KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2021/16407 E., 2024/8948 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/247 E., 2016/251 K.
- Suçlar
- Cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, tehdit
- Hükümler
- Mahkûmiyet
- Temyiz edenler
- Sanık müdafii, o yer Cumhuriyet savcısı, üst Cumhuriyet savcısı
- Tebliğname görüşü
- Onama, bozma
Karar Metni
906 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında cinsel saldırı, tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Kuşadası 4. Asliye Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanığın Temyiz İsteği
Özetle üzerine atılı suçları işlemediğine, katılanın tarif ettiği fiziksel özellikleri taşımadığına ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Özetle sanık hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik cezaya hükmolunduğuna, tehdit eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsuru olduğu halde ayrıca hüküm kurulmasının hatalı olduğuna, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan alt sınırdan uzaklaşılarak hüküm kurulması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
C. Üst Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Özetle sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109/2 ve 109/5. maddeleri gereğince cezaya hükmolunduğu halde ayrıca tehdit suçundan hüküm kurulmasının ve sanığın eyleminin sarkıntılık düzeyinde kaldığı halde 5237 sayılı Kanun'un 102/1. maddesinin uygulanmasının hatalı olduğuna ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 106/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 23.02.2016 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B. Cinsel Saldırı ve Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1. Katılanın soruşturma ve kovuşturma aşamasında ayrıntılı bir şekilde verdiği eşgal bilgilerine sanığın sahip olup olmadığına ilişkin Mahkemece tespitinin yapılıp, sanığın savunmasında belirttiği üzere suç tarihinde Kuşadası'nda olup olmadığına dair HTS kayıtlarının celbi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Kabule göre de;
2. Sanığın, olay gecesi katılanın arkasından ağzını kapatarak karanlık bir yere götürmeye çalışıp sadece öpeceğini bu yüzden yüzüne bakmamasını, bakarsa ya da bağırırsa öldüreceğini söyleyerek tanık ...'nın gelmesi üzerine eylemine son vermesi karşısında eylemin tamamlanmış cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek hüküm kurulması,
3. Cinsel saldırı suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süre ile katılanın iradesiyle hareket etme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle, katılanın hareket etme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği, dosya kapsamına göre de sanığın olay öncesi ve sonrası katılanın hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketinin bulunmaması karşısında, mevcut haliyle eylemin sadece cinsel saldırı suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da mahkumiyet kararı verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
KARŞI OY
Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararına katılmadığımı, aşağıda izah edilen gerekçeler doğrultusunda saygıyla bildiririm:
1. Mağdur Beyanlarındaki Tutarsızlıklar Mağdurun soruşturma ve kovuşturma süreçlerinde verdiği ifadeler arasında açık ve ciddi çelişkiler bulunmaktadır. 29.12.2014 tarihli teşhis tutanağında, sanık dışında başka bir kişiyi kesin biçimde teşhis etmiş; bu kişiyi 1.60 boylarında, kısmen kel, esmer tenli ve doğu şiveli olarak tanımlamıştır. Ancak aynı mağdur, daha sonraki aşamada, ... Market’te gördüğü kişiyi sanık olarak teşhis ettiğini ve sesinden tanıdığını iddia etmiştir. Bu iki teşhis arasında bariz bir uyumsuzluk söz konusudur. Söz konusu çelişki, mağdur beyanının güvenilirliğini ve inandırıcılığını önemli ölçüde zedelemektedir.
2. Sanığın Fiziki Özelliklerinin Mağdur Tarifiyle Bağdaşmaması Mağdur tarafından tarif edilen kişiyle sanığın fiziki özellikleri örtüşmemektedir. Mağdurun belirttiği kısa boy, doğu şivesi ve kısmen kellik gibi unsurlar sanıkta bulunmamaktadır. Sanığın Ege şivesiyle konuşması, kel olmaması ve mağdur tarifine uymayan görünüşü, teşhisin isabetine dair ciddi kuşkular doğurmaktadır.
3. Teşhis İşleminde Usule Aykırılık Teşhis işlemi, Ceza Muhakemesi Kanunu ile Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun Ek 6. maddesi kapsamında düzenlenen usul kurallarına uygun olarak gerçekleştirilmemiştir. Usulüne aykırı şekilde yapılan teşhis, hukuki değer taşımaz; bu nedenle delil niteliği de bulunmamaktadır.
4. HTS Kayıtlarının Mahkûmiyeti Teyit Etmemesi Dairemizce eksik araştırma yapıldığı ve HTS kayıtlarının getirtilmesi gerektiği ileri sürülmüştür. Ancak HTS kayıtlarının sanığın olay günü Kuşadası’nda bulunduğunu göstermesi, tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir. Ceza yargılamasında hüküm, şüpheden uzak ve kesin delillere dayanmalıdır.
5. Delillerin Yetersizliği Mağdur beyanlarındaki çelişkiler, teşhis işleminin usule aykırılığı ve diğer delil yetersizlikleri birlikte değerlendirildiğinde, mahkûmiyet kararı vermek hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
6. Sonuç Dosya kapsamındaki çelişkiler, maddi gerçeğin ortaya konmasında yetersiz kalan deliller ve usule aykırı teşhis işlemleri birlikte değerlendirildiğinde, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği kanaatindeyim. Bu sebeple Dairemizce verilen bozma kararına muhalifim.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/16407, K. 2024/8948, 22 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama