KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/3714 E., 2025/6066 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/66 E., 2024/106 K.
Karar Metni
742 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu taşınmazın bulunduğu ... ili ... ilçesi ... köyünde 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre 1942 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastrosunda ve daha sonra 24.01.1996-24.07.1996 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen aplikasyonda dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırı dışında kaldığı, 1984 tarihinde kesinleşen arazi kadastrosunda orman olduğu gerekçesiyle tapulama dışı bırakıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi kapsamında 2014 tarihinde yapılan çalışmada davalı adına tespit edildiği, 03.06.2015-02.07.2015 tarihleri arasında askı ilan suretiyle ilan edildiği anlaşılmıştır.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; 3402 sayılı Kanun'un geçici 8. madde kapsamında yapılan kadastro çalışmasında, dava konusu ... ili ... ilçesi ... köyü 1 04... parsel taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, davaya konu taşınmazın niteliği itibarıyla zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını, ilk kadastro çalışmalarında da orman sınırları içerisinde kaldığını ve tescil harici bırakıldığını, zilyetlik süresinin orman kadastrosunun aplikasyonunun kesinleşmesinden itibaren başlaması gerektiğini, 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığını belirterek, davalı adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazda davalı gerçek kişi lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu 1 04... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 08.09.2022 tarihli ve 2021/12189 Esas, 2022/6844 Karar sayılı ilamıyla; dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun 1942 yılında yapıldığı, daha sonra 24.01.1996 - 24.07.1996 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleşen aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde çalışması bulunduğunun anlaşıldığı, uzman orman bilirkişi kurulunca taşınmazın 1957 tarihli memleket haritasında tamamının yeşil renkli orman sayılan alanda kaldığının, yine 1942 tarihli hava fotoğrafında da tamamının orman alanında kaldığının tespitinin yapıldığı,
taşınmazın 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uygulamasına göre orman olması gereken yer olduğunun bildirildiği, dava konusu taşınmazın öncesinin orman niteliğinde olduğu,
ancak 24.01.1996 tarihinde ilan edilen evvelce sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde çalışmasında 2/B uygulaması yapılmayıp orman sınırları dışında bırakıldığı ve bu işleme idarece itiraz edilmeyerek taşınmazın orman sınırları dışında bırakılmasına ilişkin tutanakların kesinleştiği, 24.07.1996 tarihinden kadastro tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolmadığı belirtilerek,
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaz üzerinde davalı yararına, 3402 sayılı Kanun'un 14/1 ve 17. maddelerinde düzenlenen zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluşmadığı gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmazın öncesinin orman niteliğinde olduğu, ancak 24.01.1996 tarihinde ilan edilen evvelce sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde çalışmasında 2/B uygulaması yapılmayıp orman sınırları dışında bırakıldığı ve bu işleme idarece itiraz edilmeyerek taşınmazın orman sınırları dışında bırakılmasına ilişkin tutanakların kesinleştiği 24.07.1996 tarihinden kadastro tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolmadığı;
dava konusu taşınmaz hakkında davalı tarafın kazanım koşullarını sağlamadığı belirtilerek," davanın kabulüne, dava konusu 1 04... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Davalılar temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1950 yılından itibaren zilyedi olduklarını, taraflarınca ekilen kavak ve fındık ağaçları bulunduğunu, orman ağaçları ile ilgisinin bulunmadığını, taşınmazın yaklaşık 75 yıldır kullanıldığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalıların temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3714, K. 2025/6066, 30 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama