KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/475 E., 2025/4885 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1786 E., 2024/1129 K.
- İlk derece mahkemesi
- Pazar (Rize) Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/6 E., 2023/27 K.
Karar Metni
695 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, görevsizlik kararı verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle mahkemenin görevsiz olması nedeniyle davanın usulden raddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... ... vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan davacının Rize ili ... ilçesi ... Mahallesinde kain 140 ada 8 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, 140 ada 4 parsel sayılı taşınmazın ise davalı adına kayıtlı olduğunu, ancak davalı adına kayıt edilen taşınmazın bir kısmının aslında davacının rızası ile yol geçirilmesi sonucu ana taşınmazdan ayrılmış kısım olup, bu kısmın davacı adına tescil edilmesi gerekirken davalıya ait 140 ada 4 parsel sayılı taşınmaz içinde tespitinin yapıldığını, nitekim aile büyüklerine ait mezarlıkların bir kısmının da davalının maliki olduğu taşınmaza dahil edildiğini, tespitlerin hatalı yapıldığını ileri sürerek, söz konusu taşınmaz kısımların davalıya ait parselden ifrazı ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde, yöntemine uygun şekilde yapılan tesis kadastrosu ve 3402 sayılı Kanun' un 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu paftaları ile ortofoto ve hava fotoğraflarının çakıştırılması neticesinde, dava konusu taşınmazlar arasındaki müşterek sınırların hava fotoğrafında belirsiz olduğu, yenileme sonucu kısmen sabit kısmen geçerli sınır şeklinde oluşturulan sınırların tapulama evraklarına uygun olarak yapıldığı, davacının talebinin tesis kadastrosunda yapılan hatalara ilişkin olduğu,
3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi kapsamında yapılan güncelleme çalışmaları akabinde açılan davada mülkiyete ilişkin değişikliğe yer verecek nitelikte değerlendirme yapılamayacağından tesis kadastrosu tarihi araştırıldığında 1992 tarihi itibarıyla kesinleşmiş olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle mahkemenin görevsiz olduğu ve uyuşmazlığın genel yetkili mahkemede çözülebileceği ..." gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, "... somut olayda;
tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasının çakıştırılması suretiyle düzenlenen teknik bilirkişi raporlarından, uyuşmazlığın, uygulama kadastrosuna yönelik olmadığının, tesis kadastrosundan önceki nedenlere ve mülkiyet hakkına dayalı olduğu anlaşılmakta olduğu, çekişmeli taşınmazın tesis kadastro tutanağı dava tarihinden daha önceki tarihte kesinleşmiş olup, kadastro tespiti kesinleşen taşınmazlar hakkında mülkiyet iddiası ile açılacak davalarda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı,
diğer taraftan 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca kadastro hakiminin doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek ve sicil oluşturmak zorunda olduğu, eldeki dava, uygulama kadastro tespitine karşı askı ilan süresi içerisinde açılmış olup, dava konusu 140 ada 4 parsel ile 140 ada 8 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tutanaklarının kesinleşmemiş olduğu, bu durum karşısında, dava konusu olan her iki taşınmaz yönünden tescil hükmü kurulması gerekirken, bu taşınmazlar hakkında tescil hükmü kurulmayarak sicilin bu noktada açık bırakılmasının isabetsiz olduğu,
ne var ki, tüm bu hataların düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği ..." gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurmak suretiyle mülkiyete ilişkin talep yönünden mahkemenin görevsiz olması nedeniyle davanın usulden reddine, uygulama kadastrosuna itiraz talebinin reddi ile 140 ada 4 ve 8 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastrosu tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/475, K. 2025/4885, 24 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama