KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/5235 E., 2024/2403 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2024
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1920 E., 2023/529 K.
- Karar
- İstinaf Başvurusunun Kabulüne
- İlk derece mahkemesi
- Kdz. ...Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/6 E., 2021/20 K.
Karar Metni
1.323 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisine şeklinde karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kullanım kadastrosu sırasında, Zonguldak ili ...ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 218 ada 1 parsel sayılı 4.993,13 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, " 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 1985 yılından beri 1 hissesinin ..., 1 hissesinin ...'nın kullanımında olup, üzerindeki kargir iki katlı ev ve fındık ağaçlarının da aynı kişilere ait olduğu " şerhi yazılarak, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Zonguldak ili ...ilçesi ... Köyü 218 ada 1 parsel sayılı taşınmazın müşterek muris ...'dan intikal ettiğini ve taksim edilmediğini ileri sürerek, taşınmazın beyanlar hanesindeki davalılar adına olan kullanım şerhinin iptali ile miras payı oranında davacı adına kullanım şerhi verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda.
"Dava konusu taşınmazın tarafların murisi ... tarafından satın alındığı, ev yeri ve bahçesi olarak kullanıldığı, taşınmaz üzerine ev yaptırıldığı ve kullanıldığı, aynı zamanda taşınmaz üzerinde bulunan fındık ağaçlarının davalılar tarafından dikildiği, fındıkların bakımıyla kendilerinin ilgilendiği ve fındıkları kendilerinin topladığı, murisin vefatından sonra taşınmazın kullanımına bir kısım mirasçılar tarafından devam edildiği,
bunun yanında tarafların murisleri ... tarafından sağlığında taşınmazın evlatları arasında paylaştırılmadığı gibi ölümünden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek kendi aralarında taksim yapıldığının yöntemine uygun bir şekilde ispatlanamadığı,
bu durumda taşınmazın bir kısım mirasçılar tarafından sürdürülen zilyetliğin murisin tüm mirasçıları adına olduğunun kabulü gerektiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 218 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın tarla vasfıyla ... adına tapuya tesciline, beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın ve üzerinde bulunan 2 katlı kargir evin miras payları olan 1/5'er pay ile ...'nın mirasçıları; ... , ..., ..., ... ve Bilsen Keskin'in kullanımında bulunduğu,
taşınmaz üzerinde bulunan fındık ağaçlarının 1/2'sinin ...'ya, 1/2'sinin ...'ya ait olduğu" şerhinin yazılmasına karar verilmiş; hükme karşı, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
"İlk Derece Mahkemesi kararının kabul gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacı, dava dilekçesinde miras payı oranında kullanıcı olduğuna ilişkin şerh düşülmesini talep etmiş olmasına rağmen taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak taşınmaz ve üzerinde bulunan 2 katlı kargir ev hakkında tüm mirasçılar adına kullanım şerhi verilmesinin yerinde olmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden esası ile ilgili olarak;
davanın kabulüne, çekişmeli 218 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın tarla vasfıyla ... adına tapuya tesciline, beyanlar hanesine.
"6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın ve üzerinde bulunan 2 katlı kargir evin miras payı olan 1/5 payının davacı ..., kalan 4/5 payın eşit hisse ile davalılar ... ile ... kullanımında bulunduğu, taşınmaz üzerinde bulunan fındık ağaçlarının 1/2'sinin ...'ya, 1/2'sinin ...'ya ait olduğu" şerhinin yazılmasına karar verilmiş ve işbu karar, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın tarafların müşterek murisi ...'dan intikal ettiği ve taksim edilmediği, bir kısım mirasçının taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin tereke adına olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ve davalı ...'nın istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin kabul gerekçesinde isabetsizlik bulunmadığı ancak dava, miras payına yönelik olarak açıldığı halde taşınmaz ve üzerinde bulunan 2 katlı kargir ev hakkında tüm mirasçılar adına kullanım şerhi verilmesinin yerinde olmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun kabulüyle yazılı olduğu şekilde yeniden esas hakkında hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava; kullanım kadastrosuna itiraza ilişkin olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4 üncü maddesi, " 6831 sayılı Kanun'un 20.06.1973 tarihli Kanun'la değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı,
kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle bu Kanun'un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir " hükmünü içermektedir.
"Kullanım kadastrosu" olarak isimlendirilen bu çalışmanın amacı, 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamındaki sahaları, fiili kullanım durumlarını dikkate alarak parsellere ayırmak ve bu taşınmazları Hazine adına tescil ederken, taşınmazlar üzerinde tespit günü itibariyle fiili kullanımı bulunanları ve muhdesatları tespit ederek tapunun beyanlar hanesinde göstermektir.
Kullanım kadastrosu sonucunda, hakkında tespit tutanağı düzenlenen taşınmazların beyanlar hanesinde yer alan ya da alması gereken kullanıcı ve muhdesat şerhlerine ilişkin olarak askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde, askı ilanından sonra ise genel mahkemelerde dava açılması mümkündür. 3402 sayılı Kanun'un Ek 4 üncü maddesi gereğince açılacak iş bu davalar, kullanıcı şerhine ilişkin olup, söz konusu taşınmazın mülkiyeti Hazineye ait olduğundan, bu davalarda mülkiyet hakkı bakımından değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Diğer taraftan.
6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2 nci maddesi gereğince, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi, yeni orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köyler halkının yerleştirilmesi ve orman köylülerinin kalkındırılmasının desteklenmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacına yönelik çıkarılan 26.04.2012 tarihli ve 28275 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren,
19.04.2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun'un genel gerekçesinde de, "... bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş ve ormana geri dönüşümü artık mümkün bulunmayan ve özellikle yerleşim alanı olarak işgal edilerek kullanılan bu alanlarda; imar planları yapılamaması yüzünden şehircilik anlayışı ve planlama ilkelerine aykırı oluşmuş çarpık yerleşim alanlarının varlığı nedeniyle düzenli ve planlı kentleşmenin yapılamadığı,
oluşan fiili durum sonrasında bu alanlardaki yerleşim yerlerine götürülmek zorunda kalınan kamu yatırımlarının yapılmasının zorluğu, bu alanların orman sınırları dışına çıkartıldıkları tarihler itibarıyla yaklaşık 10 ilâ 30 yıldır herhangi bir bedel ödenmeksizin kullanıcılarının tasarrufunda bulunduğu ve bu alanların kullanıcıları tarafından haricen yapılan satışlarla el değiştirdiği, bu yerlere ilişkin olarak Devlet ile vatandaşlar arasında uzun süren hukukî ihtilafların meydana geldiği, Devletin bu yerleri tasarruf edememesi sebebiyle önemli ölçüde gelir kaybının oluştuğu " belirtilerek,
orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazlarla ilgili fiili durumun hukuki zemine kavuşturulmasının zorunluluk haline geldiği ifade edilmiştir.
Şu halde; yukarıda açıklandığı üzere, kullanım kadastrosunun, taşınmazların fiili kullanım durumlarını belirlemeye ve bu fiili durumun hukuki zemine kavuşturulmasını sağlamaya yönelik bir çalışma olduğu gözetildiğinde, muristen kalan ve mirasçılardan bir ya da bir kısmının fiili kullanımında bulunan taşınmazlara yönelik davalarda, bir ya da bir kısım mirasçının uzun süreli kullanımına diğer mirasçılar tarafından karşı çıkıldığı ve bu hususta taraflar arasında uyuşmazlık bulunduğu ispatlanamıyorsa, bir diğer ifade ile taşınmaz üzerindeki fiili kullanımın tereke adına sürdürüldüğü ortaya konulamıyorsa,
fiili kullanıma değer verilmesi gerektiği şüphesizdir. Konuya ilişkin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 20.04.2022 tarihli ve 2023/8 - 561 Esas, 2024/125 Karar sayılı kararında da bu hususlar aynen benimsenmiştir.
Somut olayda; mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının beyanları ile 1987 yılında öldüğü anlaşılan tarafların müşterek murisi ...'nın ölümünden bu yana dava konusu taşınmazın davalılar tarafından kullanıldığı sabit olup, bu kullanıma diğer mirasçının / mirasçıların karşı çıktığına ya da taraflar arasında bu hususta ihtilaf yaşandığına ve yahutta davalıların taşınmazdaki fiili kullanımlarını tereke adına sürdürdüklerine dair dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığına göre, davalıların fiili kullanımına değer verilmesi gerekir.
Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince, açıklanan gerekçelerle, çekişmeli taşınmazı uzun süredir kullandığı anlaşılan ve hükmü temyiz eden davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/5235, K. 2024/2403, 3 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama