1988 tarihinde yapılan kadastro sırasında; İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 7257 parsel sayılı ve 11.423,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı ... ve arkadaşları tarafından; tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, çekişmeli taşınmazın ... oğlu ... mirasçıları adına tescili istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın orman rejimi dışına çıkarılmış tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, 28.05.2012 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın tapulama çalışmaları sırasında müvekkillerinin murisi adına tespit edildiğini ancak, Hazine tarafından taşınmazın orman sınırları içinde bulunduğu gerekçesiyle açılan tespite itiraz davası sonucu Ümraniye Kadastro Mahkemesinin 2009/3 Esas ve 2010/3 Karar sayılı dosyası ile orman tahdit sınırları dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapusunun iptal edilerek tarla niteliği ile Hazine adına tescil edildiğini,
6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) 7. maddesi gereğince bedelsiz iade hakkı doğduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın müvekkilleri adına bedelsiz olarak tescilini veya 10.000,00 TL tazminatın elatma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müvekkillerine ödenmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; eski tapu kaydının evveliyatı orman olan bir taşınmaz üzerinde oluşturulması nedeniyle yolsuz tescil olduğunu, bu nedenle 6292 sayılı Kanun kapsamında iade edilecek taşınmazlardan olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “davanın idari yargının görev alanına girdiği" gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "ilk derece mahkemesince davaya konu uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle davanın usulden reddine ilişkin kararı usul ve yasaya uygun olup, vakıa ve hukuki değerlendirme yönünden verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı" belirtilerek, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.