KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/2355 E., 2025/6916 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/583 E., 2024/1953 K.
- İlk derece mahkemesi
- Burhaniye Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/26 E., 2023/4 K.
Karar Metni
1.861 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı Hazine adına kayıtlı bulunan eski 1 35... parsel sayılı 1.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 4 32... parsel numarasıyla ve 946,71 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı adına kayıtlı bulunan eski 1 35... parsel sayılı 5.920,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 4 32... parsel numarasıyla ve 6.243,35 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi ... mahallesi ... mevkiin de 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi hükümlerine göre yapılan yenileme çalışmaları sonucunda, Hazineye ait 1 35... parsel sayılı arsa vasıflı taşınmaz miktarında azalma olduğunu, komşu parsel olan 1 35... parsel sayılı taşınmaz miktarında ise artış olduğunu, taşınmazların sınırlarının ilk tesis kadastrosundaki sınırları ile çakışmadığını, Hazineye ait 1 35... parsel sayılı taşınmaz ile kuzey sınırında bulunan 1 35... parsel sayılı taşınmazın paftalarına ve zemine uymadığını, hatalı tespit yapıldığını, bu nedenle ilk tesis kadastrosunda yapılan tespit nazara alınarak taşınmazın eski miktarı ile tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ... ve ... ...'ın ''dava konusu 1 35... parsel Hazineye aittir, üzerinde sağlık ocağı vardır,1 35... parsel ise ...'a aittir, iki parsel arasındaki sınır sağlık ocağının duvarı ile belirgindir, bu duvar 40 -50 yıldır vardır, sağlık ocağı 2000 - 2002 yılları arasında yapılmıştır, sağlık ocağı yapılmadan önce de bu taş duvar vardı, sağlık ocağı yapıldıktan sonra bu taş duvar üzerine plastik süsleme yapıldı, sınırlar ben bildim bileli 40-50 yıldır böyledir, hiç değişmemiştir" şeklinde beyanda bulunmaları,
keşif sonucunda temin edilen tesis kadastro tarihi ve uygulama kadastro tarihine en yakın, en eski ve en güncel orto fotolar ve hava fotoları, keşif sırasında çekilen fotoğraflar, dava konusu taşınmazların pafta örnekleri, ilk tesis kadastrosu paftası, yenileme uygulaması sınırlandırma krokisi değerlendirilerek harita mühendisi bilirkişilerden alınan bilirkişi raporunda 19 95... yılları hava fotoğraflarında dava konusu 4 32... parselin 2 parselle olan sınırının belirgin olduğunun belirtilip dava konusu 4 32... ve 11 numaralı parsellerin müşterek sınırında mevcut duvarın eski sınır üzerine yapıldığının mahalli bilirkişilerce beyan edildiği,
zeminde mevcut sınırların ve zeytin ağaçlarının konumu da dikkate alındığında eski kadastro sınırlarında ölçü ve tersimat hatasının olduğu, dava konusu taşınmazların müşterek sınırlarının yenileme çalışmalarında doğru tespit edildiği ve bu tespitin mevzuat hükümlerine uygun olduğunun rapor edildiği, bilirkişi heyetinin raporunun hükme esas almaya elverişli olduğu,
Kadastro Kanunu 22/2-a gereğince yapılan çalışmanın, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesiyle 29.11.2006 tarihli ve 26361 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğe uygun olduğu'' gerekçesiyle davanın reddine dava konusu taşınmazların uygulama kadastrosu tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''kadastro güncelleme çalışmalarında dava konusu edilmiş olan davacıya ait ... ilçesi ... mahallesi 1 35... parselin sınırlandırılması ve ölçüsünün doğru yapıldığı, davalı parselin sınırlarının Büyük Ölçekli Harita ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliğine uygun hale getirildiği, yapılan çalışmalarda herhangi bir hata bulunmadığı,
3402 sayılı Kanun'un 22. maddesi kapsamında yapılan kadastro güncelleme çalışmalarının Kanuna ve uygulama yönetmeliğine uygun olarak yapıldığı, herhangi sınırlandırma, ölçü ve tersimat hatasının da bulunmadığı mahkemece denetime elverişli şekilde alınan bilirkişi raporlarına ve dosya içeriğine uygun kararının usul ve yasaya uygun olduğu'' belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, çelişkili rapora göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ... ilçesi ... mahallesi ... mevkinde 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi hükümlerine göre yapılan yenileme çalışmaları sonucu, Hazineye ait 1 35... parsel sayılı arsa vasıflı taşınmaz miktarında azalma, komşu parsel olan 1 35... parsel sayılı taşınmaz miktarında artış meydana geldiğini, yapılan tespitin hatalı olduğunu, tespit sonucunda taşınmazların sınırları ilk tesis kadastrosundaki sınırları ile çakışmaması,
Hazineye ait 1 35... parsel sayılı taşınmaz ile kuzey sınırında bulunan 1 35... parsel sayılı taşınmazların paftalarına ve zemine uymaması nedeniyle taşınmazların ilk tesis kadastrosunda yapılan tespit nazara alınarak eski miktarı ile tapuya tescili gerektiğini, mahkemece davanın reddine dair kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu parsellerin yenileme çalışmaları kapsamında tespit edilen sınırlarının zeminde mevcut ve kadim sabit sınırlarla uyumlu olduğu gerekçesiyle ortak sınırların doğru tespit edildiği belirtilerek talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek,
Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
3402 sayılı Kanunu' un 22.02.2005 tarihli ve 5304 sayılı Yasa ile değişik 22/a maddesi ve bu madde uyarınca 29.11.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren "Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik'' hükümlerine göre yapılan uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek ve teknik açıdan yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesini ve uygulanabilir hale getirilmesini sağlamaktır.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta;
bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır.
Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "Hgm-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi,
temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir.
Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir.
Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden,
taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir.
Teknik bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği,
uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır.
Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir.
Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir.
Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki, 12.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazların ara sınırının, tesis kadastrosu sırasında, kullanıma uygun olmayacak şekilde paftasına tersim edildiği ve nihayetinde ölçü ve tersimat hatası yapıldığı açıklanarak, zemin ve kullanım durumu esas alınarak hazırlandığı anlaşılan uygulama kadastrosunun yerinde olduğu bildirilmiştir.
Ne var ki; bilirkişilerce bildirilen bu durum, fiili kullanım sınırına ilişkin olup uygulama kadastrosu yapılırken fiili kullanım sınırının değil, teknik belgelerinde bir hata yok ise tesis kadastrosu sonucu düzenlenen paftadaki sınırların dikkate alınacağı, davanın mahiyeti gereği fiili kullanım durumuna değer verilemeyeceği kuşkusuzdur.
Eldeki davada; dosya içerisinde yer alan tesis kadastrosu ölçü krokisinde taşınmazlar arasında sabit sınıra ilişkin özel işaretlemenin yapılmadığının anlaşılmış olması ve tesis kadastrosunun yapıldığı tarihten öncesine ilişkin hava fotoğraflarında da taşınmazlar arasında sabit olarak kabul edilebilecek bir sınırın mevcut olmadığının gözlemlenmiş olması karşısında, taşınmazlar arasındaki sınırın sabit sınır tipinde olmadığı ve bu sınırın, geçerli sınır olarak kabul edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan; dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporunda, tesis kadastrosu sonucu düzenlenen paftadaki sınırların oluşumuna esas teknik belgelerde somut olarak bir hatanın varlığından söz edilmediği, sadece tesis kadastro paftasındaki sınırların zeminle uyumlu olmadığından bahsedildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı, uygulama kadastrosu ile eldeki mevcut tesis kadastrosu paftasından hareketle yeni pafta oluşturulacağı, tesis kadastrosunun yapıldığı tarih itibariyle davacı ve davalı tarafın taşınmazları arasında sabit kabul edilebilecek her hangi bir sınırın mevcut olmadığı ve teknik belgelerde de bir hata bulunmadığından tesis kadastrosundaki sınırların dikkate alınması gerektiği, somut olayda tesis kadastrosu sonucu oluşan sınırlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2355, K. 2025/6916, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama