KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/6609 E., 2025/5981 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/5 E., 2023/12 K.
- Karar
- Davanın kısmen kabulüne
Karar Metni
1.160 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davalı ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 11.06.2024 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde dahili davacı ... ... vekili Avukat ...'ın katılımıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek işin esası incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 02... , 1 19... , 1 20... , 1 25... , 1 36... , 45... ada 40 parsel sayılı taşınmazlar, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle; 1 10... , 1 49... , 1 82... , 1 86... , 29... ada 4 parsel sayılı taşınmazlar ise irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiştir. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu davanın reddine dair önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle " öncelikle davacının tüm mirasçıları usulünce davaya dahil edilerek delil ve savunmalarının sorulması, bundan sonra taşınmazlar başında yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve fen bilirkişisi huzuruyla keşif yapılması, yapılacak olan keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların tek tek kim tarafından ne zamandan beri ne suretle ve ne sıfatla zilyet edildiği, taşınmazların tarafların müşterek muristen mi yoksa 3. kişiden mi intikal ettiği hususlarının sorulup saptanması,
taşınmazların müşterek muristen intikal ettiğinin anlaşılması halinde ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir paylaşma yapılıp, yapılmadığı, yapılmış ise dava konusu taşınmazların hangi mirasçı ya da mirasçıların miras payına isabet ettiğinin, diğer mirasçı ya da mirasçıların, miras payına karşılık kendilerine terekeden ne verildiğinin duraksamasız belirlenmesi, bu konularda da yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrıntılı bilgi alınması, beyanlar çeliştiği takdirde, Mahkemece çelişkinin giderilmesi,
uyuşmazlığın niteliğine göre deliller değerlendirilirken paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmadığının göz önünde tutulması, bir ya da bir bölüm mirasçıya miras payına karşılık menkul mal verilmiş ise niteliği ve adedinin belirlenmesi, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller bu çerçevede değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, "muris ...'in 1939 yılında vefat ettiği, geriye mirasçı olarak ..., ... ve davacı ...'in kaldığı, davacı ...'in en küçük kardeş olduğu ve 03/05/1926 tarihinde 12 yaşında evlendiği, davacı ... adına kayıtlı tapu kayıtları incelendiğinde, adına 7 adet taşınmazın tescil edildiği ve bunlardan 5 tanesinin muris ...'ten kaldığı lakin 1 02... (... mevkii), 1 27... ve 1 43... parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanak edinme sütunu incelendiğinde; bu taşınmazların ...'nın, davacı ...'e verdiği yerler olduğu,
...'nın üzerine kayıtlı herhangi bir taşınmazın bulunmadığı ve 1973 yılında çocuksuz olarak vefat ettiği, muris ...'ten doğrudan intikal edip davacı ... adına yalnız 1 42... parsel sayılı taşınmazın tescil edildiği,
1 20... (... mevkii) parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanak edinme sütununda ...'nın davacı ...'e sattığının yazdığı ve dahi dava konusu olan 1 02... ve 1 20... parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanak edinme sütunu incelendiğinde ' 19 40... yıllarında aralarında yaptıkları harici ve rızai taksimde ... evlatları ... ve ...'nın zilyetliklerinde olduğu ... ' belirtilmiş olup edinme sebebinden anlaşılan ... kızı davacı ...'in yokluğunda erkek kardeşler arasında paylaşımın yapıldığı,
tüm bu hususların davacı ...'in iddiaları ve kızı ...'nin beyanları ile örtüştüğü, mirasçılar arasında bir taksim yapıldı ise bu konudaki ispat yükünün taksimi iddia eden taraf üzerinde olduğu, mevzuat uyarınca miras yoluyla intikal eden taşınmazlar üzerinde mirasçılardan birinin süregelen zilyetliğin tüm mirasçılar adına sürdürülmüş sayılacağı, bunun istisnasının mirasçıların tümünün bir araya gelerek miras mallarını aralarında taksim etmeleri olduğu,
usulüne uygun bir taksimden söz edilebilmesi için kök murisin tüm yasal mirasçılarının bir araya gelerek bu taksime rıza göstermeleri gerektiği, söz konusu uyuşmazlıkta kök muristen kalan taşınmazların, diğer mirasçı ...'in katılımı olmaksızın ... evlatları ... ve ...'nın kendi aralarında taksimat yaptıkları, varisler arasında elbirliği mülkiyetinin mevcut olduğu,
bundan mütevellit mirasçılar arasında zilyetlikle iktisabın mümkün olamayacağı, 1 37... parsel sayılı taşınmazın davalı ...'nın eşinden geldiği hususunun tarafların kabulünde olduğu " gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne çekişmeli 1 37... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, 1 02... , 1 10... , 1 19... , 1 20... , 1 25... , 1 36... , 1 36... , 1 82... , 1 86... , 1 86... ve 1 87... parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin.
1 49... parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon tespitinin iptaline, taşınmazların ½ şer hisse ile ... ve ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince temyize konu tüm taşınmazların evveliyatında kök muris ...'e ait olduğu ve mirasçıları arasında usule uygun taksim yapılmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmişse de verilen karar dosya kapsamına uymamaktadır. Şöyle ki. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi uyarınca; ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Davacı ..., kök murisi ...'in mirasının usule uygun taksim edilmediğini iddia ederek miras hakkına dayalı dava açmış olup iddiasını ispat ile yükümlüdür. İlk Derece Mahkemesince bozma sonrasında mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, taşınmazların tamamının davalı ...'ın kullanımında olduğunu beyan etmişler, taşınmazların ...'a babası ...'ten miras kaldığına ilişkin somut beyanda bulunmamışlardır.
Dosya içerisinde yer alan kadastro tutanakları ve tapu kayıtlarından, davacı ... adına irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak tespit edilen 1 42... parsel sayılı taşınmazın itirazsız kesinleşerek tapuda davacı ... adına tescil edildiği ve yine 1 02... ve 1 27... parsel sayılı taşınmazların, 1973 yılında çocuksuz ölen kardeşi ...'den, 1 20... parsel sayılı taşınmazı da davalı ...'dan, 1 43... parsel sayılı taşınmazı ise kardeşleri ... ve ...'dan satın aldığı anlaşılmıştır.
Davacı ...'in taşınmazlar üzerinde zilyetliğinin bulunmadığı ve davalı ...'nın zilyetliğinde olduğu uyuşmazlık dışıdır. Çekişmeli 1 36... , 45, 1 19... , 1 25... parsel sayılı taşınmazların vergi kaydına istinaden ... ve ... dışında kişilere ait vergi kaydının olduğunun belirtilmesi karşısında, taşınmazların tamamının evvelinde kök muris ...'e ait olmadığı anlamına gelmektedir.
Kaldı ki, kök muris ...'in 1939 yılında ölümününden sonra tapulama tarihi olan 1996 yılına kadar arada geçen 57 yıllık süre zarfında davacı tarafından herhangi bir nizanın çıkartılmamış olması, davacı ...'e irsen intikal eden bir tane taşınmazın olması, paylaşmada her bir mirasçıya eşit yüzölçümde ve eşit verimlilikte taşınmaz ya da ekonomik yönden aynı parasal değerde menkul mal isabet etmesinin paylaşmanın koşulu olmaması karşısında, davalı ...'nın uzun süreli kullanımının tereke adına olmadığı kanaatiyle davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6609, K. 2025/5981, 25 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama