KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/2181 E., 2025/4481 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/455 E., 2025/159 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/175 E., 2022/596 K.
Karar Metni
572 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili özetle; davacı ...'ın davalının vefat eden kardeşi ...'nun eşi olduğunu, dava konusu Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain 154 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı ve davacının vefat eden eşi tarafından sahiplenilerek ekilip biçildiğini, davalının sözlü olarak ortak olduğunu, davacının eşinin 19.08.2008 tarihinde vefatından sonra kadastro çalışmalarında davalının gayrimenkulü kendi adına kayıt ettirdiğini ileri sürerek; çekişme konusu taşınmazın yarı hissesinin davacının eşinin olması nedeniyle davacının miras hissesi oranında adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, ileri sürülen iddianın gerçek dışı olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince; ‘"...Dava; kadastro tespiti öncesi nedene dayalı miras hissesi oranında tapu iptal tescil davasıdır.
Dava konusu taşınmaz olan ... mahallesi 154 ada 1 nolu parselin kadastro tutanağı incelenmiş, kadastro tutanağına göre taşınmazın 13808,06 m² olduğu, taşınmazın Maliye Hazinesi adına tescil edildiği ve beyanlar hanesinde "Parsel ... oğlu ...'nun kullanımındadır." şerhinin bulunduğu, kadastro tespitinin 02/09/2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dava konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde ise taşınmazın ... oğlu ... adına kayıtlı olduğu, taşınmazın edinme sebebinin "6292 Sayılı Kanun Gereği Satış İşlemi" olduğu anlaşılmıştır.
Kadastro Kanunu M.12/3 gereğince; "Kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz." hükmü bulunmaktadır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacı, dava konusu yaptığı Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi 154 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacının miras hissesi oranında tapusunun iptal edilerek adına tesciline karar verilmesini talep etmiş ise de; davaya konu ...
Mahallesi 154 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 02.09.2010 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise kadastro tespiti kesinleştikten sonra 15.11.2020 tarihinde açıldığı, 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesi gereği bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra,
kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı, Mahkemenin bu hususu re'sen davanın her aşamasında göz önünde bulunduracağı, dava konusu dosyada 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu ..." gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2181, K. 2025/4481, 3 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama