KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/2858 E., 2025/4784 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1720 E., 2024/185 K.
- İlk derece mahkemesi
- Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/319 E., 2021/469 K.
Karar Metni
1.055 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki taşınmaz üzerindeki orman şerhinin terkini, mümkün olmadığı takdirde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007. maddesinden kaynaklanan tazminat istemli davanın yapılan yargılaması sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Çekişmeli Sakarya ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 181 parsel sayılı 17.855,00 m² yüzölçümlü taşınmazın 03.11.1958 tarihli kadastro çalışmaları ile ... adına tespit ve tescil gördüğü, akabinde intikalen ve satış suretiyle davacı adına tescil edildiği, yörede 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu ve aynı Kanun'un 2/B madde uygulamasının 14.04.1989 tarihinde ilan edildiği, Orman İdaresi tarafından 12.02.2013 ve 228 yevmiye ile tapu kaydında orman sınırları içerisinde kaldığına dair şerh konulduğu ve taşınmazın fiilen orman sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmıştır.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Sakarya ili ... ilçesi ... köyü 181 parselde bulunan taşınmazın maliki olduğunu, intikal işlemleri yapmak isteyen davacının taşınmazın tapu kaydına 12.02.2013 tarihinde Devlet ormanı olduğu yönünde şerh konulduğunu öğrendiğini, İdareye yapılan başvurudan ise sonuç alınamadığını, anılan şerh nedeniyle davacının mülkiyet hakkının zarar gördüğünü belirterek öncelikle taşınmaz üzerindeki şerhin kaldırılmasını, aksi halde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL tazminatın davalı Hazineden faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılardan Orman İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın 1989 yılında orman olarak sınırlandırıldığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini ve davanın zamanaşımına uğradığını, husumetin Hazineye yöneltilmesi gerektiğini, taşınmazın kesinleşen kadastro çalışmalarına göre orman sınırları içerisinde kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
2. Davalılardan Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, öncelikle bu nedenle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, taşınmaza orman şerhi konulması konusunda Orman İdaresi yetkili olduğundan husumetin Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini, davacının henüz bir zararının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kabulüne, 221.340,59 TL tazminatın dava tarihi olan 15.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine; çekişmeli 181 parsel sayılı taşınmazın 25.03.2019 tarihli teknik krokide (A) harfi ile gösterilen 4.294,54 m²'lik kısmının davacı adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tesciline; (B) harfi ile gösterilen 8.040,93 m², (C) harfi ile gösterilen 4.177,23 m² ve (D) harfi ile gösterilen 1.342,32 m²'lik kısımlarının ise orman sınırları dışında kaldığından 12.02.2013 tarihli ve 228 yevmiye numarası ile davalı ... İdaresi lehine konulan şerhin bu kısımlara yönelik olarak kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili ve davalı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle müvekkile ödenmesine karar verilen tazminatın taşınmazın gerçek bedeline oranla oldukça düşük olduğu ve müvekkilin gerçek zararını karşılamadığını, kararın eksik inceleme sonucu verildiğini belirterek, hükmün kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı Hazine vekili istinaf başvuru dilekçesinde; hatalı bilirkişi raporuna itibar edilerek eksik inceleme ve araştırma ile gerekçeden yoksun, usul ve kanuna aykırı olarak karar verildiğini, çekişme konusu taşınmazın gerçek bedelinin saptanması gerekirken taşınmazın bedelinin yöntemince belirlenmediğini, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek, davacının zenginleşmesini sağlayacak şekilde tazminat miktarının belirlendiğini belirterek, hükmün kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
3. Davalı ... İdaresi vekili istinaf başvurusu dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ve araştırma neticesinde karar verildiğini, taşınmazın tamamının orman olduğunu, bu nedenle orman şerhlerinin kaldırılmasının söz konusu olmadığını, orman şerhlerinin kaldırılması yönünden idareleri aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesinin de doğru olmadığını, hükümde hesap hatası yapıldığını, fazla bölümün orman dışında kaldığından bahisle şerhinin kaldırıldığını belirterek, hükmün kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşmiş orman tahdit haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırmada çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün kesinleşen tahdit içerisinde yer aldığı ve 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesine dayalı açılan davalarda taşınmazın değerini belirlemeye yönelik araştırmada Kamulaştırma Kanununda belirtilen hususların hesaplamasında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle; yerinde olmayan istinaf itirazlarının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b/1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili ve davalı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 3. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taşınmaz üzerindeki orman şerhinin terkini, mümkün olmadığı takdirde 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369/1, 370 ve 371. maddeleri, 6831 sayılı Kanun ve 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi.
3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili ve davalı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/2858, K. 2025/4784, 23 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama