KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/3476 E., 2025/4577 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1562 E., 2024/182 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun kabulüne
- İlk derece mahkemesi
- Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/226 E., 2023/209 K.
Karar Metni
555 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda Bafra 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararına karşı davacı vekili ve davalılar Hazine, Orman İdaresi vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yoluna başvurulmuş, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile kararının kaldırılmasına ve düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesine; davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Çekişmeli Samsun ili ... ilçesi ... Mahallesi 63 ada 51 parsel sayılı taşınmazın kadastro sırasında orman vasfı ile Hazine adına tespit edildiği, tespite Kadastro Mahkemesinde itiraz edilmesi sonrasında, itirazın reddi ile tespitin 04.08.1994 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, dava konusu ... ilçesi ... Mahallesi 63 ada 51 parsel numaralı taşınmazın davalı kurum adına orman arazisi olarak tapu edildiği ve tapuya tescil edildiğini, mevcut tapu kayıtları da göz önüne alındığında taşınmazın gerek davacının babası gerekse de davacının mülkiyetinde olan bir taşınmaz olduğunu, söz konusu taşınmazın hemen yanında yani ... ilçesi ...
Mahallesi 63 ada 43 parselde bulunan taşınmazda ikamet ettiği binasının mevcut olduğunu ve çok uzun zamandır davacının zaten yaşantısını burada sürdürmekte olduğunu, söz konusu taşınmaz olan ... ilçesi ...
Mahallesi 63 ada 51 parsel nolu taşınmazın bu evin avlusu gibi kullandıklarını, davacının babası ve dedesi ... ilçesine yerleştikleri tarihten bu yana söz konusu taşınmazı kullandıklarını ve halende davacı tarafından kullanıldığını iddia ederek taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tescilini istemiş; davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Dava, zilyetlik iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, orman kadastrosuna göre Hamamdağı Devlet Ormanı sınırları içerisinde kaldığının anlaşıldığı, orman taşınmazın zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili ve davalılar Hazine, Orman İdaresi vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; çekişmeli ... ilçesi ...
Mahallesi 63 ada 51 parsel sayılı orman parselinin kadastro sırasında orman vasfı ile Hazine adına tespit gördüğü, tespite Kadastro Mahkemesinde itiraz üzerine tespitin 04.08.1994 tarihinde kesinleştiği, davanın on yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığı anlaşıldığından işin esasına girilmeksizin davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz ise de, ret kararının sonucu itibariyle doğru olduğu,
İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi isabetsiz ise de, hükmün gerekçesinde hata edilen eldeki dava dosyası açısından gerekçenin düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında karar verilmesine, davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3476, K. 2025/4577, 16 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama