KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/4601 E., 2025/7050 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/1 E., 2023/61 K.
Karar Metni
1.901 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi neticesinde Dairemizce bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 02... parsel sayılı 16.007,09 m² yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ölü olduğu belirtilerek, ... ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili asıl ve birleşen dava dosyalarındaki dava dilekçelerinde; 1 01... , 6, 11, 1 02... , 63, 67, 68... parsel sayılı taşınmazların mera vasfında olduğunu belirterek, taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dava dosyasının davacısı ... dava dilekçesinde; 1 02... ve 82 parsel sayılı taşınmazlar hakkında tapu kaydına dayanarak, taşınmazların adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dava dosyasının davacısı ... dava dilekçesinde; 1 02... parsel sayılı taşınmaz hakkında tapu kaydına dayanarak, taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava dosyaları birleştirilmeden önce 1 02... parsel sayılı taşınmaz hakkında davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik hükmün temyizi üzerine Yargıtay (7.) Hukuk Dairesinin 22.03.2007 tarihli ve 2007/886 Esas, 2007/929 Karar sayılı ilamıyla.
"İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, yöntemine uygun bir şekilde tapu kayıt uygulaması yapılması, tapu kaydının taşınmazı kapsamadığının anlaşılması halinde yöntemine uygun bir şekilde mera ve zilyetlik araştırması yapılarak sonucuna göre karar verilmesi" ve aynı şekilde 1 02... parsel sayılı taşınmaz hakkında davanın reddine yönelik hükmün temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) (16.) Hukuk Dairesinin 03.12.2007 tarihli ve 2007/5098 Esas, 2007/4848 Karar sayılı ilamıyla "İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek,
aynı ada içinde davalı olan taşınmazlara ilişkin dava dosyalarının birleştirilmesi ve akabinde yöntemine uygun bir şekilde mera ve zilyetlik araştırması yapılarak sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararlarının anılan parseller yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamlarına uyularak ve dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacı Hazinenin 1 02... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davasının reddine, taşınmazın tespit malikinin mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen paylarla; davacı Hazinenin 1 02... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davasının reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline;
davacı Hazinenin 1 02... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davasının reddine, 1 02... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davasının kısmen kabulüne, davacı ...'in 1 02... ve 82 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davalarının kısmen kabulüne,
12.12.2016 tarihli fen bilirkişi kurulu raporunun krokisinde (A) harfi ile gösterilen 15.022,13 m² yüzölçümlü kısmın 1 02... parsel sayılı taşınmazdan ifrazı ile 1 02... parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle 1 02... parsel sayılı taşınmazın 40.000,00 m² yüzölçümlü olarak tarla vasfı ile 1/2 hissesinin tespit maliki Polat Ülker ve 1/2 hissesinin tespit maliki ... mirasçıları adlarına hüküm yerinde gösterilen paylarla;
aynı tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmın ifrazından sonra kalan kısmın 1 02... mera parseli olarak mera vasfı ile özel siciline kaydına, davacı Hazine ve davacı ...'ın 1 02... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davalarının ayrı ayrı reddine, taşınmazın tespit malikinin mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen paylarla;
davacı Hazinenin 1 02... parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının reddine, taşınmazın tespit malikinin mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen paylarla, davacı Hazinenin 1 01... , 6 ve 11 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davasının kabulüne, taşınmazların mera vasfı ile özel siciline kaydına karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili ile dahili davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine,
Dairemizin 29.09.2022 tarihli ve 2022/4345 Esas, 2022/7569 Karar sayılı ilamıyla "dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve ilâmda belirlenip dayanılan gerektirici sebeplere göre, davalılar ... ve ...’ın tüm, davacı Hazine vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışında kalan sair temyiz itirazlarının yerinde görülmediği,
davacı Hazine vekilinin 1 02... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki temyiz itirazlarına ilişkin olarak ise İlk Derece Mahkemesince taşınmazın, davalı ... ...’ın dayandığı ve tespitte 1 02... parsele revizyon gören 30.11.1951 tarihli ve 312 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de İlk Derece Mahkemesinin bu kabulünün dosya kapsamına uygun olmadığı, uygulanan 30.11.1951 tarihli ve 312 sıra numaralı tapu kaydının batı ve güney sınırlarının kır okuduğu,
bu haliyle söz konusu tapu kaydının değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlar ihtiva ettiğinden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/c maddesi uyarınca miktarıyla geçerli belge olduğu, dayanılan tapu kaydının miktarının 6.000,00 m² olup, 1 02... parsel sayılı taşınmazın sınırında eylemli olarak mera bulunduğundan, kayıt miktar fazlasının meradan elde edildiğinin kabulü gerekeceği, bu nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince meraların zilyetlik yoluyla kazanılmalarının mümkün olmadığı gözetilerek,
dava konusu 1 02... parsel sayılı taşınmazın, kapsamında kaldığı anlaşılan tapu kayıt miktarı olan 6.000,00 m²lik bölümünün davalı tespit maliki üzerinde bırakılarak, miktar fazlası bölümü yönünden davacı Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğuna" değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının 1 02... parsel sayılı taşınmaz yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "bozma ilamında belirtilen" gerekçelerle davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne, 16.03.2023 tarihli ek raporda koordinatlarla sınırlandırılan 6.000,00 m²lik (A) harfi ile gösterilen kısmın 1 02... parselde ifraz edilerek yeni ve adada son parsel numarası verilerek tespit maliki ... ... mirasçıları adına hüküm yerinde gösterilen paylarla tesciline, 1 02... parselden ifrazından sonra krokiye göre bakiye kalan miktar fazlası ifadesi ile gösterilen 5.254,28 m²'lik kısmın henüz kesinleşmemiş 82 parsel sayılı mera parseline eklenmesine,
yine krokide (C) harfi ile gösterilen 4.752,81 m²'lik kısım yönünden ise 1 02... parsel numarası ile mera vasfı ile özel sicile kaydına, 1 02... , 67, 68, 69, 82, 1 01... , 6 ve 11 parsel sayılı taşınmazlar yönünden temyiz istemleri reddedildiğinden ve Yargıtay bozma ilamının tebliği ile başlayan tashihi karar kanun yoluna müracaat sürelerinin geçmiş olması ve tashihi karar yoluna başvurulmamış olması nedeniyle bu parseller yönünde kesinleşme işleminin yapılarak karar ve kesinleşme şerhinin ilgili tapu müdürlüğüne gönderilmesine, 06.03.2023 tarihli ek fen bilirkişi raporu ve ekli krokisinin karar eki sayılmasına karar verilmiş;
hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin 2. fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar, usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bent dışındaki sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2. 3402 sayılı Kanun'un 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır.
Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince hüküm kurulurken muris ... ...'ın mirası toplam 600 pay kabul edildiği halde mirasçılara toplamda 525 pay dağıtılmak suretiyle, pay-payda eşitliği sağlanmamış, hüküm yerinde paylı mülkiyet hükümlerine göre tescil hükmüne karar verildiği belirtilmesine rağmen, tescil hükmünün sonunda iştirak halindeki mülkiyet hükümlerinin uygulanmasına karar verildiği belirtilerek anılan Kanun'un 1. maddesine aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, taraflar arasındaki dava kadastro tespitine itiraz davası olup,
İlk Derece Mahkemesince hüküm kurulurken taşınmazın kadastro tespitinin iptaline karar verilmeden ve hüküm yerinde taşınmazın ada numarası belirtilmeden hüküm kurulması da isabetsizdir.
Diğer taraftan, 1 02... parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının önceki tarihli Dairemizin ilamıyla reddine karar verilerek kesinleştiği, bu hususun İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasında da belirtilmesine rağmen hüküm yerinde kesinleşmediği belirtilerek 1 02... parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilen kısmın ayrı bir ada ve parsel numarasıyla mera olarak sınırlandırılarak özel sicile kaydedilmesine karar verilmesi gerekirken, 1 02... parsel sayılı taşınmaza eklenmesine şeklinde hüküm yerinde çelişki oluşturulmak suretiyle hüküm kurulması da isabetsiz olup,
İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmekte ise de bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin 2. fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086
sayılı Kanun'un 438. maddesinin 7. fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasını karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/4601, K. 2025/7050, 27 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama