KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/3946 E., 2024/1158 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2024
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Karar
- Davanın kabulüne
Karar Metni
537 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, ... ili ...ilçesi... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2010 parsel ... 14.125,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, " 6831 ... Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın ... Musa oğlu ...’ın fiili kullanımında bulunduğu " şerhi yazılarak, tarla vasfıyla, Hazine adına tespit ve tescil edilmiş; aynı çalışma alanında bulunan 2011 parsel ...
1.250,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, " İbrahim oğlu ...’nin kulanımında bulunduğu " şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, 01.11.1996 tarihinde taşınmazlarda yapılan imar uygulaması sonucu oluşan 213 ada 1 parsel ... 5.905,21 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 2012 yılında yapılan güncelle çalışmalarıyla kadastro tutanağının beyanlar hanesine, " 6831 ...
Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen 474,07 metrekarelik bölümünün 2001 tarihinden beri ... oğlu ...’un, (B) harfi ile gösterilen 5.431,14 metrekarelik bölümünün ise 1993 yılından beri ... Musa oğlu ...’ın kullanımında olduğu " şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tescil edilmiştir.
Davacı ... ve arkadaşları dava dilekçelerinde; ... ili ...ilçesi... Mahallesi 213 ada 1 parsel ... taşınmazın tamamının kendi fiili kullanımlarında bulunduğunu ileri sürerek, adlarına şerh verilmesini talep etmişlerdir.
Davalı ... cevabında; ... ili ...ilçesi... Mahallesi 2011 parsel ... taşınmazı kullanıcısı ...'den 28.06.2000 tarihinde devraldığını ve o tarihten bu yana zilyet olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu davanın reddine dair önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; " taşınmaz bölümlerinin ayrı ayrı kimin ve ne şekilde zilyetliğinde olduğunun belirlenmesi " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " alınan beyanlardan davalı lehine şerhin işlendiği 01.10.2012 tarihinden önce taşınmazın bir bütün halinde davacıların kullanımında olduğunun belirlendiği " gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, az yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan bu sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Belirtmek gerekir ki; davacılar, çekişmeli taşınmazın A harfi ile gösterilen kısmının uzun yıllardır kendi kullanımlarında bulunduğu iddiasıyla dava açmışlarsa da, kadastro tespitinin kesinleştiği 31.07.1995 tarihi ile dava tarihi olan 10.12.2014 tarihi arasında 3402 ...
Kadastro Kanunu'nun 12/3 maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre geçtiği için davacıların kadastro tespitinden önceki nedenlere dayalı hak iddiası dinlenemeyeceği gibi; güncelleme işlemleriyle fiili kullanım şerhi sahiplerinde değişiklik yapılması,
başka bir ifade ile beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhinin değiştirilebilmesi için, davacı tarafça, lehine kullanım şerhi verilmiş bulunan kişilerden taşınmazın kullanımının devralındığının ispat edilmesi gerekmekte olup, davacı tarafından ileri sürülen böyle bir iddia bulunmadığı ve dolayısıyla davacıların, lehine kullanım şerhi verilmiş bulunan kişilerden zilyetliği devraldıklarını iddia ve ispat edemedikleri anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin yanılgılı değerlendirmesi sonucu yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından,
hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3946, K. 2024/1158, 26 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama