KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/2036 E., 2025/4751 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/123 E., 2025/147 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ortaca 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/292 E., 2024/92 K.
Karar Metni
524 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki zilyetliğin tespiti davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece (Ortaca 4. Asliye Hukuk) Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmesi üzerine Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; davanın niteliği itibariyle duruşma talebinin ve kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, 107 ada 92 parsel sayılı taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş ve kadastro tutanağının edinme sebebi bölümünde "... oğlu ... tarafından tarla olarak kullanılmakta olduğu" bilgisine yer verilmiş ve askı ilanı süresi içerisinde itiraz edilmediğinden tutanak kesinleşmekle taşınmaz tapuya tescil edilmiştir.
Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi 107 ada 92 parsel sayılı taşınmaz, müvekkili olan davacıların zilyetliğinde olduğu halde davalının kötü niyetli olarak kendi adına tespit ettirdiğini ileri sürerek, davalının dava konusu taşınmazın zilyedi olduğuna dair tespitin iptali ile davacıların dava konusu taşınmaza zilyet olduklarının tespitine karar verilmesini istemitir.
Davalılar vekilleri cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne ve dava konusu 107 ada 92 parsel numaralı taşınmazda yapılan tesis kadastrosu çalışması kapsamında düzenlenen 17.12.2020 tarihli kadastro tutanağındaki "... oğlu ... (T.C. Kimlik No:...) tarafından tarla olarak kullanılmakta...." ibaresinin iptaline, iptal edilen bu ibare yerine "..... kızı ... (T.C. Kimlik No: ...) ile ... kızı ... (T.C.
Kimlik No:...) tarafından 1/2'şer hisselerle müştereken tarla olarak kullanılmakta olup..." ibaresinin eklenmesine, 107 ada 92 parsel numaralı bu taşınmazda, davacı ...'ün ve davacı ...'ün 1/2'şer hisselerle zilyet olduklarının tespitine karar verilmiş; hükmü karşı davalılar vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... kadastro tutanağının edinme nedeni sütunundaki bilgilerin açıklama niteliğinde olduğu,
edinme sebebi kısmında kullanıcı yazılmasının ya da yazılmamasının ilgilisine hukuki bir hak bahşetmeyeceği ve bu bilgilere karşı dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı ..." gerekçesiyle istinaf isteklerinin kabulüne ve İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2036, K. 2025/4751, 23 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama