KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/4647 E., 2025/7000 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/47 E., 2022/34 K.
Karar Metni
1.506 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, asıl dosya davacısı Hazine vekili, birleşen dosya davacısı ... vekili, davalı ... vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı Hazine Yunak Asliye Hukuk Mahkemesinin 1968/30 Esas sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde; davalıların meraya elatmalarının önlenmesini ve Nisan 1951 tarihli 174, 175, 177, 178, 180, 181 ve Ekim 1952 tarihli 301, 3 02... sıra numaralı tapu kayıtlarının iptalini talep etmiştir.
Yunak Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.10.1976 tarihli ve 1968/30 Esas, 1976/292 Karar sayılı kararıyla verilen, davanın 174 sıra numaralı tapu kaydı yönünden reddine, 175 sıra numaralı tapu kaydı yönünden davanın kısmen reddi ve kısmen reddi ile davalı adına tesciline, 177, 178, 180, 181, 301, 3 02... sıra numaralı tapu kayıtları yönünden ise davanın kabulü ile bu taşınmazlara vaki müdahalesinin men' ine dair karar, bir kısım davalılar vekili ve davacı Hazine temsilcisinin temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 15.11.1977 tarihli ve 1977/3378 Esas,
1977/5738 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla dava dosyası görevsizlik kararı verilerek Yunak Kadastro Mahkemesinin 2006/3 Esas sırasına kaydedilmiş ve yargılama sırasında bu mahkemenin Hakimler ve Savcılar Kurulunun 22.05.2013 tarihli ve 460 sayılı kararıyla kapatılması nedeniyle dosya Akşehir Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.
Birleşen davanın davacısı ... vekili Yunak Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/242 Esas sayılı dosyasına sunduğu dava dilekçesinde özetle; tapuda 17.11.2002 tarih, cilt: 150 sahife: 96 ve sıra: 15'e kayıtlı taşınmazın kadastro tespiti çalışmalarında 2 09... parsel olarak tespit dışı bırakıldığını ileri sürerek, kadastro işlemlerinin iptali ile taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiş ve bilahare dosya görevsizlik kararıyla Kadastro Mahkemesine gönderilerek eldeki dosyayla birleştirilmiştir.
İlk Derece (Akşehir Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu 1 21... ve 7 parsel sayılı taşınmazlar yüzölçümü toplamı eylemli olarak 222.518 m² gelmekte olup, iki parsele de uygulanan 26.04.1951 tarihli ve 174 sıra numaralı tapu kayıt miktarı ise 187.500 m² gelmektedir. Parsele uygulanan tapu kaydı hudutları sabit olup, eylemli olarakda taşınmazın hudutları şahıs arazileri ile çevrilidir.
1 21... parsel sayılı taşınmaz 54 numaralı Toprak Komisyonu Başkanlığı tarafından yapılan 1963 tarihli belirtme ve ölçüye göre 1 21... numaralı parsel 31K-31L paftası, 38... numaralı parsel olarak ... adına 51.500 dönüm olarak, 1 21... parsel sayılı taşınmaz aynı pafta, aynı ada 7 parsel olarak ... adına 169.500 m² olarak tespit görmüş ve tapu miktar fazlası şahıslara terk edilmiştir.
Dayanak tapu miktarı 187.500 m², komisyon tarafından hesap edilen alanların toplamı ise 221.000 m² olup, tapu miktar fazlası bulunmamaktadır. Taşınmazalar ait komisyon paftası ile kadastral pafta fen bilirkişi marifeti ile çakıştırılmış ve iki paftanın da örtüştüğü anlaşılmıştır.
(Resim-1) Fen bilirkişi raporunda incelenen taşınmazlara ait 19 57... tarihli hava fotoğraflarında, taşınmazların o tarihlerde ekili olduğu ve komşusu tarım arazileri ile aralarında sınırların mevcut olduğu görülmüştür. (Resim 9-12) Ziraat bilirkişi raporunda da 1 21... ve 7 parsel sayılı taşınmazların ve komşusu parsellerin üzerinde uzun yıllardır tarım yapılan arazilerden olduğu belirtilmiştir.
Mahkememizce icra edilen keşiflerde dinlenilen mahalli bilirkişiler parsellerin kendilerini bildiklerinden beridir tarla olarak kullanıldığını, taşınmazların mera olamayacağını ve davalılara ait olduğunu belirtmişlerdir.
Dava konusu 1 31... ve 14 parsel sayılı taşınmazlar yüzölçümü toplamı eylemli olarak 106400 m² gelmekte olup, iki parsele de uygulanan 26.04.1951 tarih ve 175 sıra numaralı tapu kayıt miktarı ise 40000 m² gelmektedir. Parsele uygulanan tapu kaydı hudutları şahıs arazileri ve kadim yol okumakta olup, tapu kaydı sabit hudutludur. Komşusu 1 32... mera parseli ile taşınmazlar arasından mahalli bilirkişi beyanlarına göre kadim olduğu anlaşılan yol geçmektedir.
1 31... parsel sayılı taşınmaz 54 numaralı Toprak Komisyonu Başkanlığı tarafından yapılan 1963 tarihli belirtme ve ölçüye göre 1 31... parsel 31L-32L paftası, 25... parsel, 55 dönüm. 1 31... parsel sayılı taşınmaz aynı pafta 25... parsel 53 dönüm olarak ... adına tespit görmüş ve tapuya karşılık bu alanlar ...'e terk edilmiştir. Dayanak tapu miktarı 40000 m², komisyon tarafından davalıya terk edilen alanların toplamı ise 108.000 m² olup, tapu miktar fazlası bulunmamaktadır.
Taşınmazlara ait komisyon paftası ile kadastral pafta fen bilirkişi marifeti ile çakıştırılmış ve iki paftanın da örtüştüğü anlaşılmıştır. (Resim-2) Fen bilirkişi raporunda incelenen taşınmazlara ait 19 57... tarihli hava fotoğraflarında, taşınmazların o tarihlerde ekili olduğu ve komşusu tarım arazileri ile aralarında sınırların mevcut olduğu görülmüştür.
(Resim 10-12) Ziraat bilirkişi raporunda da 1 31... ve 14 parsel sayılı taşınmazların ve komşusu parsellerin üzerinde uzun yıllardır tarım yapılan arazilerden olduğu belirtilmiştir. Mahkememizce icra edilen keşiflerde dinlenilen mahalli bilirkişi ..., taşınmazın kendini bildiğinden beridir tarla olarak davalılar tarafından kullanıldığını, fakat önceden tarlanın bu kadar geniş olmadığını, taşınmazın yola doğru genişlemiş olduğunu ifade etmiştir.
Diğer mahalli bilirkişi ... ise taşınmazın kendini bildiğinden beridir tarla olarak davalılar tarafından kullanıldığını, fakat miktarına ilişkin bir şey bilmediğini belirtmiştir. Mahalli bilirkişi ...'ın beyanı karşısında 1957 tarihli hava fotoğrafında taşınmazların yola kadar tamamıyla kullanıldığı görüldüğünden mahalli bilirkişi beyanına karşılık bilimsel veri niteliğindeki hava fotoğrafına itibar edilmiştir.
Dava konusu 2 09... parsel sayılı taşınmazın yüzölçümü eylemli olarak 573216 m² gelmekte olup parsele uygulanan 26.04.1951 tarihli ve 177-180 sıra numaralı tapu kayıtları ve 21.10.1952 tarihli ve 301 sıra numaralı tapu kayıt miktarları toplamı 258500 m² dir. Taşınmaz 54 numaralı toprak komisyonunca 28-N paftasında 53... parsel, 586.000 m² ... adına tespit görmüştür. Kadastral pafta ve komisyon paftasının çakıştırılması neticesinde iki paftanın da örtüştüğü görülmektedir.
İptali istenilen tapu kayıtlarına bakıldığında kaydın 3 hududu da hali okumakta olduğu, eylemli olarakta taşınmazın kuzey ve doğu hududunun mera, güney hududunun taşlık, tescil harici boş alan ve ham toprak olduğu görülmektedir.
Taşınmaza ait 1953 tarihli hava fotoğrafının incelenmesinde, taşınmazın yalnızca kuzey kısmında ufak bir kısmın kullanılır olduğu etrafının mera arazileri ile çevrili olduğu, 19 55... tarihlerinde bu kullanımının aynen devam ettiği, 1987 tarihli hava fotoğrafında ise taşınmazın tamamen sürülü olduğu ve etrafındaki mera arazilerinden ayrıldığı görülmektedir.
Ziraat bilirkişi raporunda ise taşınmazın üzerinde uzun yıllardır tarım yapılan arazilerden olduğu, çevresindeki mera parselleri ile taşınmaz arasında ayırıcı bir unsur bulunmadığı ve meraya doğru genişlemeye uygun yapısı olduğu belirtilmiştir. Mahalli bilirkişiler de taşınmazın eskiden bu kadar büyük olmadığını ifade etmişlerdir.
Dava konusu taşınmazın komşusu mera arazileri ile arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunmadığı, hava fotoğraflarında da taşınmazın mera arazisinden açılarak oluşturulmuş olduğu bu durumun mahalli bilirkişi beyanları ile desteklendiği bu haliyle çekişme konusu 2 09... parsel sayılı taşınmazın meradan açılmak suretiyle oluştuğu ve mera bütünlüğünü bozduğuna kanaat getirilmiş olup davanın bu parsele ilişkin olarak kabulüne, taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir.
Birleşen dosya davacısı ... kendisine ait 17.11.2002 tarihli ve 150 cilt, 96 sırada kayıtlı taşınmazın kadastro çalışmaları esnasında 2 09... parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğünü, söz konusu taşınmazı ise davalılardan satın aldığını iddia edip taşınmazın kendi adına tescilini talep etmiştir.
Dava konusu 2 09... parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağında tespite dayanak yapılan tapu kayıtları gösterilmiş olup bu 3 tapu kaydının içinde davacının iddiası olan tapu kaydı bulunmamaktadır.
Ayrıca tapu müdürlüğünün 10.08.2021 tarihli cevabi müzekkeresi ekinde ... adına kayıtlı 17.12.2022 tarih, 96 sahife, 15. Sırada kayıtlı taşınmazın uygulanamayan tapu kaydı olduğu, müzekkere üst yazısında davacının bildirmiş olduğu tapu kaydının tespit edilememiş olduğu, bu kayda dayanarak davacının tapu tarihini yanlış bildirmiş olabileceği, keşifte dinlenilen mahalli bilirkişilerin de davacıyı taşınmazı kullanırken hiç görmediklerin beyan etmeleri üzerine birleşen dosya davacısının davasının reddine karar verilmiştir.
Aksi durumun kabulü halinde dahi mera arazileri üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi neye ulaşırsa ulaşsın mülkiyet hakkı kazandırmayacağından, birleşen dosya davacısının bu sebeple mahkememizce mera olduğu kabul edilen 2 09... parsel sayılı taşınmaz üzerinde hak iddia etmesi mümkün görülmemekle, asıl ve birleşen dosya için yukarıdaki argümanlar ve mahkememizin vicdani kanaati doğrultusunda aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir ..." denilerek,
asıl davanın kısmen kabulüne, dava konusu 1 21... , 7, 1 31... ve 14 parsel sayılı taşınmazların davalı ... mirasçıları adına tarla vasfıyla tesciline, 2 09... parsel sayılı taşınmazın mera vasfıyla özel siciline yazılmasına, birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, asıl dosya davacısı Hazine vekili, birleşen dosya davacısı ... vekili, davalı ... vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre,
İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/4647, K. 2025/7000, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama