KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/6499 E., 2025/6875 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/61 E., 2024/2268 K.
- İlk derece mahkemesi
- Saray(Tekirdağ) Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/28 E., 2022/67 K.
Karar Metni
603 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 43... parsel sayılı taşınmazın arsa vasfında olduğunu, her nasılsa söz konusu taşınmazın kadastro tespiti ve yenileme çalışmalarında mülkiyetinin Hazine adına yazıldığını, söz konusu taşınmazı 30 yılı aşkın bir süreden beri nizasız ve fasılasız kullandığını belirterek, tespitin iptali ile dava konusu taşınmazın adına tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; husumetin Hazineye yöneltilmemesi gerektiğini, kadastro tespitinin doğru olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 1967 tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında, dava konusu taşınmazın kadastroya tabi tutulmayarak tespit harici bırakılan yerlerden olduğu, ...
Mahallesindeki ormanların 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) ile yapılan ve kesinleşen ilk orman tahdidinin 1966 yılında ilan edilerek kesinleştiği ve yine 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı 31.8.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la değişik 2/B madde uygulamasının 1998 tarihinde ilan edilerek kesinleşmesi sonucunda söz konusu Kanun'un 1. maddesine göre işbu taşınmazın orman sayılmayan kültür arazisi niteliğindeki yerlerden olduğu, taşınmazın senetsiz olduğu,
kadastro tespit tutanağında muhtar ve bilirkişilerce yapılan sınırlandırma ve ölçüde taşınmazın ... varisleri tarafından 18 yılı aşkın zamandır parsel üzerinde kargir ev yapılarak zilyetliklerinde bulundurdukları belirtilmiş ise de keşif esnasında dinlenen tespit bilirkişilerinin tutanaktaki beyanlarıyla, "18 yılı aşkın zamandır kullanıldığını" belirtmek istediklerini, 1980'li yıllardan bu yana ... tarafından bu arazinin kullanıldığını beyan ettikleri,
tespit bilirkişilerin bu beyanlarının mahalli bilirkişi beyanları ve bilirkişi raporları ile desteklendiği anlaşılmakla davacının zilyetliğe dayalı talebi açısından zilyetlikle iktisaba uygun kadastro tespitinden önce 20 yıldan fazla malik sıfatı ile ekonomik amaca uygun zilyet olduğu, davacı adına başkaca senetsizden tespitin bulunup bulunmadığına dair yapılan araştırmada 2 adet taşınmaza rastlandığı ancak tapu kayıtlarındaki yüzölçümleri itibari ile Kanun'un aradığı 40/100 dönüm sınırını aşmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, eksik bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, itirazlarının dinlenmediğini, delillerin ve vergi kayıtlarının toplanmadığını, mahalli bilirkişi beyanlarının hüküm kurmak için yeterli olmadığını, dava konusu taşınmazın zilyetlikle iktisap şartlarının oluşmadığını, itirazlarının dinlenmediğini beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kadastro tespitine yapılan itiraza ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar, usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6499, K. 2025/6875, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama