KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/5279 E., 2025/5387 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/646 E., 2024/822 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/584 E., 2023/16 K.
Karar Metni
524 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması neticesinde, 1 60... parsel sayılı taşınmaz 8389,90 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle belgesizden, tarla vasfıyla davalı ... ve ... adlarına 1/2'şer paylı olarak tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü 1 60... parsel sayılı taşınmazın evveliyatının orman olduğunu, kamu malı niteliğinde ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, davalı taraf lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığını belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... çekişmeli taşınmazda davalı yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının oluştuğu ..." gerekçesiyle davanın reddine ve dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar vermiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... ... bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmiş olmasına,
fotogrametri bilirkişinin 1956, 1990, 20 05... tarihli hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi sonucu 1990 tarihinden tespit tarihine kadar taşınmaz bölümünün ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldıklarının bildirilmesine göre, ziraat bilirkişi raporu, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taşınmazın mera olmadığı,
taşınmaz bölümünde adına tescil kararı verilen yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, dava Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; orman araştırmasının yetersiz olduğunu, taşınmazın mera olup olmadığının araştırılmadığını, mahalli bilirkişilerin zilyetlik hususunda alınan beyanlarının birbirini teyit etmediğini, davalıların zilyetlik süresinin tamamlanmadığını, belgesiz incelemesi yapılmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5279, K. 2025/5387, 8 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama