İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/6152 K.2025/3318

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz…

Esas2023/6152Karar2025/3318Tarih24 Nisan 2025Okuma8 dk · 1.537 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2023/6152 E., 2025/3318 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
24 Nisan 2025
Mahkemesi
Kadastro Mahkemesi
Sayısı
2023/23 E., 2023/191 K.
Karar
Davanın reddine
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.537 kelime·8 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

Kadastro sırasında, Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 123 ada 2 parsel sayılı 8.472,67 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, bağ vasfıyla ¼'er payla davalılar adına tespit edilmiştir.

Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde. Diyarbakır ili ... ilçesi ...

Mahallesinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında dava konusu 123 ada 2 parselin davalılar adına tespit edildiğini, yapılan tespitin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davalıların davaya konu taşınmaz üzerinde zilyetlik ve kullanımının bulunmadığını, zilyetlik şartları bulunmamasına rağmen hukuka aykırı olarak tespit işlemi yapıldığını, İdarenin teknik elemanlarınca yapılan incelemede de geçmiş yıllarda herhangi bir kullanımın, zilyetliğin bulunmadığının tespit edildiğini, taşınmazın orman olma ihtimalinin de mevcut olduğunu beyan ederek,

kadastro tespitinin iptali ile dava konusu taşınmazın vasfının orman olduğunun tespiti halinde orman vasfıyla, aksi halde ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... dava konusu taşınmazın 1952 tarihli memleket haritasında; güney bölümünün üzüm bağı, kuzey bölümünün ziraat yapılan yer olarak gösterilen araziler arasında kaldığı, 1951 tarihli hava fotoğrafında taşınmazın sürülü olmadığı, 1967 ve1984 yıllarına ait hava fotoğraflarında taşınmazın içerisinde üzüm bağına ait emarelerin bulunduğu ve taşınmazın sürülü olduğu, 2002 ve 2011 yıllarına ait hava fotoğraflarında da taşınmazın içerisinde üzüm bağına ait emarelerin bulunduğu ve taşınmazın sürülü olmadığının tespit edildiği,

taşınmaz ile ilgili yapılan mera araştırmasında da mera tahsis kararının bulunmadığı, yine taşınmazın mera sınırının bulunmadığı, bu haliyle dava konusu taşınmazın orman, mera gibi kamu mallarından olmadığı, keşif sırasında; taşınmaz zemininde sıralı nizami olarak dikilmiş ürün verebilecek nitelikte ve üzerilerinde siyah üzüm salkımı olan üzüm teveklerinin bulunduğunun gözlemlendiği, yine dosyada bulunan raporlardan ve fotoğraflardan taşınmaz üzerinde meyve verme kabiliyetleri olan nizami normla dikimi yapılan kültür çeşidi bağ teveklerinin mevcut olduğunun anlaşıldığı, tespit ve mahalli bilirkişilerin ağırlıklı beyanlarında;

taşınmazın davalılara üst soyundan intikal ettiği ve 50-60 senelik üzüm bağı olduğu, taşınmazın bulunduğu köyde 1994 yılında terör olaylarının meydana geldiği, bu dönemden sonra davalıların ara ara günübirlik gelip üzüm bağının bakımını yaptıkları belirtilmiş olup tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde taşınmazın nizasız ve fasılasız olarak, 20 yılı aşkın süredir, üzüm bağı olarak kullanılmak suretiyle ekonomik amaca uygun zilyet olunduğu, davalılar lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17. maddelerindeki şartların gerçekleştiği ..." gerekçesiyle davanın reddine, davaya konu Diyarbakır ili ... ilçesi ...

Mahallesi ..

Arkası mevki 123 ada 2 parsel sayılı 8.472,67 m²lik taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince; "... dava konusu taşınmazın mera, orman gibi yerlerle ilgisinin bulunmadığı, dosya kapsamındaki hava fotoğrafları, keşif yapıldığı tarihte taşınmazın durumu ve ziraat bilirkişi heyeti raporu birlikte incelendiğinde taşınmazın keşif günü sürülü olduğu, üzerinde 40-50 yaşlarında 3x3 nizami dikim formunda üzüm teveklerinden oluşan bağ bulunduğu,

teveklerin meyve verme kabiliyetlerinin olduğu, civardaki diğer bağ parsellerine benzer özelliklere sahip olduğu, taşınmazın en az 40-50 yıl önce tarıma açıldığı; keşifte dinlenen yerel ve tespit bilirkişileri ağırlıklı beyanlarında, dava konusu taşınmazın yaklaşık 50-60 senedir bağ olarak kullanıldığını, davalı tarafın hiç ara vermeksizin taşınmazın bakımını yapıp taşınmaz üzerindeki bağın üzümlerini topladıklarını, köylerinde 1994 yılında meydana gelen terör olaylarında dahi davalıların taşınmazlarına sahip çıktıklarını, sürekli olarak gelip taşınmazın bakımını yaptıklarını ve taşınmaza 50-60 senedir zilyet olduklarını beyan ettikleri,

bu hali ile davalının, dava konusu taşınmaz üzerinde tespit tarihinden geriye doğru 20 yılı aşkın bir süredir nizasız, fasılasız ve malik sıfatı ile eklemeli zilyetliğinin bulunduğu, sonuç olarak kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz iktisabına ilişkin yasal şartların davalı yan lehine gerçekleştiği, keşfin usulüne uygun olarak yapıldığı, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu, aynı gün istinaf incelemesi yapılan Dairenin 2021/293 Esas sayılı dosyada dava konusu olan 123 ada 4 parsel sayılı taşınmazın işbu dava konusu taşınmazın bitişik komşusu olduğu,

bahsi geçen taşınmaz hakkında benzer şekilde yapılan hüküm kurmaya yeterli inceleme sonucunda Hazine davasının reddedilerek davalı gerçek kişiler adına tespit gibi tescile karar verildiği gibi taşınmazların komşuları olan 123 ada 6 parsel sayılı taşınmazın '...', 123 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ise 'susuz tarla' vasfıyla gerçek kişiler adına yapılan tespitlerinin itirazsız kesinleşmesi sonrasında tapuya tescillerinin yapıldığı da nazara alındığında İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu ..." gerekçesiyle davacının yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup,

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 28.11.2022 tarihli ve 2021/16008 Esas, 2022/9480 Karar sayılı ilamıyla; "....

İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmişse de dosya kapsamındaki hava fotoğraflarında taşınmazın kuzeyinden geçen derenin göründüğü, jeoloji mühendisi bilirkişinin raporunda taşınmazın sınırında yer alan dere yatağının yağışlı mevsimlerde taşkın oluşturabilecek nitelikte olduğu ve taşınmazın eğimli kısmının dere yatağının vadi yamacını oluşturduğundan bahsedilmesine karşılık derenin taşkın sahası etki alanında kalmadığı da belirtilmiş olup bu haliyle raporun kendi içinde çelişkili olduğunun anlaşıldığı,

İlk Derece Mahkemesince rapor içeriğindeki bu çelişki giderilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğu açıklanarak, sağlıklı sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve bir jeoloji mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif icra edilmesi ve yapılacak bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın dere yatağı olup olmadığı,

taşkın sahasında kalıp kalmadığı ve derenin yatak değiştirip değiştirmediği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmesi, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmeye çalışılması,

hava fotoğraflarının uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi tarafından streoskopik yöntemle incelenmesi suretiyle taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, dere yatağı niteliğinde olup olmadığını, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığının belirlenmesine çalışılması,

jeoloji mühendisinden incelenen hava fotoğraflarından da yararlanılmak suretiyle taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, dere yatağı niteliğinde olup olmadığını, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığını, halen dere yatağında kalıp kalmadığını, dere yatağında kalmıyorsa derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığını bildirir, önceki raporu da irdeleyen ve çelişkileri gideren, ayrıntılı,

gerekçeli ve krokili rapor alınması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "... taşınmazda 1951, 1967, 1975 ve 1984 yıllarında tarımsal faaliyetin, bağ teveklerinin bulunduğu, imar - ihyanın tamamlanmış olduğu, incelenen hava fotoğraflarından taşınmazın sınırında bulunan dere yatağının hiçbir dönem yatak değiştirmediği ve sabit kaldığı, dere ile arasında yaklaşık 4 metre kadar kot farkı bulunduğuna yönelik harita mühendisi bilirkişi raporundaki tespitler, taşınmazın dere yatağı niteliğinde olmadığı, dere yatağından kazanılmadığı, dere yatağının etkisinde bulunmadığı, dere ile arada 3-4 metre kot farkı bulunduğu,

hava fotoğraflarından ve arazide yapılan gözlem ve incelemede derenin zaman içinde doğal nedenlerden kaynaklı herhangi bir yatak ve yön değişimi olmayan bir dere yatağı yapısına sahip olduğu, belirgin kot farkından dolayı taşınmazın derenin taşkın riski altında kalmasının mümkün olamayacağına yönelik jeoloji mühendisi bilirkişi raporundaki tespitler, keşif sırasında dinlenen tespit ve mahalli bilirkişilerin birbiri ile örtüşen taşınmazın davalıya ait olduğu, terör nedeniyle köyün boşaltıldığı 1994 yılına kadar sürekli bağ olarak kullanıldığı,

sonrasında ise davalıların bağın düzenli olarak bakımını yapamasa da üzümleri seneden seneye topladığı, taşınmazın sınırında bulunan derenin hiçbir zaman yatak değiştirmediği, suyun çok olduğu zamanlarda bile kendi yatağında aktığına ve su seviyesinin taşınmaza kadar yükselmediğine ilişkin beyanları, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğuna yönelik orman mühendisi raporundaki tespitler, taşınmazın civardaki diğer üzüm bağlarına benzer nitelikte bağ vasfında olduğu, üzerinde yer alan ağaçlarının kültür bitkisi olduğu,

taşınmazın imar ve ihyasının tamamlandığına yönelik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu raporundaki tespitler, her ne kadar hava fotoğraflarına göre taşınmazın 2002, 2011, 2016 ve 2018 yıllarında parselin sürülü olmadığı tespit edilse de taşınmazda bağ teveklerinin mevcudiyetini bu tarihlerde de sürdürmesi ve dinlenen yerel bilirkişi beyanlarına göre davalıların bağın ürünlerini seneden seneye toplaması nedeniyle taşınmazdaki zilyetlik iradesini devam ettirdiğinin anlaşılmış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde,

davalı tarafların taşınmazı terk etmediğinin ve kadastro tespit tarihine kadar daha önce imar-ihya ettiği taşınmazın üzerindeki zilyetliğini mevcut bağın hasadını yapmak suretiyle devam ettirdiğinin anlaşıldığı, kadastro çalışmaları sırasında davalılar lehine 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerindeki şartların teknik bilirkişi raporları ve mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanları doğrultusunda gerçekleştiği ..." gerekçesiyle, davanın reddine ve dava konusu Diyarbakır ili ... ilçesi ...

Mahallesi ... Arkası mevki 123 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de var olmadığına göre,

İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle; İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/6152, K. 2025/3318, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/6152
Karar No
2025/3318
Tarih
24 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/6153 K.2025/2698
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/6153 K.2025/2295
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2023/6163 K.2025/7008
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/6165 K.2025/5994
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2023/6167 K.2025/6222
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/6171 K.2025/3160

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.