KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/4946 E., 2025/5851 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/893 E., 2024/814 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/409 E., 2022/270 K.
Karar Metni
594 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile beyanlar hanesine şerh verilmesi istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu taşınmazların bulunduğu yörede. 1978 yılında 6831 sayılı Kanun gereğince yapılıp 18.12.1978 tarihinde ilan edilen Orman Kadastrosu ve 2/B çalışması, 1987 yılında 6831 sayılı Kanun gereğince yapılıp 29.03.1989 tarihinde ilan edilen evvelce yapılan sınırlandırmada herhangi bir şekilde orman sınırlarında kalmış ormanların kadastrosu ile 2/B çalışması,
2005 yılında 6831 sayılı Kanun'un 4499 sayılı Kanun'la değişik 9. maddesine göre yapılan fenni hataların düzeltilmesine ilişkin çalışma ve 31.05.2005 tarihinde başlayan Mahkeme kararlarının uygulaması sonucunda orman sınırları içine alınan parsellerde kısmi olarak 3302 sayılı Kanun'la değişik 115 no.lu Orman Kadastro Komisyonu çalışması ile 2013 tarihinde yapılarak 30.09.2013 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 181 no.lu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 2/B çalışması bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2/B maddesi ile orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların müvekkilinin kullanımında olduğunu ileri sürerek ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkii 2 72... ve 2 73... parsel sayılı taşınmazlardaki zilyetlik sıfatlarının tespiti ile tapuya kayıt ve şerhine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
Fer'i müdahale talep eden ... ve .... vekili müdahale dilekçesinde özetle; müvekkillerinin dava konusu taşınmaza komşu parselin maliki olduklarını, davalı yanında davaya feri müdahil olarak katılmak istediklerini beyanla, davacının haksız davasının usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda.
24.06.2014 tarihinden kullanım kadastrosu tespitlerine kadar geçen müddette davacı tarafın oluşun aksini ispat edecek yeterli ve inandırıcı delil öne süremediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; yörede kullanım kadastrosu çalışması yapılmadığı, davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddedilmiş;
davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı, müvekkilinin zilyetliğinin 1981 yılından önceye dayandığı, müvekkilinin 2/B kapsamındaki taşınmazların satışına ilişkin kanun gereğince başvuru yaptığında Hazine adına yapılan yolsuz tescilden ve söz konusu taşınmazların kendi adına zilyetliğinin tespit edilmediğinden haberdar olduğu ileri sürülerek, temyiz isteminde bulunulmuştur.
Dava, orman sınırları dışına çıkarılarak Hazine adına tapuya tescil edilen taşınmazlarla ilgili zilyetlik sebebine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde taşınmazda zilyetlik sıfatlarının tespiti ile tapuya bu yönde şerh verilmesi istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4946, K. 2025/5851, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama