KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/946 E., 2024/6846 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/116 E., 2018/24 K.
- Karar
- Davanın reddine
Karar Metni
893 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı; Çankırı ili Çerkeş ilçesi Göynükçukuru köyünde kain 160 ada 17 sayılı parselde kayıtlı taşınmazın babası ...'nın nizasız fasılasız uzun yıllardır zilyetliğinde iken ölümüyle mirasçılarına kaldığını, taşınmaza 1986 dan beri zilyet olduğunu, vergilerini ödediğini, ancak yapılan kadastro çalışmalarında taşınmazın Hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmazın 127 ada 921 parsel sayılı orman parseli içinde kaldığı, mahkemece davalının herhangi bir tapu kaydına dayanmadığı, zilyetlik ve vergi kaydına dayandığı, zilyetliğe dayanarak kadastro askı süresi olan 29.12.1992 tarihinden 28.1.1993 tarihine kadar iş bu davayı kadastro mahkemesinde açması gerektiği, askı ilânından sonra 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 11/1 inci maddesi uyarınca tapuya dayanılarak ve 10 yıllık süre içinde tapu iptal ve tescil davası açılabileceği gibi taşınmazın güney ve batı sınırının orman olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.12.2014 tarihli ve 2014/6046 Esas, 2014/10162 Karar sayılı ilamı ile; dava konusu yerin parsellerinin davacının dava dilekçesi ile bilirkişi raporunda farklı olduğundan davacıya dava konusu yer açıklattırılarak dava konusu yere ilişkin tapu kaydı, kadastro tutanağı ile yörede yapılan orman sınırlandırılmasına ilişkin orman tahdit evraklarının getirtilmesi gerektiği,
orman kadastrosuna itiraz davalarının 10 yıl içinde zilyetliğe dayalı olarak açılabileceği dikkate alındığında tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık süre içerisinde tapuya dayalı olsun veya olmasın kadastrodan önceki sebeplere dayalı olarak dava açılabileceğinden, evraklar getirtildikten sonra hak düşürücü sürenin dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği, davanın on yıllık süre içinde açılması halinde delillerin toplanarak işin esasına geçilip, taşınmazın öncesinin orman olup olmadığı araştırılması gerektiği, mahkemece, eski tarihli memleket haritası,
hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenerek; orman araştırması yapılması gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının dava dilekçesinde 160 ada 17 parsel sayılı taşınmazla ilgili talepte bulunduğu, ancak ilgili yerde mahkeme heyeti tarafından mahalli ve teknik bilirkişiler eşliğinde yapılan keşifte söz konusu yere gidildiğinde, davacı tarafından fiiliyatta istenilen ve el ile gösterilen yerin kadastro bilirkişileri tarafından yapılan tespit ile 127 ada 921 nolu parsele tekabül ettiği ve mahalli bilirkişilerin de aynı şekilde bu ada ve parselin davacıya ait olduğu yönünde beyanda bulundukları,
davacının dava konusu ada ve parselde keşif sırasında kendisine ait olmayan yeri dava konusu yaptığı ve asıl iptal ve tescili istenilen yerin ise dava konusu yapılmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, keşif ile birlikte dava konusu yerin kesin olarak belirlendiği, maddi hatanın tashihi için tarafına süre verilmesi gerekirken davanın reddine karar verildiği iddiasıyla kararı temyiz etmiştir.
Somut olayda; davacının, Çankırı ili Çerkeş ilçesi Göynükçukuru köyü 160 ada 17 sayılı parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmalarında Hazine adına tescil edildiğini ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep ve dava ettiği, ancak davacının 26.07.2017 tarihli keşifteki beyanında hak iddia ettiği yerin Çankırı ili Çerkeş ilçesi Göynükçukuru köyü 160 ada 17 sayılı parsel olmadığı, Çankırı ili Çerkeş ilçesi Göynükçukuru köyü 127 ada 921 sayılı parsel sayılı taşınmaz olduğu, dava dilekçesinde söz konusu yaptığı taşınmazla ilgili hak iddiasının olmadığını belirttiği görülmüştür.
Dairemizce; davacının keşifte belirtmiş olduğu, Çankırı ili Çerkeş ilçesi Göynükçukuru köyü 127 ada 921 sayılı parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının ve kadastro tutanağının tüm tedavüllerinin temyiz incelemesi için Dairemize gönderilmek üzere Çerkeş Asliye Hukuk Mahkemesine geri çevirme kararı verilmiş, Çerkeş Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12.11.2014 tarihli cevabi yazısında mahkemece Çerkeş Tapu Müdürlüğüne 06.11.2024 tarihinde müzekkere yazıldığı, Tapu Müdürlüğünün 11.11.2024 tarihli müzekkere cevabında taşınmazın tescilinin yapılmadığı, Çerkeş Kadastro Mahkemesinin 2005/24 Esas sayılı dosyasında davalı olarak görüldüğünün tespit edildiğini bildirdikleri görülmüştür.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında.
Çerkeş Tapu Müdürlüğünün 11.11.2024 tarihli yazısında belirtmiş olduğu, Çerkeş Kadastro Mahkemesinin 2005/24 Esas sayılı dosyasının temin edilerek, incelenmesi ve inceleme sonucu görev hususu düşünülmesi, davacının talebinin maddi hata olup olmadığı hususu üzerinde durulması, söz konusu dava dosyası getirtildikten sonra eldeki dosyada usul ya da esasa ilişkin hüküm kurulurken gözönünde bulundurulması, duruma göre 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 27 nci maddesi uyarınca görevsizlik kararı ve dosyanın Kadastro Mahkemesine resen devri hususu düşünülmesi,
oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğinden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması cihetine gidilmiş ve bozma nedenine göre de sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/946, K. 2024/6846, 25 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama