KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/5127 E., 2025/7651 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/52 E., 2024/10 K.
Karar Metni
1.524 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu Afyonkarahisar ili ..... ilçesi ....köyünde bulunan 1 89... ve 8 parsel sayılı sırasıyla 6.174,23 m² ve 6.871,72 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, tarla niteliğinde malik hanesi boş olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili 04.08.1990 havale tarihli İscehisar Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde sınırları bildirilen 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/124 Esas ve 1972/349 Karar sayılı kararının dayanağı krokide 103, 1 04... parsel olarak gösterilen taşınmazları müvekkilinin maliklerinden satın aldığını ve uzun süredir zilyeti olduğunu, müvekkilinin zilyetliğinde olan bu tarlalar bakımından 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/124 Esas ve 1972/349 Karar sayılı kararında hüküm kurulmasına gerek olmadığına karar verildiğini,
bu davadan önce açılan 1960/968 Esas ve 1970/481 Karar sayılı davada 25.06.1970 tarihinde karar verildiğini, karar tarihi itibarıyla taşınmazın 20 seneden fazla süredir müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu beyanla, taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 26.09.2005 tarihli ve 2005/9905 Esas, 2005/100931 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamında özetle; "kesin hükme esas dava dosyalarının getirtilerek, karar ve dayanak krokinin mahallinde icra edilecek keşifte uygulanmak sureti ile tescili istenen yerlerin aynı yerler olup olmadığının tespit edilmesi ve taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmadığı nazara alınarak eski tarihli belgeler uyarınca orman araştırması yapılması " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra yargılamanın devamı sırasında arazi kadastrosu yapıldığından ve dava konusu taşınmazlar hakkında tespit tutanağı düzenlendiğinden mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli ve yetkili İscehisar Kadastro Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiş; hüküm, Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.
İscehisar Kadastro Mahkemesinde yargılamaya devam olunurken, İscehisar Kadastro Mahkemesinin kapanması üzerine Afyon Kadastro Mahkemesine devredilmiş, yapılan yargılama sonunda.
Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/124 Esas ve 1972/349 Karar sayılı kararıyla dava konusu taşınmazların ...'in zilyetliğinde olduğunun ve mera olmadığının tespit edildiği, taşınmazın tespitten geriye dönük en az 40 yıldır önce miras bırakan ...'in malik sıfatı ile zilyet ve tasarrufunda iken vefatı ile taksim sonucu mirasçılarından ...'e kaldığı, ...'in de taşınmazlar üzerinde malik sıfatı ile zilyetliğini sürdürdüğü,
...'in hayatta iken senetle bedeli karşılığında taşınmazlardan 1 89... parseli kızı olan dahili davacı ...'e, 1 89... parseli torunu olan dahili davacı ...'e satıp zilyetliğini devrettiği, tespit tarihine kadar ve sonrasında adı geçen dahili davacıların malik sıfatı ile taşınmazlar üzerinde zilyetliklerini tarımsal faaliyet yaparak sürdürdükleri, taşınmazın mera ve orman niteliğinde olmadığı,
kültür arazisi niteliğinde olduğu ve üzerinde uzun yıllar tarımsal faaliyet yürütüldüğünün tespit edildiği gerekçesi ile dahili davacılar ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., (.... oğlu) ..., (... oğlu) ...'in davalarının ayrı ayrı reddine, dahili davacılar ... ve ...'in davalarının ayrı ayrı kabulü ile 1 89... parselin tespit gibi ... adına tapuya tesciline, 1 89... parselin tespit gibi ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde yargılamanın devamı sırasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4. maddesi hükmüne göre yapılan 09.07.2008 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu, 23.02.2010 günü ilan edilen 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un değişik 2/B madde uygulaması çalışmaları vardır.
Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca, mahkemece bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki, bozma ilamında ayrıntılı şekilde açıklanmasına rağmen, kesin hükme esas karar ve dayanak krokinin mahallinde icra edilen keşifte uygulanmak sureti ile tescili istenen yerlerin aynı yerler olup olmadığı tespit edilmemiştir. Bu hali ile İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve hükme dayanak alınan bilirkişi raporları taşınmazların niteliğini belirlemede yetersiz olup, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşabilmesi için İlk Derece Mahkemesince yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile aktarılan dava tarihinden geriye doğru 15-20 yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen,
davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşifte, getirtilen belgeler dava konusu taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli;
keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp;
orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle dava konusu taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli;
taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak,
temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı,
tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı;
yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, Afyon Asliye Hukuk Mahkemesinin 1972/124-349 E.,K. sayılı kararı ile Sulh Ceza Mahkemesinin 1978/-271 Karar sayılı kararının dayanağı olan krokilerin uygulanması,
dava konusu taşınmazın mera olarak ayrılan bölümde mi yoksa hüküm tesisine yer olmadığına karar verilen bölümde mi kaldığının komşu taşınmazlara ilişkin kesinleşen kararlar da dikkate alınarak yöntemince saptanması, kesin hüküm olup olmadığının belirlenmesi hususlarında keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca,
adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak,
toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5127, K. 2025/7651, 18 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama