KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/116 E., 2025/5849 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/921 E., 2024/1695 K.
- Hüküm/karar
- Davanın reddine/istinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- ... Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/8 E., 2023/17 K.
Karar Metni
1.705 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Uygulama kadastrosu sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında ve tapuda ... adına kayıtlı bulunan eski 708 parsel sayılı 13.625,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 3 09... parsel numarasıyla ve 14.892,58 metrekare yüzölçümlü olarak; ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 721 parsel sayılı 16.250,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 3 09... parsel numarasıyla ve 14.245,49 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiş; bilahare, davalı tarafından Kadastro Komisyonuna itiraz edilmesi üzerine taşınmazlar arasındaki müşterek sınır düzeltilerek 3 09... parsel sayılı taşınmazın 15.784,80 metrekare ve 3 09... parsel sayılı taşınmazın 13.353,27 metrekare olarak tespitine karar verilmiştir.
İtirazı Kadastro Komisyonu tarafından reddedilen davacı vekili dava dilekçesinde, uygulama kadastrosu sırasında müvekkiline ait 708 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ve sınırının yanlış belirlendiğini, eksiklik ile yanlışlığın davalıya ait 721 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığı iddiasına dayanarak, dava açmıştır.
Davalı cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu alanın tesis kadastrosunun 1982 yılında 766 sayılı Tapulama Kanunu'na (766 sayılı Kanun) göre fotogrametrik ölçü yöntemi ile yapıldığı, yüzölçüm hassasiyetinin az olması nedeniyle hatalar içerdiği ve teknik olarak yetersiz kalması nedeniyle uygulama kapsamına alınarak güncelleme yapıldığı, ilk tesis kadastrosundaki yüzölçümü ile 22/a sonrası yüzölçümü arasında her iki parselde de azalış olduğu,
dava konusu parsellerin güncelleme çalışmalarındaki ada raporu incelendiğinde ilk tespitte tesis kadastrosundaki tüm hatlarının sabit sınır niteliğinde tespit edildiği, itiraz üzerine yapılan incelemede ise sabit sınır uygulamasında hata yapıldığı belirlenerek bu durumun düzeltildiği, zeminde sabit sınır olarak gösterilen bir alan olmadığı, keşifte mahalli bilirkişilerin de uzun yıllardır kullanıma ilişkin beyanda bulundukları, 1977 yılları itibari ile da hava fotoğraflarında sabit sınır sayılabilecek bir sınır görülmediği,
her iki parselde de 465, 00... ,00 metrekare azalma olduğu ancak davacının hak iddia ettiği ve keşif esnasında gösterdiği sınırların 1.559,28 metrekare olarak ölçüldüğü, davacının iddiasının özünde 22/a çalışmasına itiraz niteliğinde olmayıp ilk tesis kadastrosundaki sınırlandırmaya itiraz olarak değerlendirilebileceği, bu hususun komisyon tutanağı ekindeki ölçü ve sınırlandırma krokisinden de net olarak anlaşıldığı,
somut olayda 22/a çalışmasının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) (22/a) maddesi, Yönetmelik ve Genelge hükümlerine uygun olduğu" gerekçesiyle davanın reddine, eski 721 (yeni 3 09... ) parsel sayılı taşınmazın 15,784,80 metrekare ve eski 708 (yeni 3 09... ) parsel sayılı taşınmazın 13.353,27 metrekare olarak 22/a uygulama kadastrosunda olduğu gibi tespit ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "davanın, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olduğu,
dosya içeriği, toplanan deliller, kararda yazılı gerektirici nedenler, istinaf talep dilekçesi içeriği değerlendirilerek yapılan inceleme sonucunda tarafsız yerel bilirkişi beyanlarına ve teknik bilirkişi raporlarına göre yörede yapılan uygulama kadastrosunun mevzuat ve tekniğine uygun yapıldığı, davacının hak iddia ettiği kısma yönelik iddiasının tesis kadastrosu öncesi mülkiyete ilişkin olduğu, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta;
bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır.
Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eş değer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, ... Genel Müdürlüğü web sitesinin "Hgm-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının ...
Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, Mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir.
Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, ... ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir.
Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden,
taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir.
Teknik bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği,
uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır.
Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir.
Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir.
Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince, kadastro komisyon kararında belirtilen hususlara göre uygulama kadastrosunun yönetmelik hükümlerine uygun yapıldığı gerekçesiyle yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli değildir.
Şöyle ki, İlk Derece Mahkemesince herhangi bir araştırma sonucu içermeyen asıl bilirkişi raporunun yetersizliği üzerine alınan ... mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulunun 31.01.2023 tarihli ek raporunda; 1956, 19 77... tarihli hava fotoğraflarına göre taşınmazların tesis kadastrosu sınırlarının uygulama kadastrosu ile uyumlu olduğunun ve taşınmazların tüm komşu parseller ile sınırlarının yönetmelikte belirtilen sınır tiplerine uygun olarak tespit edildiği hususları belirtilmiş ise de rapor içeriğinde uygulama kadastrosu sırasında taşınmazların sınırlarının sabit alınmasının nedenleri ortaya konulmamıştır.
Diğer taraftan, rapor içeriğinde taşınmazların kadastro komisyon kararı ile sınırlarının değiştirilmesine rağmen bu husus hakkında herhangi bir tespit bulunulmadığı gibi taşınmazların uygulama kadastro paftası, kadastro komisyon kararı sonucunda değişen sınır ve tesis kadastro paftası birlikte çakıştırılmadan sadece uygulama kadastro paftası ve tesis kadastro paftası çakıştırılmak suretiyle kroki oluşturulmuş ve tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda da çakışmayan kısımlar yönünden teknik belgelere neden itibar edilmediği de gerekçelendirilmemiştir.
Öte yandan, kadastro komisyon kararında taşınmazlarda sınırlandırma hatası yapıldığı belirtilmesine rağmen rapor içeriğinde bu husus denetime elverişli şekilde açıklanmadığı gibi tesis kadastrosu sırasında taşınmazlarda ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını ayrıntılı ve gerekçeli bir şekilde ortaya koymaktan uzak bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yukarıda belirtilen belge, ... ve fotoğraflardan eksik olanların dosya arasına getirilmesi sağlanmalı ve dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde ... ya da jeodezi mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan; yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılması istenmeli, ayrıca taşınmazların tesis kadastrosu sırasında belirlenen ve kesinleşen sınırlarını ve uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırlarını bir arada ve farklı renkli kalemlerle gösteren, krokili, denetime elverişli, gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınmalı, özellikle önceki tarihli rapor içeriği de tartışılarak, tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma - ölçü - hesap - tersimat hatası yapılıp yapılmadığı ve sınırlandırma hatasının hangi teknik verilerle açıklandığı,
aynı zamanda taşınmazların arasındaki sınırın geçerli sınır alınması halinde tesis kadastrosundaki sınırlarına dönülmesi gerekip gerekmeyeceği hususları da tartışılarak, denetime elverişli şekilde ve çakışmayan kısımlar arası bölümler harflendirilip bu kısımların yüzölçümleri de tespit edilerek ortaya konulmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/116, K. 2025/5849, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama