KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/6799 E., 2025/6377 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/3758 E., 2024/3867 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/405 E., 2022/614 K.
Karar Metni
551 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen temsilci seçimlerinin iptali davası sonucunda verilen hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekilince duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin ise davanın niteliği gereği reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı Vakfın 13.06.2022 tarihli temsilci seçimlerine ilişkin yazı ve içeriğinin usul ve yasalara, yargı kararlarına aykırı olduğunu, davacıların 2013 yılından bu yana olağan ve olağanüstü genel kurul kararlarının ve yapılan temsilci seçimlerinin iptali için davalar açtığını, açılan davalarda bir takım genel kurul kararlarının iptaline karar verildiğini, bu davaların kesinleşmesi halinde 13.06.2022 tarihli yazı ile davacılara bildirilen temsilci seçimlerinin usul ve yasalara, yargı kararlarına açıkça aykırılık teşkil edeceğini iddia ve beyan ederek, öncelikle temsilci seçimlerinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı tesis edilmesini ardından temsilci seçimlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; yönetmelikte yazılı olan seçim kurulunca usulünce tutanaklar tutularak genel kurula katılacak temsilci seçimlerinin vakıf senedinde ve yönetmelikte belirtilen usullere göre 07.07.2022 tarihinde yapılmış olduğu, Yönetmeliğin 5.3. maddesi son kısmında da seçim kurulu kararları ve tutanaklarının kesin olduğunun belirtildiği, vakıf senedi ve Yönetmeliğe göre genel kurula katılacak temsilcilerin 3 yıl için seçildiği en son seçimin 2019 yılında yapıldığı ve 3 yıllık sürenin dolmuş olması nedeniyle seçim yapılmasına engel bir halin olmadığı,
ortada yönetim kurulu veya vakıf genel kurulunca yapılmış bir seçim, alınmış bir karar olmadığından ve her şey vakıf senedi ve bu senede istinaden çıkarılan yönetmeliğe göre yapılmış olduğundan davacıların işbu davayı açmalarında hukuki yararlarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
Dava, davalı Vakfın genel kurullarına katılacak temsilci seçimlerinin iptali istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1.maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/6799, K. 2025/6377, 15 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama