KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/2514 E., 2025/6615 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/2194 E., 2025/618 K.
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 31. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/722 E., 2023/202 K.
Karar Metni
960 kelime·5 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 sayılı Kanun) Geçici 1. maddesi uyarınca 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Dava konusu taşınmazların 2019 yılında 7143 sayılı Kanun'a göre yapılan kadastro çalışmalarında, ... adına tespit edildiği, 9 parselin ...'ın kullanımında olduğu, 10 parselin ise kullanıcısının tespit edilemediğinin beyanlar hanesine yazıldığı ve askı ilan süresi içerisinde dava açılmadığından kadastro tespitinin kesinleştiği anlaşılmıştır.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu İstanbul ili Sultanbeyli ilçesi ...
Mahallesi ... numaralı taşınmazın tapuda 84 94... ve 10 parsel olarak kayıtlı olduğunu, kadastro çalışmasına konu edilen taşınmazın sehven hatalı tespit edilerek kullanıcı kaydının boş bırakıldığını, dava konusu taşınmazın bitişiğinde yer alan ve 6 nolu parselde davacının evi bulunduğunu, davaya konu edilen 9 ve 10 parsellerin ise davacının bahçesi olduğunu, davacının bahçe sınırının içine güvenlik amacı ile ikinci bir tel örgü çektiğini, kadastro çalışmalarındaki yanlışlığında bu tel örgüden kaynaklandığını, dava konusu parsellerde davacıya ait çok sayıda ağaç bulunduğunu,
ağaçların kadastro çalışmasından çok önce davacı tarafından dikilmiş olduğunu, davacının bu taşınmazı kadimden beri nizasız fasılasız tek zilyet olarak kullandığını ileri sürerek kadastro tespitinin iptali ile dava konusu taşınmazın davacının zilyetliğinde olduğunun tespiti ile beyanlar hanesine şerhine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu 9 ve 10 parsellere yönelik davacının fiili kullanımına ilişkin herhangi bir ibare olmadığını, ilgili kanun kapsamında 21.06.2018 tarihinde geçici olarak ... Belediyesi uhdesine geçen 6.011.503,00 m² yüzölçümüne sahip 1561 parselde davacı adına tapu hissesi bulunduğunu, kadastro tespitinin doğru olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının taşınmazı 1990 yılında iktisap ettiğini, kadastro tespiti sırasında da kullanıcı beyanlar hanesinin davalı adına tespit edildiğini, davalının taşınmazı o döneme ait mahalli teamüllere göre satın aldığını, satış senedinin dosya kapsamına sunulduğunu, davalının vergi beyanında bulunduğunu ve emlak ödemelerini gerçekleştirdiğini beyan ederek, dava konusu 84 94... parselin beyanlar hanesinde davalının kaydının korunması ile davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile " bilirkişi raporuna göre 2020 yılına kadar taşınmazlar üzerinde zilyetlik emaresinin bulunmadığı bildirilmekle; aksi yönde, bilirkişi raporuna itibar edilmemesini gerektirir somut veri sunulmadığından, ayrıca bilirkişi raporunun somut verilerle destekli olması, işleme emare tarihinin kadastro tespit tarihi olan 2019 yılından sonra olması gözetilerek, aksi yönde tanık beyanlarına itibar edilmeksizin zira tanık beyanları bilimsel veri içermemektedir 12.09.2022 tarihli bilirkişi ortak raporuna itibar edilmesi vicdani kanaate uygun düşmüştür." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçelerinde; dava konusu taşınmazın kullanımında 2019 yılında kesinti oluşmasının nedeninin davalı kurum tarafından yürütülen yol çalışması olduğunu, öncesinde davacı tarafından 20 yaşlarına sahip çok sayıda ağaç olduğunu, ağaçların yol yapım sırasında söküldüğünü, bu hususun araştırılmasını talep etmelerine rağmen İlk Derece Mahkemesi tarafından bu yönde bir araştırma yapılmadığını, dava konusu edilen taşınmazın davacının evinin bahçesi konumunda olduğunu, davacının hayvancılık faaliyetinin de ekonomik yarar ilkesini yerine getirmek için yeterli olacağını,
dahili davalının taşınmazda hiçbir kullanımının olmadığını, davacının 30 yılı aşkın süredir devam eden kullanımına da itirazda bulunmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... yazısında yer alan imar planına göre taşınmazların büyük kısmının yeşil alanda kaldığı, yine davacı adına belediyeden herhangi bir mükellef kaydına rastlanılmadığı, keşif sırasında taşınmazın üzerinde yaklaşık birer yıllık ağaçların bulunduğunun gözlemlendiği, tanık beyanlarına göre davacının dava konusu taşınmazda hayvan otlattığı, tavuk beslediği, bunun dışında kullanımının olmadığı, dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki 2014 tarihli fotoğrafa göre taşınmazların boş çayır görünümünde olduğu,
davacıya ait 6 parsel ile dava konusu taşınmazlar arasında en az 5-6 metre kot farkı bulunduğu, taşınmazlar üzerinde herhangi bir ağaç görünmediği, yine kadastro tespit tarihi olan 2019 tarihine en yakın tarihli 2018 tarihli fotoğrafta da taşınmazdan kanalet geçirildiği ve şev görünümünde olduğu, 2011, 2015 yılları hava fotoğraflarında da taşınmazın şev altında çalılık görünümünde bulunduğu,
kadastro tespit tarihi olan 2019 yılında taşınmazda davacının fiili kullanımının bulunmadığı" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek ve zirai bilirkişisinden rapor alınması gerektiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2514, K. 2025/6615, 27 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama