KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/435 E., 2025/4466 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1273 E., 2024/1695 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Gaziantep Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/72 E., 2022/139 K.
Karar Metni
562 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosu davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Gaziantep ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 103 ada 18 parsel sayılı 24500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, aynı ada ve parsel numarasıyla 24.162,06 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkili olan davacıya ait Gaziantep İli ... İlçesi ... Mahallesinde bulunan 103 ada 18 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 6000 metrekarelik bölümünün Gaziantep İli ... İlçesi ... Mahallesinde bulunan 118 ada 27 parsel sayılı taşınmaza dahil edildiğini ileri sürerek, dava konusu bölümün davacı parseline eklenmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Davacının
talep ettiği bölümün dava konusu taşınmazın bulunduğu ... Mahallesi sınırlarının dışında komşu ... Mahallesi sınırları içerisinde kaldığı, ... Mahallesinin uygulama kadastrosu çalışmalarının 2018 yılında tamamlanarak kesinleştirildiği, başka bir deyişle davacının talep ettiği kısmın başka bir mahalle sınırına dayandığı, bu durumda bu sınıra ilişkin ihtilafın uygulama kadastrosu kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu talebin sınıra yönelik
olmayıp mülkiyete yönelik olduğu, yapılan uygulama kadastrosu çalışmalarının mevzuata uygun şekilde yapıldığı" gerekçesiyle davacının uygulama kadastro tespitine itiraza ilişkin davasının reddine, dava konusu 103 ada 18 parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastro tutanağındaki (varsa komisyon tutanağındaki) tespit gibi tapuya tesciline, 08.03.2022 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide ...
Mahallesi 118 ada 27 parsel sayılı taşınmazın içerisinde (A) harfi ile belirtilen kısma ilişkin davanın dosyadan tefrikine, davalı Kadastro Müdürlüğüne açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla.
"Taşınmaza ait tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftasının çakıştığı, 103 ada 18 parsel ile 118 ada 27 parsel arasındaki sınırın pafta sınırı olarak geçerli sınır tipinde alındığı, tesis kadastrosuna en yakın tarihli hava fotoğrafı incelemesinde talep edilen kısım ile ilgili sabit sınır niteliğinde bir sınır görülmediği, tesis kadastro paftasında hata olmadığı, bu bağlamda 103 ada 18 parsel ile ilgili yapılan uygulama kadastro çalışmasının talep edilen alan ile ilgili yasa ve yönetmeliğe uygun yapıldığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/435, K. 2025/4466, 3 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama