KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2021/17777 E., 2024/8762 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/128 E., 2016/292 K.
- Suç
- Çocuğun cinsel istismarı
- Hüküm
- Mahkumiyet
- Temyiz edenler
- Sanık müdafii, o yer Cumhuriyet savcısı, şikâyetçi Bakanlık vekili
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
439 kelime·2 dk okuma·8 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi.
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Silifke Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın müsnet suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Katılan mağdurenin ailesi ile sanığın ailesi arasında önceye dayalı yargılamaya da konu olan husumetler bulunduğuna, muayene raporunda bulgu tespit edilmediğine, katılan mağdurenin öğretmeni tanığın beyanlarına ve dosya kapsamına göre mahkumiyete yeterli kesin delil bulunmadığından kararın bozulması istemine ilişkindir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Dosya kapsamına göre mahkumiyete yeter kesin delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi talebine ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Şikâyetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi gereğince davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak Mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağı anlaşıldığından, şikâyetçi Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından, temyiz isteğinin reddi gerekmiştir.
B. Sanık Müdafii ile O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstekleri Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olduğu, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümlerinde açıklanan nedenlerle Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik şikâyetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafii ile O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstekleri Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Silifke Ağır Ceza Mahkemesinin kararında sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/17777, K. 2024/8762, 16 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama