KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/3050 E., 2025/3816 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1498 E., 2024/200 K.
- İlk derece mahkemesi
- Suşehri Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/20 E., 2023/64 K.
Karar Metni
1.403 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Sivas ili .......................köyü çalışma alanında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerine göre 2007 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu çalışmasında, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; davacı ve murisinin maliki olduklarını belirttiği Sivas ili ... köyü .......... mevkindeki Temmuz 1931 tarihli ve 5 sırasına kayıtlı bulunan tapulu taşınmazın tarım arazisi olduğu halde, kadastro çalışmaları sırasında 101 ada 1 parsel olarak orman vasfıyla Hazineye tescil edildiğini, etrafındaki taşınmazların şahıs arazileri olduğunu beyan ederek, .............köyü 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tarım arazisi olduğunun tespitiyle tapu kaydının iptal edilerek davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin, 25.06.2020 tarihli ve 2016/536 Esas, 2020/213 Karar sayılı kararıyla, "keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanıklar, taşınmazın .............’a ait olduğu, ölümünden sonra İbrahim Kaluç tarafından kullanıldığı, onun ölümüyle ekim dikim yapılmadığı şeklinde beyanda bulunmuşlarsa da orman mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ile hava fotoğraflarından taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet yapılmadığı ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu,
ziraat mühendisi bilirkişi raporunda da taşınmaz üzerinde uzun yıllardır tarımsal faaliyet yapılmadığı" gerekçesiyle verilen, davanın reddine dair karar, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.02.2020 tarihli ve 2020/792 Esas, 2020/766 Karar sayılı kararıyla, "uzman orman bilirkişi raporunda eski tarihli belgelere dayalı araştırma yapılmadığı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde öncesinde orman tahdidi yapılıp yapılmadığının açıklanmadığı,
taşınmazların öncesini gösteren en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasının uygulaması yapılmadan tespitten 25 yıl öncesine ait hava fotoğrafı ve memleket haritasıyla yetinilmiş olduğu, çekişmeli taşınmaz bölümünün gösterilmemiş olduğu, davacının dayanağı Temmuz 1934 tarihli ve 5 sıra numaralı tapu kaydının kadastro sırasında revizyon görüp görmediğinin tapu müdürlüğünden sorulmadığı, tapu kaydı Encümenin 17.05.1931 tarihli ve 18 numaralı kararı ile oluşmasına rağmen bu karar ve bu kararın dayanağı harita olup olmadığının araştırılmadığı,
komşu parsellere ilişkin kadastro tutanak örnekleri ile dayanakları getirilip çekişmeli taşınmaz yönünü ne okuduğunun belirlenmediği, tapu uygulamasının yöntemince yapılmadığı" gerekçesiyle kaldırılarak, yeniden yargılama yapılması için dosyanını İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası yapılan yargılama sonunda; "orman bilirkişilerinin 21.09.2022 tarihli raporunda, fen bilirkişisinin (A) harfi ile gösterdiği alan ile (B) harfi ile gösterdiği alanın sınırlarının belirgin olmaması nedeniyle bir bütünlük oluşturduğu, dava konusu taşınmazın (A+B) 1973, 1986 ve 1990 tarihli hava fotoğraflarında ormanlık alanda kaldığı, 1979 tarihli memleket haritasında ormanlık alan olarak görüldüğü, dava konusu taşınmazın evvelden beri orman sayılan
yerlerden olduğu" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından, "dava konusu taşınmazın orman olmadığı" iddiasıyla istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "öncesi orman olan yerin zilyetlikle kazanılamayacağı, İlk Derece Mahkemesince yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm vermeye yeterli olduğu, dava konusu taşınmaz bölümünün orman olduğu" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından, "istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialarla" temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dosya içerisinde bulunun 08.06.2018 tarihli ziraat bilirkişi kurul raporunda, parselin geneli üzerinde uzun yıllardır tarımsal faaliyet yapılmadığı, komşu parsel sınırların arasında net bir ayrım bulunmadığı, toprak yapısı ve eğim durumu olarak komşu parsellerle benzerlik gösterdiği, üzerinde tek ve çok yıllık bitkiler ile değişik yaş ve büyüklükte meşe ağaçları bulunduğunun belirtildiği.
06.07.2018 havale tarihli orman bilirkişi raporunda, keşif tarihi itibariyle taşınmaz üzerinde herhangi bir tarım ürünü ekimi ve biçimi yapılmadığı, taşınmazın üzerinde belli aralıklarla kendiliğinden yetişen meşe ağaçlarının arasında kalan boş alanların tarım aletleri kullanılarak toprak işlemesi yapıldığı, bu maksatla alana kendiliğinden yetişen meşe fidanlarının alandan tarım aletleri kullanılarak kaldırılmak istendiği, meşe fidanlarının 2-8 yaş aralığında olduğunun belirtildiği.
20.09.2022 tarihli jeodezi bilirkişi raporunda, 1973, 1986 ve 1990 hava fotoğraflarında dava konusu (A) harfi ile gösterilen alanda tarımsal faaliyet yapıldığı, çevredeki tarla vasıflı şahıs parselleri ile bütünlük gösterdiği, alanın sınırlarının kısmen belirgin olup imar - ihya çalışmalarının tamamlandığının belirtildiği.
22.09.2022 havale tarihli orman bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın üzerinde meşe ağaçlarının bulunduğu, yaşlarının 5-60 arasında farklılık gösterdiği, 1973, 1986 ve 1990 hava fotoğrafları ile 1979 memleket haritasında dava konusu (A) harfi ile gösterilen alanın ormanlık alan vasfında olduğunun belirtildiği.
03.10.2022 tarihli ziraat bilirkişi raporunda, taşınmaz üzerinde 30 yıldır işlemeli tarımın terk edilmiş olduğu, orman toprağı olmadığı, eğimin %20-30 olduğu, dava konusu parselin özelliklerine sahip şahıs parsellerinin tarla vasfında olduğu, 1955 hava fotoğrafında flu bir görüntü olduğu, aktif kullanımın olup olmadığının tespit edilemediği, 1973 ve 2004 hava fotoğrafında kullanımın olduğu, imar - ihyanın tamamlandığının belirtildiği görülmekte olup, bu haliyle dava konusu taşınmaz bölümünün orman sayılıp sayılmadığı, imar ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı,
üzerinde kullanımın bulunup bulunmadığı ve hava fotoğraflarının yorumlanması hususlarında bilirkişi raporları arasında çelişki bulunduğu ve ayrıca 03.10.2022 tarihli ziraat bilirkişi raporu ile diğer bilirkişi raporlarında farklı yıllara ait hava fotoğrafı değerlendirilmesinde bulunulduğu anlaşılmıştır. Bu şekilde, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, Harita Genel Komutanlığından tüm hava fotoğrafları getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, daha önceki keşiflerde görev yapmamış bir fen bilirkişisi, bir jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi, üç orman bilirkişisi ve üç ziraat bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli;
yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli;
taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli;
taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı krokili ve bilimsel verileri bulunan,
yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli, önceki bilirkişi raporlarının irdelenerek aralarındaki çelişkileri giderir mahiyette rapor alınmalı; ziraat mühendisi bilirkişisi heyetinden, taşınmaz bölümünün toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz bölümleri üzerindeki bitki örtüsü, varsa ağaçların cinsi, sayısı, yaşı, kapalılık oranı, taşınmaz üzerindeki dağılımlarını, taşınmaz bölümünün evveliyatı itibari ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir,
komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş yakın plan ve panoramik fotoğraflarını içerir, önceki ziraat bilirkişi raporlarını irdeler mahiyette ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemeleri istenilmeli; fen bilirkişisine, varsa ağaçların cinslerine göre dağılım biçimini gösterir ayrıntılı harita ve rapor düzenlettirilmeli ve bundan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3050, K. 2025/3816, 20 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama