KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/6574 E., 2025/4275 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/210 E., 2024/918 K.
- İlk derece mahkemesi
- Sivas Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/45 E., 2023/32 K.
Karar Metni
871 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı Hazine vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Uygulama kadastrosu sırasında ....................köyü 118 ada 55 parsel sayılı taşınmaz vergi kaydına dayalı olarak 3.000,00 m² yüzölçümlü olarak tarla vasfıyla ......... oğlu ... adına tespit ve tescil edilen taşınmaz 118 ada 72 parsel olarak kamulaştırma ve ifraz işlemi de yapılarak 2.864,93 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sonucunda kendisine ait taşınmazın yüzölçümünün eksik belirlendiğini ve eksik kısmın davalıya ait 118 ada 71 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, eski hale getirilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait taşınmazın zeminde buğday ekili alan olduğu, sınır taşınmazları ile arasında belirgin olarak sınır/tump bulunduğu, davacı ile babasının kendilerine ait taşınmazı aynı sınırlar içerisinde herhangi bir sınır değişikliği yapmaksızın çok uzun yıllardan bu yana kullandıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile (BI) ila (B17) no.lu noktalar olarak görünen sınırın 1973 tarihli hava fotoğrafıyla dahi mevcut olması nedeniyle artık sabit sınır olarak değerlendirilmesi gerektiği, sınırında mera parselinin bulunmasının bu durumu değiştirmeyeceği, tesis paftasına ise olması gereken sınırın değil de zeminde mevcut olmayan bir sınırın tersim edilerek tesis pafta sınırın oluşturulduğu gerekçesi ile istinaf talebin esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yukarı da yazılı şekilde karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun amacı, teknik açıdan yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesi ve uygulanabilir hale getirilmesidir.
Uygulama kadastrosunun amacı, mülkiyet ihtilaflarını canlandırmak ve çözmek değil; tesis kadastrosu sırasında yapılan teknik hataları belirleyerek gidermek ve kadastro paftalarını zeminle uyumlu, uygulanabilir, teknik ihtiyaçlara cevap verir ve güvenli hale getirmektir.
Uygulama kadastrosu yapılırken, tesis kadastro sırasında da zeminde mevcut olduğu anlaşılan sabit noktalar ile aynı döneme ya da öncesine ait farklı amaçlarla üretilmiş harita ve benzeri verilerden yararlanılmakta, tesis kadastrosu haritaları ortofoto üzerine işlenmekte, düzenlenecek ada raporunda, haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden kaynaklandığı gösterilerek,
varsa hataların nasıl giderildiği açıklanmakta ve bundan sonra yukarıda sözü edilen yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılıp, her bir parsel hakkında uygulama tutanağı düzenlenerek uygulama kadastrosu paftaları üretilmektedir.
Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, özü itibariyle uygulama faaliyetinin yukarıda açıklanan ilke ve yöntemlere göre yapılıp yapılmadığının denetlenmesini zorunlu kılan davalardır. Yöntemine uygun yapılmayan uygulama kadastrosu, mülkiyete ilişkin kazanılmış hakların ihlali sonucunu doğurur.
Somut olaya gelince.
İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporuna ekli krokiler ile rapor içeriklerinden, taşınmazların tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosuna ait paftaların çakıştırılması suretiyle oluşturulan haritadan, davacıya ait taşınmazın uyuşmazlık konusu bölüme ilişkin tesis kadastrosu yapılırken sınırlandırma ,ölçü ve tersimat hatası yapıldığı, uygulama kadastrosu sırasında da 2000 yılında kesinleşen tesis kadastro paftasında belirtilen sınırlara aynen uyulduğu, başka bir ifade ile uygulama kadastrosu sırasında da tesis kadastrosunda oluşturulan sınırların esas alındığı,
bununla birlikte uygulama kadastrosu sırasında esas alınan sınırların zeminde bulunmadığı, hava fotoğraflarına göre 2005 yılından sonra yavaş yavaş sınırın kaybolduğu, tesis kadastrosu sırasında 1999 tarihli fotogrametrik paftada
gözüken sınırlardan sınırlandırma yapılmadığı ve davacının iddia ettiği sınırların 1973 ile 2005 tarihli hava fotoğraflarında da gözükmesi nedeni ile bu kısmın tamamının davacı tarafından bir bütün halinde kullanılmakta olduğu gerekçesiyle, krokilerde (A) harfi ile adlandırılan yerin 72 parsel maliki tarafından kullanıldığının tespit edildiği anlaşımaktadır. İlaveten, bilirkişi raporuna ekli olan hava fotoğrafları ile raporun içeriğine göre tesis kadastrosu sırasında taşınmazlar arasında "sabit sınır" olarak kabul edilebilecek duvar, çit, bina gibi doğal veya yapay sınırların bulunmadığının kabulü gerekir.
Hal böyle olunca: davacıya ait taşınmazın kadastro tespiti vergi kaydına dayalı olarak yapılmış olup taşınmazın sınırında mera parseli bulunmaktadır.
Dosya kapsamında yapılan keşif alınan bilirkişi raporları hava fotoğrafları incelendiğinde davacının taşınmazı ile mera parseli arasında tesis kadastrosunun yapıldığı tarih itibariyle taşınmazlar arasında sabit kabul edilebilecek bir sınırın mevcut olmadığının ve tesis paftasında da hata bulunmadığının anlaşılmış olması karşısında, İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosunun amacı mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve tesis kadastrosu paftası ile uygulama paftasının çakıştırılması suretiyle tesis kadastrosu sonucu olaşan sınıra göre uygulama sınırının belirlenmesi gerektiği gözetilerek,
davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek davanın kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup temyiz itirazları açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6574, K. 2025/4275, 28 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama