KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/1642 E., 2025/5646 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Gazinatep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/628 E., 2025/41K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/104 E., 2021/401 K.
Karar Metni
840 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen dosya davacısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 11 71... parsel sayılı ve 13.256,16 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın tarla vasfıyla mülkiyeti Hazineye ait olan taşınmazın sınırları içinde kaldığı, 4706 sayılı Hazineye ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanunda Değişiklik yapılması Hakkında Kanuna eklenen Geçici 18. madde ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4. maddesi hükümlerine göre.
Devletin hüküm ve tasarrufu altından bulunan, özel kanunlara göre değerlendirilmesi gereken yerlerden olmadığı, üzerinde herhangi bir daimi ve ayni hak tesis edilmediği, çalışma alanı içerisinde orman bulunmadığı, beyanlar hanesinde 1.derece askeri yasak bölge içerisinde kaldığının belirtilmesi nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesine göre Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi, 11 71... parsel nolu taşınmazın tespiti sırasında hazır bulunmadığından, adına kullanıcı olarak tespitinin yapılmadığını, ecrimisil ihbarnamelerinin adına olduğunu belirterek, dava konusu arsanın adına tespitinin yapılmasını talep ve dava etmiştir.
3. Birleşen dosya davacısı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi, 11 71... parsel nolu taşınmazın müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, asıl dosya davacısı ...'nun hiçbir zaman zilyetliğinin olmadığını, ecrimisil kayıtlarının müvekkili adına olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazın kullanıcısının müvekkili olduğuna ilişkin karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre, mahkemenin görevsizliği ve yetkisizliği yönlerinden itiraz ettiklerini, davanın ... Kadastro Mahkemelerinde açılması gerektiğini, 30 günlük askı ilan süresinin geçtiğini, davanın usulden reddini, 10 yıllık süre geçtiği için tespitten önceki sebeplere dayanılamayacağını, eda davası açılması gereken hallerde mevcut davanın açılmasının usule aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taşınmazın davacı ve birleşen dosya davacısının uzun yıllardır kullanımında olduğu hususlarının ispatlanamadığı, keşifte dinlenen tanıkların bir kısmının taşınmazın 10-15 seneden beridir boş olarak kullanılmadığını beyan ettikleri, bir kısmının bilgilerinin yalnızca duyuma yönelik olduğu, bir kısmının beyanlarının ise taşınmazın fiilen kullanıldığına ilişkin olmadığı,
böylece taşınmazın TKGM'nin 2015/3 (1765) sayılı genelgesinin 1 ve l2. maddesi hükümleri gereğince 23.04.2015 tarihinde kullanıcısının kim olduğunun tespit edilemediği ve tarafların anılan tarihte taşınmazın kullanıcısı olduklarını ispatlayamadıkları, eski kadastro tutanaklarında tarafların kullanıcı yahut zilyet olduklarına ilişkin herhangi bir beyanın yer almadığı, 23.04.2015 tarihini kapsar şekilde ecrimisil ödemesi yapıldığını gösterir herhangi bir belgenin bulunmadığı,
her ne kadar birleşen dosya davacısı tarafından taşınmazın babası tarafından kullanıldığı ve ecrimisil ödemelerinin yapıldığı belirtilmiş ise de, zilyetliğin miras yoluyla intikalinin mümkün olmadığı, her ne kadar asıl dosya davacı tanığı ...'ın taşınmazın 10 yıl önce satın alındığı şeklinde beyanı var ise de anılan taşınmazın malikinin Hazine olduğu ve kullanımın/zilyetliğin satıma konu olmasının mümkün olmadığı gerekçeleriyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve birleşen dosya davacısı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Birleşen dosya davacısı ... vekili temyiz dilekçesinde. İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme yapıldığını, 2015 yılına ait veya yakın tarihli uydu görüntülerinin dosya arasına alınarak incelenmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın kullanıcı ve zilyedinin birleşen dosya davacısı olduğuna dair ...
Malmüdürlüğüne ait ecrimisil ihbarnamelerinin, ecrimisil ödemeleri ve taşınmaz tespit tutanaklarının mevcut olduğunu, İlk Derece Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, 17.03.2021 tarihli keşif tutanağında, keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişileri ile tanıkların beyanlarının taşınmazın kullanıcısının ... olduğunu doğruladığını, dinlenen tanıkların komşu taşınmazların malikleri olduğunu, beyanlarına itibar edilmesini, dava dosyasına sunulan ecrimisil kayıtlarının yaklaşık 53 dönüm arazinin ödemesi olduğunu, davaya 13 dönümlük arazinin konu edildiğini,
geri kalan kısımların birleşen dosya davacısı adına tescillendiğini, 53 dönüm arazinin diğer kısımları için açılan kadastro tespitine itiraz davasının kabul edildiğini, yeni imar planı sebebiyle ada parsel numaralarının ayrıldığını, diğer ada ve parsel numaraları kabul edilmişken davaya konu edilen ada ve parsel numaralı dosyasında davanın reddine karar verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde davacılar lehine kullanıcı şerhi verilmesine dair koşulların oluşup oluşmadığı, hususuna ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup birleşen dosya davacısı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1642, K. 2025/5646, 15 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama