KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2013/2213 E., 2013/4932 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Suç
- Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, silahlı terör örgütünün propagandasını yapma
- Hüküm
- 1- Sanık ... hakkında;
Karar Metni
516 kelime·3 dk okuma
a) TCK'nın 314/3, 220/6. maddeleri delaletiyle 314/2, 220/6-son, 53/1-2-3, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet b) 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK'nın 62, 53/1-2-3, 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet 3- Sanık ... hakkında; a) TCK'nın 314/3, 220/6. maddeleri delaletiyle 314/2, 220/6-son, 53/1-2-3, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet b) 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK'nın 62, 53/1-2-3, 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet c) 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK'nın 53/1-2-3, 58/9. maddeleri uyarınca mahkumiyet (iki kez)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanıklar hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçundan kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Öncelikle ... ceza tayin edilip sonrasında TCK'nın 220/6-2. cümlesindeki indirim uygulandıktan sonra devamında 3713 sayılı Kanunun 5. maddesi gereğince arttırım yapılması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanıklar hakkında silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan kurulan hükümlere ilişkin temyize gelince;
Kanun koyucunun “sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ifadesiyle, 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin uygulanma kapsamı bakımından; düşünce ve kanaatın içeriğinden çok açıklama yöntemini dikkate aldığı, cezanın tür ve miktarı itibariyle bir sınırlama yanında suçların tek tek sayılması yerine, düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri bağlamında işlenebilecek suçların işlenme biçimleri itibariyle bir düzenleme yapmayı amaçladığı anlaşılmaktadır.
Kanun koyucunun yukarıdaki amacı gerçekleştirmeye çalışırken daha genel ve imkanlara işaret eden ifade biçimleri yerine “yöntem” ifadesini tercih etmesi üzerinde durulmalıdır.
Bir amaca ulaşmak için izlenen yol, usul ve metot gibi anlamlara gelen “yöntem” ifadesi, Kanunun geçici 1. maddesi çerçevesinde ele alındığında, korunmak istenenin; her türlü düşünce ve kanaat açıklama biçimi olmadığı, aksine; bir eylemin bu kapsamda kalabilmesi için meşru olan ve düşünce ve kanaat açıklaması bağlamında mutad olan bir yöntemle işlenmiş olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buradan hareketle, eylemin işleniş yönteminin bizzat ayrı bir suç oluşturduğu veya düşünce ve kanaati açıklamak bakımından mutad kabul edilemeyecek olması halinde geçici 1. madde hükmü uygulanamayacaktır.
6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ifadesini bulan ve başkaca yazım biçimleri arasından tercih edilen “düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ibaresi bu ilkeler ve Kanunun genel gerekçesi çerçevesinde değerlendirilmiş, terör örgütü propagandasını yapma eyleminin, ifade özgürlüğü ile yakın ilişkisi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince değerlendiriliş biçimi (29.06.2006 tarihli Öllinger-Avusturya, 26.07.2007 tarihli Barankevich-Rusya kararları gibi) nazara alınmıştır. Buna göre, sanıkların eylemleri mutad ve meşru bir “düşünce ve kanaat
açıklama yöntemi” olduğu kabul edildiğinden, sanıklara yüklenen suçun tarihleri ve işlenme yöntemleri ile ... şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre, hüküm tarihinde yürürlükte olan 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlendiği ve bu nedenle sanıklar hakkında açılan davalara ilişkin olarak kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2013/2213, K. 2013/4932, 2 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama