1- TCK'nın 314/3, ve 220/6. maddeleri delaleti ile TCK'nın 314/2, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet 2- 23.10.2011 tarihli eylem nedeni ile; a- 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK'nın 53/1, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet b- 2911 sayılı Kanunun 32/1, TCK'nın 53/1, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet c- 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK'nın 53/1, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet d- 2911 sayılı Kanunun 32/2. maddesi delaleti ile TCK'nın 265/1-3, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet 3- 17.05.2011 tarihli eylem nedeni ile;
a- 2911 sayılı Kanunun 32/1, TCK'nın 53/1, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet b- 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK'nın 53/1, 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet c- 2911 sayılı Kanunun 32/2. maddesi delaleti ile TCK'nın 265/1-3, 53/1, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- 23.10.2011 tarihli silahlı terör örgütünün propagandasını yapma ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Kimliğin gizlenmesi amacıyla yüzün kapatılması şeklinde işlenen silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçu için gereken saik de nazara alındığında, 3713 sayılı Kanunun 7. maddesinin 2. fıkrasına 6459 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle örgüt propagandası ile oluşacak tehlikeyi somutlaştırmak amacıyla getirilen unsurun, aynı fıkranın (a) bendinde düzenlenen suç için öngörülmediği kabul edilmekle;
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, 2911 sayılı Kanuna aykırılık ve 17.05.2011 tarihli görevi yaptırmamak için direnme suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyize gelince;
Duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Sanık hakkında 17.05.2011 tarihli eylemi nedeni ile silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan açılan dava ile ilgili olarak her zaman karar verilmesi mümkün görülmüştür.
a- 2911 sayılı Kanuna aykırılık suçlarına ilişkin olarak;
Kanun koyucunun “sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ifadesiyle, 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin uygulanma kapsamı bakımından; düşünce ve kanaatin içeriğinden çok açıklama yöntemini dikkate aldığı, cezanın tür ve miktarı itibariyle bir sınırlama yanında suçların tek tek sayılması yerine, düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri bağlamında işlenebilecek suçların işlenme biçimleri itibariyle bir düzenleme yapmayı amaçladığı anlaşılmaktadır.
Kanun koyucunun yukardaki amacı gerçekleştirmeye çalışırken daha genel ve imkanlara işaret eden ifade biçimleri yerine “yöntem” ifadesini tercih etmesi üzerinde durulmalıdır.
Bir amaca ulaşmak için izlenen yol, usul ve metot gibi anlamlara gelen “yöntem” ifadesi, Kanunun geçici 1. maddesi çerçevesinde ele alındığında, korunmak istenenin; her türlü düşünce ve kanaat açıklama biçimi olmadığı, aksine; bir eylemin bu kapsamda kalabilmesi için meşru olan ve düşünce ve kanaat açıklaması bağlamında mutad olan bir yöntemle işlenmiş olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buradan hareketle, eylemin işleniş yönteminin bizzat ayrı bir suç oluşturduğu veya düşünce ve kanaati açıklamak bakımından mutad kabul edilemeyecek olması halinde geçici 1. madde hükmü uygulanamayacaktır.
6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ifadesini bulan ve başkaca yazım biçimleri arasından tercih edilen “düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ibaresi bu ilkeler ve Kanunun genel gerekçesi çerçevesinde değerlendirilmiş, örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğünün kollektif niteliği, ifade özgürlüğü ile yakın ilişkisi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince değerlendiriliş biçimi (29.06.2006 tarihli Öllinger-Avusturya, 26.07.2007 tarihli Barankevich-Rusya kararları gibi) nazara alınmıştır.
Buna göre, sanığın 2911 sayılı Kanunun 32/1 ve 33/1. maddelerine uygun olduğu kabul edilen eylemlerinin mutad ve meşru bir “düşünce ve kanaat açıklama yöntemi” olduğu kabul edildiğinden, sanığa yüklenen suçların tarihi ve işlenme yöntemi ile temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlendiği ve bu nedenle sanık hakkında açılan davaya ilişkin olarak kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b- 17.05.2011 tarihli görevi yaptırmamak için direnme suçuna ilişkin olarak;
Sanığın mukayeseye elverişli fotoğrafları temin edilerek dosya içerisinde bulunan fotoğraflar ve kamera görüntüleri ile birlikte TÜBİTAK veya TRT gibi uzman kuruluşlardan birisine gönderilip fotoğraf ve görüntü analizleri yaptırılarak, görüntülerdeki şahsın sanık olup olmadığı kuşkuya yer vermeyecek biçimde kesin olarak saptandıktan sonra sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile hüküm kurulması,
c- Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçuna ilişkin olarak;
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak;
Örgüt adına suç işleme suçundan verilen cezanın teşdiden tayinine ve TCK'nın 314/3 ve 220/6. maddesinin ikinci cümlesinde yer alan indirimin uygulanmamasına ilişkin gerekçede, eksik soruşturma nedeniyle bozmaya konu edilen ve 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamı dışında kalan 17.05.2011 tarihli kamu görevlisine karşı direnme suçuna da yer verilmiş olup bu suça ilişkin bozma sonucunda yapılacak araştırma sonucunun, örgüt adına suç işleme suçundan yeniden hükmedilecek cezanın takdir ve tayininde nazara alınacak olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz dilekçesi ile duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 14.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.