri sürerek, fiili kullanımında bulunan taşınmaz bölümünün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına kayıtlı 203 ada 10 parsel ... taşınmazla birleştirilmek suretiyle tapuya tescili istemiyle dava açmıştır.
Davalı ...; davanın kadastro yenilemesine itiraz ve hatalı ölçümün iptali davası olarak açılması gerektiğini, öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini, dava konusu edilen taşınmaz bölümünün kendisine ait olduğunu belirterek, davanın öncelikle usulden aksi durumda ise esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın Hazinenin mülkiyetinden çıkıp 3. şahıs adına tapuya tescil edildikten sonra tapu iptaline yönelik davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, davacının eldeki davayı 6292 ... Kanun uyarınca yapılan satış işleminden sonra açmış olup davalı tarafa ait tapu kaydı idarece yapılan satış işlemi neticesinde oluştuğuna göre, dayanak satış işlemi iptal edilmedikçe tapu kaydının iptali ve tescil istemli davanın görülebilmesinin mümkün olmayacağı" gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle Hazine adına kayıtlı olmadığı, 6292 ...
Kanuna göre satış işlemleri yapıldığına göre tapu kaydının oluşumunda bir yolsuzluk bulunmadığı ve bu nedenle davacının satış işleminden önce açılmış bir davasının bulunmadığı, Yargıtay'ın istikrar kazanmış içtihatları ile kabul edildiği üzere dava tarihinden önce davalı adına yapılan tescil işleminin mevzuata uygun olması nedeniyle yolsuz tescil olduğundan bahsedilemeyeceğinden, davanın davalı adına tapu kaydı oluşmasında bir yolsuzluk bulunmadığı gerekçesiyle ispatlanamadığından esastan reddine karar verilmesi gerekirken,
hatalı değerlendirmeyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş olmasının doğru görülmediği" belirtilerek istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın ispatlanamadığından esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanun'a uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3695, K. 2024/974, 20 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama