Amasya ili Suluova ilçesi Cürlü köyünde kain 107 ada 6 parsel sayılı, 13.493,15 m2 (eski 315 parsel 14.200 m2) yüzölçümündeki taşınmaz, davacı adına tespit edilmiştir.
Davacı vekili özetle; kadastro çalışmaları sonrasında dava konusu taşınmazın yüzölçümünde eksilme meydana geldiğini ileri sürerek, kadastro işlemlerinin iptali ile taşınmazın 14.200 m2 yüzölçümüyle adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...uygulama kadastrosuna itiraz talebi ile açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; taraflara ait taşınmazlar arasındaki sınırın uygulama kadastrosu sırasında, 1972 yılında yapılan ilk tesis kadastrosunun fotogrametrik ölçü yöntemi ile yapıldığı, ölçü sınırlandırma ve hesaplama hatasının bulunmadığı, planimetre ile yüzölçümünün hesaplanmasında hesap hatasına rastlanılmadığı, yapılan 22/a uygulaması sırasında taşınmazın sınır tiplerinin belirlenmesinde hata yapıldığı,
her iki parsel arasındaki dava konusu sınırın parselin diğer sınırlarında olduğu gibi ilk tesis paftasının esas alınarak geçerli sınır tipinde belirlenmesi gerektiği, tesis kadastrosundan farklı ve hatalı belirlendiğinin bilirkişi raporuyla tespit..'' edildiği gerekçesiyle ''..dava konusu 107 ada 6 nolu parselin 22-a uygulaması ile hesaplanan 13.493,15 m2 miktarına bilirkişi raporunda EK-1 nolu krokide (A) harfi ile gösterilen 224,67 m2'lik kısmın ve (B) harfi ile gösterilen 647,13 m2'lik kısımların ilavesi ile davaya konu parselin yüzölçümünün düzeltilmesine.." karar verilmiş;
hükme karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 1972 yılında yapıldığı, paftaların fotografik yöntemle üretildiğinin bilirkişi raporunda belirtildiği, kadastro tespit tarihine en yakın 1964 tarihli hava fotoğrafının incelenmesinde taşınmazlar arasında sabit sınır bulunmadığı, tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastro paftasının çakıştırılmasında uygulama kadastrosunda 6 nolu parselden kesilerek 5 nolu parsele geçiş olduğunun anlaşıldığı, bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen kısımların 6 parsele eklenmesi gerektiği belirtilmek suretiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.