KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/4865 E., 2024/8017 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/144 E., 2023/220 K.
- Dava türü
- Vakıf üyeliğinin ve prim miktarının tespiti istemli
- Dava tarihi
- 22/10/2014
- Karar
- Davanın Banka yönünden husumetten reddine, davalı Vakıfyönünden kabulüne
Karar Metni
777 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki vakıf üyeliği ile ödenmesi gereken prim miktarının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı banka yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, davalı Vakıf yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı Vakıf vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava dilekçesinde, davacı ...'nin 1982 yılından 2002 yılına kadar davalı ...de güvenlik görevlisi olarak çalıştıktan sonra 2002 yılında emekli olduğunu, işe başladığında davalı vakfa üye yapılarak maaşından prim kesildiğini, emekli olduktan sonra kendisine primlerinin iade edilip vakıf üyeliğinden rızası dışında çıkarıldığını, ancak vakıf senedinde de belirtildiği üzere İş Bankası ...nin her çalışanının vakfın doğal üyesi olduğundan vakıf üyeliğinden çıkarılması ve daha sonra üyeliğe kabul edilmemesinin vakıf senedine ve vakfın kuruluş amacına aykırı bulunduğunu,
taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinde davacının daimi personel gibi sosyal yardımlardan yararlanacağı kararlaştırılmış olmasına rağmen munzam vakıf yardımlarından yararlandırılmadığını, bu nedenle davacının davalı vakfa üyeliğinin, davacının ödemesi gereken üyelik primlerinin ve iş veren prim paylarının tespiti ile bu paylardan davalı bankanın da sorumlu olduğuna karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece ilk kararı ile, davacının 2002 tarihinde emekli olmasından itibaren on yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra davanın 22.10.2014 tarihinde açıldığından zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle Dairemizce "zamanaşımı süresinin geçmediği ve işin esasının incelenmesi gerektiği" belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma sonrası ikinci kararı ile, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davanın; davalı banka yönünden husumet yokluğundan, davalı vakıf yönünden ise hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmekle Dairemizin 06.04.2022 tarihli ve 2021/2810-2022/3376 sayılı ilamı ile; "...Yönetmelikte yapılan bu değişiklik üzerine davacı tarafından 08.11.2005 tarihinde vakfa yazılı müracaatta bulunduğu, davacı ile vakıf arasında borçlanma nedeni ile vakfa ödenecek miktar konusunda ihtilaf oluştuğu, vakıf tarafından, işveren katkı payının da davacıdan talep edildiği anlaşılmakla;
açılan davanın, yönetmelikle belirlenen süre içerisinde vakfa müracaat edilmesi nedeniyle mahkemece, davalı vakıf aleyhine açılan davanın süresi içinde açıldığı kabul edilerek işin esasına girilip, iddia doğrultusunda toplanan ve toplanacak deliller doğrultusunda oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davanın hakdüşürücü süreden reddi doğru görülmemiştir." gerekçesi ile mahkeme kararı ikinci defa bozulmuştur.
Mahkeme son kararı ile; davalı ...Ş. yönünden pasif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle davanın reddine; diğer davalı ...Ş. Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfı aleyhine açılan davanın kabulü ile; davacının Türkiye İş Bankası A.Ş Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Sandığı Vakfının 15.07.1982-31.01.2002 tarihleri arasında üyesi olduğunun tespitine ve davacının işveren katkı payı dışında ödemesi gereken katılım payının 3.757,51 TL ana para ve bu katılım payına 22/10/2014 dava tarihine kadar işlemiş yasal faizinin 14.288,23TL olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davalı vakıf vekili verdiği temyiz dilekçesinde; vakıf mevzuatı uyarınca talebin hak düşürücü sürenin dolmasından sonra yapıldığını, davacının Yönetmelikte belirtilen 30.12.2005 tarihine kadar yazılı talepte bulunmak ve yine 30.12.2005 tarihine kadar borçlandığı süreye ilişkin prim, aidat ve katılma payları ile ölüm yardımı aidatlarının tamamını ödemediğini, açıklanan ve re'sen gözetilecek sebeplerle mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, davalı vakıf senedinde 2005 yılında yapılan değişiklik sonucu davacının vakıf üyesi olduğu ile davalı vakfa ödemesi gereken prim miktarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, Mahkeme kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Vakıf vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/4865, K. 2024/8017, 26 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama