KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/1579 E., 2025/3312 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1757 E., 2023/1767 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Manisa Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/78 E., 2022/58 K.
Karar Metni
727 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, Manisa ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 104 ada 16 parsel sayılı 7.498,72 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Manisa ili ... ilçesi ... Mahallesi 104 ada 16 parsel sayılı taşınmazın yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit edildiğini, anılan taşınmaza ilişkin olarak davalı yönünden zilyetlik koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davaya konu taşınmazın orman kanunlarına ve zemin durumuna göre ilk tesis kadastrosu sırasında çalılık olarak tescil harici bırakıldığı, eğiminin %11.00 olduğu, toprak muhafaza karakteri taşımadığı, toprak muhafaza karakteri taşımaması nedeniyle 6831 sayılı Kanun'un 1/j maddesi gereğince orman sayılan yerlerden olmadığı, aynı zamanda da orman içi açıklığı olmadığı, bu husustaki bilirkişi raporlarının da aynı doğrultuda olup, en eski hava fotoğrafları ile de raporun uyumlu olduğu, taşınmazın orman olmadığı ve sonrasında da ormana dönüşmediği dolayısıyla orman sayılan yerlerden olmadığı;
taşınmazın zilyetlik yönünden incelenmesinde de taşınmaz üzerinde çok eski yıllardan beri tarım yapıldığı, taşınmazın imar ve ihyasının 1999 yılında tamamlandığı, o tarihten itibaren sürekli olarak tarla ziraati şeklinde kullanıldığı, 2016 yılında zeytin dikildiği, halen zeytinlik olarak kullanıldığı, taşınmazın zilyetliğinin kesintiye uğramadığı ve uzun süreden beri ekonomik katkı sağlanan bir yer olduğu, dolayısıyla taşınmazın tarıma elverişli hale getirilip, kadastro tespitinin en az yirmi yıl öncesinden beri davalı tarafından malik sıfatıyla çekişmesiz ve kesintisiz olarak kullanıldığı ve zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden olduğu,
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü ve 17 nci vd. maddelerine engel bir hususun olmadığı ..." gerekçesiyle, davanın reddine ve Manisa ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevki 104 ada 16 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince; "... dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak kullanıldığı,
imar-ihya faaliyeti tespit tarihinden geriye doğru 20 yıl öncesinden tamamlanan ve davalı tarafından nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla kullanılan taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü ve 17 nci maddesinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının davalı lehine gerçekleştiği, davanın reddine karar verilmesi ve 3402 sayılı Kanun'un 31/son maddesinde ülkenin tapu sicilinin kurulması için özel yetki ve görev verilen Kadastro Mahkemesince davalı lehine takdir edilen vekalet ücretinin uygulama ve kanuna uygun olduğunun anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar,
taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davalı yararına zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de.
2004 yılı uydu görüntüsü üzerinde yapılan incelemede, taşınmaz üzerinde tarımsal bir faaliyet olmadığının ve 2011 yılı uydu görüntüsünde ise taşınmazın kuzey ve kuzeybatı kısmında çalılıklar bulunduğunun görüldüğünün tespit edilmiş olması ve teknik bilirkişilerin 03.02.2021 havale tarihli raporunda da zeytin ağaçlarının 3-4 yaşında olup 1999 yılında taşınmazda kısmı kullanım bulunduğunun belirtilmesi karşısında, taşınmazdaki imar - ihya faaliyetinin 2004 yılı ve sonrasında tamamlandığının kabulü gerekmekte olup, bu durum karşısında İlk Derece Mahkemesince,
imar - ihyanın tamamlandığı tarih ile kadastro tespitinin yapıldığı 2020 yılına kadar 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü ve 17 nci maddelerinde öngörülen kazanımı sağlayan zilyetlik süresinin dolmadığı ve buna bağlı olarak anılan Kanun maddeleri uyarınca davalı lehine kazanım koşullarının oluşmadığı gözetilerek, davanın kabulüne ve muhdesatlar yönünden kadastro tutanağının beyanlar hanesine davalı lehine şerh verilmesine hükmedilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1579, K. 2025/3312, 24 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama