İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/1790 K.2025/3089

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayısıyla yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk…

Esas2024/1790Karar2025/3089Tarih17 Nisan 2025Okuma10 dk · 2.086 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2024/1790 E., 2025/3089 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
17 Nisan 2025
Mahkemesi
Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2021/71 E., 2022/16 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.086 kelime·10 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayısıyla yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

Kadastro sonucunda ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 104 ada 184 parsel sayılı 8.898,29 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ormana sınır olup ... zilyetliğinde ise de belge ibraz edilmediğinden davalı Hazine adına tarla niteliği ile tespit ve tescil edilmiştir.

Davacı ... ve arkadaşları dava dilekçesinde, 104 ada 184 parsel sayılı taşınmazın 1938 tarihli ve 125 tahrir numaralı vergi kaydı ile ... oğlu ...'ın zilyetliğinde iken 1940 yılında vefatıyla mirasçıları arasında yapılan taksim ve ifraz neticesinde kök murisin kızı ...'a intikal ettiğini, taşınmazın muris .. de 1958 yılında ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile oğlu ..'ya intikal ettiğini ve muris ..'ında vefat etmesi nedeniyle taşınmazın kendilerine intikal ettiğini belirterek vergi kaydı ve eklemeli zilyetliğe dayanarak taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.

Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "taşınmazın orman olmadığı ve davacılara ait olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına eşit paylarla tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) (16.) Hukuk Dairesi'nin 27.11.2014 tarihli ve 2014/8701 Esas, 2014/14016 Karar sayılı kararıyla.

"İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, öncelikle taşınmazın bulunduğu bölgede orman kadastrosunun yapılıp yapılmadığının merciinden sorulup tespit edilmesi, yapılıp kesinleşmiş bir orman kadastrosunun varlığı halinde orman tahdit harita ve mazbataları, kesinleşmiş orman kadastrosunun bulunmaması durumunda ise bölgeyle ilgili hava fotoğrafları, amenajman planları,

1/25.000 ölçekli memleket haritası ile çekişmeli taşınmaza komşu olan parsellerin tutanak ve dayanaklarını oluşturan belgelerin getirtilip dosyanın ikmal edilmesinden sonra mahallinde yaşlı ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler yardımı ve üç kişilik ormancı ve zirai bilirkişi heyeti refakate alınarak yeniden keşif yapılması, ormancı ve zirai bilirkişi heyetinden arazinin niteliği, toprak yapısı konusunda ayrıntılı ve gerekçeli bilginin alınması, taşınmazın vasıflarının kesin olarak saptanması ve mahkeme gözleminin de keşif tutanağına yazılması,

taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında davacı tarafın dayanağını oluşturan vergi kaydı revizyon gördüğü komşu 104 ada 177 ve 183 sayılı parsellerde dikkate alınmak suretiyle uygulanıp, kapsamının belirlenmesi, yerel bilirkişilerin zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmesi, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden tanıkların beyanlarının alınması, taşınmazın öncesi ve tasarruf şekli hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilginin alınması,

ayrıca vergi kaydının kuzey sınırı olan “öz”ün niteliğinin jeolog bilirkişi marifeti ile belirlenerek "öz"ün ve doğu hududundaki “çalılık” ile güneydeki “harman”ın zilyetlikle kazanmaya elverişli olup olmadığının kesin olarak saptanması, yerel bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanlarının zemine uygunluğunun komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi,

beraberinde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan kaydın kapsamını belirtir keşfi takibe imkan verir ayrıntılı ve gerekçeli kroki ve raporun alınması ve bundan sonra mülkiyet belgesi olmaması nedeniyle zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemeyeceği de göz önüne alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, alınan beyanlar kapsamında dava konusu taşınmazın davacılara ait olduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adına eşit paylarla tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) (16.) Hukuk Dairesi'nin 19.10.2020 tarihli ve 2018/1427 Esas, 2020/4439 Karar sayılı kararıyla.

"İlk Derece Mahkemesi kararınında gerekçe bölümünde, toplanan delillerin tartışılıp değerlendirilmediği, sabit görülen vakıalara nasıl ulaşıldığı, bunlardan çıkarılan sonuçlar ile bunların hukuki sebeplerinin neler olduğu hususlarında açıklamanın yapılmadığı; “yapılan yargılama, keşif bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı itibariyle dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu, alınan beyanlar kapsamında dava konusu taşınmazın davacılara ait olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne” karar verildiğinin açıklanması ile yetinildiği, böyle bir açıklamanın "gerekçe" olarak kabulü mümkün bulunmadığı,

bu haliyle mahkemenin kararının gerekçe içermediği açık ve tartışmasız olup, denetime elverişli bir hukuki gerekçe gösterilmeden hüküm kurulmuş olması Anayasa'nın 141. ve HMK'nın 297. maddeleri hükmüne uygun bulunmadığı" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "dava konusu yerde yapılan ikinci keşif kapsamında vergi kaydının okunup yazılı hudutların yerel bilirkişilere zeminde gösterildiği, mahalli bilirkişilerin ısrarlı ve birbirlerini tamamlayıcı beyanlarında dava konusu yerin vergi kaydında "Çavdar yeri" olarak geçen yer olduğu ve ...'ın uzun yıllardır kullanımında olan yer olduğunun belirtildiği, dava konusu yerin güney sınırında davacıların amcalarının ve dava dışı .. isimli şahsa ait yer olduğunun mahalli bilirkişiler tarafından beyan edildiği,

harita mühendisi bilirkişiden alınan rapor kapsamında dava konusu yerin memleket haritaları, ortofoto hartası ve hava fotoğrafıyla çakıştırma işleminin yapıldığı, vergi kaydında geçen hudutların kadastro durumu üzerinde uygulanmasının yapıldığı, orman yüksek mühendisi ve orman mühendisi bilirkişi heyetinin düzenlendiği raporda dava konusu yerden geçen orman kadastrosu sonucunda dava konusu yerin orman sınırları dışında bırakıldığın, orman sınırının taşınmazın doğu sınırından geçtiği, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespit edildiği,

ziraat bilirkişisinden alınan raporda dava konusu taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu ve uzun zamandır tarla olarak ekilip biçilmediğinin belirtildiği, jeoloji mühendisi bilirkişisinin raporunda, dava konusu taşınmazın batı yönünde %30-40 eğiminin bulunduğunun, kuzeyinde yer alan özün sınırının topografik ve jeolojik olarak sınırının net olarak yerinde gözlemlendiğinin tespit edildiği, dava konusu yerin orman vasfında bulunmadığı ve uzun yıllar boyunca davacıların babası ...'ın zilyetliğinde bulunduğu, taşınmazın onun tarafından ekilip biçildiği,

her ne kadar mülkiyet belgesi olmaması nedeniyle zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemeyeceği dikkate alınsa da zilyetlikle kazanımın kadastro tespit tarihine kadar sağlandığı, çoğun içinde azı da vardır kuralı dikkate alındığında, taşınmazın davasız ve aralıksız olarak yirmi yılı aşkın bir süre malik sıfatıyla davacıların murisinin zilyetliğinde bulunduğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, 104 ada 184 parselde kayıtlı taşınmazın tapusunun iptali ile davacılar adına 1/3'er pay olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm; davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi eksik araştırma ve inceleme yapılarak karar verilmiştir. Şöyle ki, ilk bozma ilamında taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğe yönelik yapılan araştırma ile vergi kayıt uygulamasına yönelik araştırmanın yeterli olmadığı belirtilmesine rağmen, taşınmaza komşu taşınmazların kadastro tutanakları ve dayanakları, tapu kütük sayfaları ile birlikte getirtilerek, tutanaklarının dayanak kayıtlarının taşınmaz yönünü ne okuduğu üzerinde durulmamış, taşınmazı kapsadığı iddia olunan ve dava dışı taşınmazlara da revizyon gördüğü belirtilen 1938 tarihli ve 125 tahrir numaralı vergi kaydının kapsamı yöntemine uygun bir şekilde keşif sırasında belirlenmemiştir.

Diğer taraftan, İlk Derece Mahkemesince jeolog bilirkişisinden rapor alınmış ise de raporun içeriğinde uyduğu iddia olunan vergi kaydının kuzey sınırında "özün" zeminde mevcut olup olmadığı, zeminde mevcut ise taşınmazın aktif dere yatağında kalıp kalmadığı hususlarında rapor içeriğinde tespitler bulunmadığı gibi dereden kazanım olup olmadığı ve zilyetlikle kazanma şartlarının oluşup oluşmadığı hususları da belirtilmemiştir.

Öte yandan, ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın niteliği hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmadığı gibi rapor içeriğinde taşınmazın uzun süreden beri tarla olarak ekip biçilmediği ve üzerinde 1 adet elma ağacı bulunduğu belirtilmesine rağmen ağacın yaşı ve ekonomik bir değeri olup olmadığı belirtilmemiş ve ayrıca taşınmazın uzun süredir ekip biçilmediği belirtilmesine rağmen eski tarihli hava fotoğrafları incelenerek süre yönünden zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmemiştir.

İlaveten, dinlenilen mahalli bilirkişi tanıklardan davacı taraf yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığını denetlemeye elverir şekilde somut ve maddi olaylara dayalı yeterli beyan alınmamış, hüküm kurulurken mahalli bilirkişi ve tanıkların soyut beyanları ile yetinilmiştir.

Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihi olan 2003 yılından 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı taktirde bulunan tüm hava fotoğrafları getirtilerek) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden

getirtilerek dosya arasına konulmalı, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, uydu fotoğrafları ile memleket haritaları ilgili kurumlardan celbedilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan taşınmazın bulunduğu yerde yaşayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi,

jeolog bilirkişi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu ile taşınmaz başında Mahkeme hakiminin gözlemi tutanağa geçirilmek suretiyle yeniden keşif yapılmalı ve kadastro tespitinden geriye doğru 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki zilyetlikle kazanım şartları araştırılmalı, davacıların dayandığı vergi kaydı yöntemince zemine uygulanarak kapsamları belirlenmeli, vergi kaydının sınırları ayrı ayrı okunmak suretiyle yerel bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkânı sağlanmalı, sınırlar komşu parsel tutanak ve varsa dayanağı kayıt ve belgelerle denetlenmeli,

bu şekilde vergi kaydının taşınmazı kapsayıp kapsamadığı ve kapsamlarının neresi olduğu kesin olarak belirlenmeye çalışılmalı; mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazların sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazların kullanımlarına ara verilip verilmediği, önceki niteliklerinin ne olduğu,

Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, edilmişlerse ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı, sınırlarında dere, çay sınırı bulunan dava konusu taşınmazların dere/çayın taşkınına maruz kalıp kalmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı;

beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, mahalli bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanları komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli; vergi kayıt uygulaması ile zilyetlik araştırmasında önceki keşiflerde alınan beyanlarından da yararlanılmalı;

komşu parsellerin başka davanın konusu olduklarının anlaşılması halinde, ilgili dava dosyaları getirtilerek dava konusu taşınmazların niteliklerinin ve zilyetlik durumlarının değerlendirilmesi sırasında bu dosyalarda alınan beyan ve raporlar dikkate alınmalı, fen bilirkişisinden, davacıların dayandığı kaydın kapsadığı alanlar farklı renklerle gösterilerek, komşu taşınmazların varsa oluşumundaki dayanak kayıt ve belgeler uygulanmak suretiyle taşınmazın bulunduğu sınırları ne olarak okuduklarının belirlendiği, kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle kaydın sınır denetiminin yapıldığı ve kaydın kapsamının kesin olarak gösterildiği,

taşınmaz üzerinde tarafların kullanımındaki bölümler ile ve varsa vergi kaydının revizyon gördüğü parsellerin de dikkate alındığı; dava konusu taşınmazın geçmişteki ve kadastro sınırlarındaki değişmelerini irdeleyen, taşınmazın sınırında ve üzerinde kalan dere, yol vs. sınırlarını gösteren, somut bulgulara ve bilimsel esaslara dayanan, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve harita/kroki hazırlaması istenilmeli, jeolog bilirkişisinden, taşınmazın önceki ve halihazırdaki niteliğinin ne olduğu, dere/çay yatağından kazanılıp kazanılmadığı, derenin/çayın etkisi altında kalıp kalmadığı, derenin/çayın taşkın riski taşıyıp taşımadığı,

taşınmazın jeolojik yönden zilyetlikle iktisap edilmeye olanaklı yerlerden olup olmadığı ve vergi kaydında belirtilen "öz" sınırının zeminde mevcut olup olmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın tamamının veya bir kısmının zilyetlikle iktisap edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu açıklayan, zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini somut verilerle ortaya koyan, taşınmazın komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini, bitki desenini açıklayan,

önceki keşiflerde alınan ziraatçi bilirkişi raporlarının da değerlendirildiği ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, ayrıca taşınmazın komşu parsellerle arasındaki sınırları gösterir şekilde, mümkün olduğunca farklı yön, açı ve yükseklikten fotoğrafları çektirilerek,

fotoğrafların taşınmazın hangi kısmına ait olduğunun açıklanması ve fen bilirkişisinin yardımı ile çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin sınırlarının fotoğraflar üzerinde gösterilmesinin istenmeli, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını,

şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlenmesi istenmelidir.

Bu şekilde tespit gününe kadar davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı kesin olarak belirlenmek suretiyle vergi kaydının mülkiyet belgesi olmayıp zilyetlikle birleşmediği takdirde değer taşımayacağı ve 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, aynı çalışma alanında, zilyetlik yoluyla belgesizden, sulu arazide 40, kuru arazide ise 100 dönüm taşınmaz edinilebileceği hususlarının da üzerinde durularak ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

Mahkemece yukarıda detaylı şekilde açıklanan çerçevede araştırma ve inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1790, K. 2025/3089, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1790
Karar No
2025/3089
Tarih
17 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/1792 K.2025/6905
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/1802 K.2025/1753
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1802 K.2025/2468
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1807 K.2025/2120
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1815 K.2025/2244
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/1826 K.2025/1751

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.