KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2021/17887 E., 2024/9815 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Asliye Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/236 E., 2016/376 K.
- Suç
- Sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Temyiz edenler
- Sanık müdafii, katılan vekili
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
499 kelime·2 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Vekilinin Temyiz İsteği
Özetle eylemin sarkıntılık boyutunu aştığına bu nedenle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Özetle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Oluşa göre; sanığın olay günü dolmuş içerisinde cinsel organını çıkararak katılanın kalça kısmına sürtmesi şeklinde sübuta eren eyleminin sarkıntılık boyutunu aştığı gözetilip, buna göre mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
Kabule göre;
Mahkemece sanık hakkında hüküm kurulurken 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 102/3-e. maddesi uyarınca artırım yapılmış ise de, anılan hükmün gerekçesinden de anlaşılacağı üzere suçun yetiştirme yurdu, ceza infaz kurumu, öğrenci yurdu, okul pansiyonu ve hastane gibi insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesi halinde sanığın cezasında artırım yapılabileceği,
dava konusu olayda sanığın otobüs içerisinde yolculuk yaparken atılı suçu işlediği ve eylemin gerçekleştiği otobüsün aynı Kanun'un 102/3-e. maddesinde “insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamlar” şeklinde tarif edilen yerlerden olmadığından mevcut haliyle eylemin aynı Kanun'un 102/1. maddesinde düzenlenen cinsel saldırı suçu kapsamında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, kararına yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
19.11.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık; sanığın, cinsel organını çıkartarak aynı minibüste yolculuk yapan mağdureye değdirme şeklinde kabul edilen eyleminin basit cinsel saldırı suçunu mu yoksa sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu mu oluşturduğu noktasında düğümlenmektedir.
Cinsel saldırı suçunun maddi unsuru; failin cinsel arzularını tatmin amacıyla mağdurun bedeni üzerinde onun rızasına aykırı olarak gerçekleştirilen ve cinsel ilişki boyutuna varmayan eylemlerdir. Suç vasfının belirlenmesinde esas olan mağdurun bedeni üzerinde yapılan tasarruflardır. Failin işlediği suçu hangi organı ile (Elle, cinsel organla, öpme suretiyle, dille vs.) işlendiğinin herhangi bir önemi yoktur.
Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; sarkıntılık suretiyle cinsel salıdırı, basit cinsel saldırı suçlarının ayrımında eylemin;
- Mağdurun erojen bölgelerine, temas içerip içermediği,
- Eylem sırasında ve eylemi işleyebilmek amacıyla mağdurun hareket özgürlüğünün kısıtlanıp kısıtlanmadığı, zor kullanıp kullanılmadığı,
- Eylemin icra edildiği süre gibi kriterler uygulanmaktadır.
Somut olayda sanığın cinsel organını çıkartarak mağdura elbise üzerinden değdirme şeklinde gerçekleşen ve kısa süreli devam eden eyleminin sarkıntılık suretiyle cinsel salıdırı suçunu oluşturduğu kanaatinde olduğumdan, İlk Derece Mahkemesinin verdiği kararın yalnızca 5237 sayılı Kanun'un 102/3-e maddesi yönünden bozulması gerektiği kanaatindeyim.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/17887, K. 2024/9815, 19 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama