KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/2850 E., 2025/4666 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1296 E., 2025/292 K.
- İlk derece mahkemesi
- Susurluk 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/245 E., 2023/221 K.
Karar Metni
629 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu 106 ada 24 parsel sayılı taşınmaz 7.740,00 metrekare yüzölçümü ile tarla niteliğinde, 28.07.1992 tarihinde tesis kadastrosu ile bir kısım davalılar murisi ... adına tescil edilmiş, 28.12.2015 tarihinde bir kısım davalılar adına intikal görmüştür.
Dava konusu 106 ada 25 parsel sayılı taşınmaz ise, 2.120,00 metrekare yüzölçümü ile tarla niteliğinde, 28.07.1992 tarihinde tesis kadastrosu ile taşınmazın orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğu edinme nedeninde açıklanarak beyanlar hanesine "1965 yılından beri ...'ın kullanımındadır" şerhi ile Hazine adına tescil edilmiş, 26.06.2013 tarihinde 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca bir kısım davalılar murisi ...'a satılmıştır.
Davacı, 106 ada 27 ve 28 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, davalıların da 106 ada 24 ve 25 sayılı parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında maliki olduğu taşınmazların hatalı ölçüldüğünü, taşınmazlarından eksik olan kısımların davalıların parseline eklendiğini belirterek bahse konu kısımların iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; dava konusu 106 ada 25 parsel yönünden yapılan inceleme de; hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğu, dava konusu taşınmazın tapu kayıtlarının incelenmesinde 22/a çalışmalarının yapılmamış olması ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31. maddesi gereğince davacıya hukuki sebebin açıklattırılması sonucunda uyuşmazlığın, 6292 sayılı Kanun uyarınca satışla Hazine mülkiyetinden çıkmış olan taşınmaz hakkında açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 28.07.1992 tarihinde Maliye Hazinesi lehine kesinleşen tesis kadastrosu olduğu,
çekişmeli taşınmazın 6292 sayılı Kanun gereğince 26.06.2013 tarihinde 3165 yevmiye numaralı tapu işlemi ile davalılar murisine satıldığı, dava konusu taşınmazı Hazinenin devretmesi sonucunda taşınmaz 3. bir kişiye (davalıların murisine) satıldığından davacının davasının reddine karar vermek gerektiği, dava konusu 106 ada 24 parsel yönünden yapılan incelemede; uyuşmazlığın kadastro öncesi zilyetliğe dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkin olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu′nun (3402 sayılı Kanun) 12/3. maddesinde;
kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağının belirtiltiği, somut olayda çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının kesinleştiği 28.07.1992 tarihi ile davanın açıldığı 10.09.2020 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun′un 12/3. maddesinde belirlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, bu nedenle davanın bu taşınmaz yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş,
hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2850, K. 2025/4666, 18 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama