KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/873 E., 2025/6595 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2013/27 E., 2023/35 K.
Karar Metni
1.565 kelime·8 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ..., bir kısım davacılar vekili, asli müdahiller Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında Diyarbakır ili Çınar ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 1 01... parsel sayılı 50.002,50 m² yüzölçümündeki taşınmaz, susuz tarla vasfıyla 25.06.1987 tarihli ve 21 sıra ile 09.09.2002 tarihli ve 18 sıra nolu tapu kayıtları nedeniyle, 1 01... parsel sayılı 66.091,17 m² yüzölçümündeki taşınmaz, susuz tarla vasfıyla, 25.06.1987 tarihli ve 16 sıra ile 09.09.2002 tarihli ve 13 sıra nolu tapu kayıtları nedeniyle, 1 10... parsel sayılı 160.948,70 m² yüzölçümündeki taşınmaz, susuz tarla vasfıyla 09.09.2002 tarihli ve 70 sıra nolu tapu kaydı nedeniyle, 1 41... parsel sayılı 47.653,98 m² yüzölçümündeki taşınmaz,
09.09.2002 tarihli ve 70 sıra nolu tapu kaydı nedeniyle, 1 42... parsel sayılı 14.872,04 m² yüzölçümündeki taşınmaz, susuz tarla vasfıyla 25.07.1953 tarihli ve 33 sıra nolu tapu kaydı nedeniyle, 1 47... parsel sayılı 6.159,12 m² yüzölçümündeki taşınmaz, susuz tarla vasfıyla kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, 1 47... parsel sayılı 83.629,54 m² yüzölçümündeki taşınmaz, susuz tarla vasfıyla 09.09.2002 tarihli ve 14 sıra nolu tapu kaydı nedeniyle, 1 47... parsel sayılı 613.909,83 m² yüzölçümündeki taşınmaz,
susuz tarla vasfıyla 09.09.2002 tarihli ve 31 sıra nolu tapu kaydı ve 17.12.1937 tarihli ve 22 tahrir nolu vergi kaydı nedeniyle davalılar adına tespit edilmişlerdir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu 1 01... , 1 10... , 1 41... , 1 47... , 32... parsellerin müvekkilleri ve murisleri adına kayıtlı bulunan ... (...) köyü 08.12.1955 tarihli ve 1-20 sıra, 11.03.1976 tarihli ve 1-41 sıra, 09.09.2002 tarihli ve ... numaralı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığını, davalıların taşınmazları müvekkillerinden kiralamak suretiyle ekip biçmiş olabileceklerini, asli zilyet olmadıklarını, müvekkillerinin yüz yılı aşkın zilyetliklerinin olduğunu, her ne kadar bu taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının bir kısmında hissedar iseler de hisselerinden daha fazla miktarda adlarına tespit yapıldığını ileri sürerek, tespitlerin iptali ile taşınmazların müvekkilleri adına tescilini talep etmiştir.
Davacılar vekili birleşen 2004/42 Esas sayılı dosyada aynı iddialarla 1 01... parsele yönelik dava açmış, işbu dosya ile (eski 2004/6 Esas) birleştirilmiştir.
Davacılar vekili birleşen 2004/36 Esas sayılı dosyada aynı iddialarla 1 42... parsele yönelik dava açmış, işbu dosya ile (eski 2004/6 Esas) birleştirilmiştir.
Orman İdaresi 20.10.2004 havale tarihli müdahale dilekçesiyle, 1 47... parsel yönünden orman iddiasıyla müdahil olmuştur.
Hazine 26.03.2012 tarihli dilekçeyle, 1 47... parsel yönünden orman iddiasıyla müdahil olmuştur.
Çınar (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 31.01.2006 tarihli ve 2004/6 Esas, 2006/1 Karar sayılı kararı ile özetle; tapu kayıtlarının sayısının çok olması ve keşifte uygulama zorluğu nedeniyle, HUMK'un 163. maddesine göre davacılarına kesin süre verilerek, bu tapu kayıtlarının keşifte uygulanabilir sayıya indirmelerini istenilmiş, aksi takdirde keşif delilinden vazgeçmiş sayılacağı bildirmiş ve netice olarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 22.01.2007 tarihli ve 2006/16611 Esas, 2007/574 Karar sayılı ilamı ile; "...uyuşmazlık konusu tüm taşınmazlar bakımından orman araştırmasının yapılması, orman araştırması neticesi taşınmazların orman olmadığının anlaşılması halinde davacı tarafın zilyetlik iddiası yönünden araştırma yapılması, davacı tarafın ibraz ettiği tapu kayıtları ayırt edilip sunulursa mahalline uygulanıp kapsamının belirlenmesinin gerektiği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "...orman mühendisi tarafından düzenlenen raporda uyuşmazlık konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu, birden çok tapu kaydına dayanan davacı gerçek kişilere tarafa tapu kayıtlarını ayırt edip sunması için yargılama esnasında kesin süre verildiği, ancak yine bir bütün halinde kayıtların sunulduğu anlaşıldığından mahkemece uyuşmazlık konusu taşınmazlara uygulanmadığı,
mahalli bilirkişilerin ortak ve uyumlu beyanlarında davacıların söz konusu yeri ekmedikleri, tasarruf alanların bulunmadıkları yönünde beyanları, aksinin ise davacılar tarafından yargılama aşamalarında ispat edemedikleri, yargılama aşamasında davalı tespit maliklerinden ... ve ... vekilinin her ne kadar uyuşmazlık konusu taşınmazlara asli müdahillik talebinde bulunduğu anlaşılmış ise de usulüne uygun (harcı yatırılarak) olarak asli müdahillik veya karşı dava talebinde bulunmadığı..." gerekçesiyle davacılar ve asli müdahiller Orman İdaresi ve Hazinenin davasının reddine, 1 01... , 1 10... , 1 41... , 1 47... ,
1 47... ve 1 47... parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, asli müdahiller Orman İdaresi vekili, Hazine vekili, bir kısım davacılar vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davalı ...'in temyiz itirazlarının incelenmesinde; davalı ..., dava konusu 1 47... parsel dışındaki taşınmazların mirasbırakanı adına tescil edilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de bu taşınmazlarla ilgili usulüne uygun açılmış bir davası bulunmadığından temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
2. Asli müdahiller Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin 1 01... , 1 10... , 1 41... , 1 47... ve 1 47... parsel sayılı taşınmazlara yönelik hükme ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; ilgili taşınmazlar yönünden Hazine ve Orman İdaresinin davasının olmadığı, Orman İdaresinin 20.10.2004 tarihli, Hazinenin de 26.03.2012 tarihli müdahale dilekçelerinde yalnızca 1 47... parseli dava konusu ettikleri, daha önceki bozmada her ne kadar Hazine ve Orman İdaresi lehine olacak şekilde tüm taşınmazlar yönünden orman araştırması yapılması gerektiği ifade edilmiş ise de bu hususun maddi hataya dayandığı anlaşıldığından dava konusu edilmeyen yukarıda belirtilen taşınmazlar yönünden temyiz dilekçelerinin reddi gerekmiştir.
3. Asli müdahil Orman İdaresi vekilinin 1 47... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma neticesinde taşınmazın orman olmadığı anlaşıldığından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
4. Asli müdahil Hazine vekilinin 1 47... parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik; davacılar vekilinin ise 1 01... , 1 10... , 1 41... , 1 47... ve 53 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince.
İlk Derece Mahkemesince birden çok tapu kaydına dayanan davacı tarafa tapu kayıtlarını ayırt edip sunması için yargılama esnasında kesin süre verildiği, ancak yine bir bütün halinde kayıtların sunulduğu gerekçesiyle tapu kayıtlarının uygulanmaması yerinde ise de diğer yönlerden yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; birleşen dosyalarda davalı olan 1 01... ve 1 42... parseller yönünden araştırma yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı, fen bilirkişisince her ne kadar dayanak tapu kayıtlarının taşınmazlara uyduğu ve sabit sınırlı oldukları ifade edilmiş ise de sabit sınırlı olmadıkları ve her yere uygulanabilir nitelikte oldukları, öte yandan davacı tarafın davalıların zilyetliğinin müvekkillerinden kiralamaya dayandığı, feri zilyet oldukları iddiasına yönelik yöntemine uygun zilyetlik araştırması yapılmadığı anlaşılmıştır.
Eksik inceleme neticesinde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
O halde İlk Derece Mahkemesince, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında bir ziraat mühendisi bilirkişisi ve bir fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşifte dava konusu taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; temyize konu taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazların imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı,
davacıların iddiaları doğrultusunda davalıların zilyetliğinin kiralamaya dayanıp dayanmadığının sorulması, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı;
yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı;
fen bilirkişisinden ise keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup,
aynı Kanun'un 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/873, K. 2025/6595, 27 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama