KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/5904 E., 2025/6482 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/686 E., 2024/1370 K.
- Karar
- İstinaf başvurularının esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/197 E., 2022/717 K.
Karar Metni
639 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Bursa ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan ve 1979 yılında yapılan kadastro sırasında taşlık olduğu gerekçesiyle tespit harici bırakılan taşınmazın, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1979 yılında yapılan kadastro çalışmalarında taşlık olarak tescil harici bırakıldığını, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap edilemeyeceğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte iktisap edilecek yerlerden olsa dahi davacı lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığını, imar-ihya ve zilyetlik koşullarının bir arada değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddi ile taşınmazın Hazine adına tescilini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin davaya bakmakta görevli olmadığını, davanın süresi içerisinde açılmadığını, taşınmazın ilçe belediyesi sınırları içerisinde olup müvekkiline husumet yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, taşınmazın özel mülkiyete elverişli yerlerden olması gerektiğini, oysa dava konusu taşınmazın kadastro sırasında Devletin hüküm tasarrufunda bulunan yer niteliği taşınmasından ötürü tespit harici bırakıldığını, taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilebilecek yerlerden olmadığını, davacı lehine zilyetlikle mal edinme koşullarının gerçekleşmediğini, imar- ihya ve zilyetliğin bir arada değerlendirilmesi ve öncelikle davacının imar ve ihyayı ispatlaması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının, dava konusu taşınmazın imar ve ihyasını 2001 yılından önce tamamladığı, Türk Medeni Kanunu'nun 713/1, Kadastro Kanunu'nun 14/1. ve 17. maddelerinde belirtilen kazanma şartlarının davacı lehine oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, fen raporu ekinde yer alan tescile esas krokide (A) harfi ile işaretlenen 733,91 m² yüzölçümlü taşınmazın "ev ve bahçe" vasfı ile davacı adına tesciline karar verilmiş; hükmün, davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ...
Belediye Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davacının kadastro sırasında taşlık olarak tespit harici bırakılan taşınmazı dava tarihinden geriye doğru 20 yıldan daha fazla bir süre önce üzerindeki taşları temizleyerek imar ve ihya ettiği, keşif sırasında tespit edilen 20-25 yaşlarındaki zeytin ağaçlarını dikerek taşınmazı fiilen zeytinlik haline getirdiği,
dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süreyle de bu şekilde taşınmazda kazanmayı sağlayıcı zilyetliğini sürdürdüğünün anlaşıldığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine vekili, ... vekili ve ... Belediye Başkanlığı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5904, K. 2025/6482, 20 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama