KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2021/20877 E., 2025/5918 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Sayısı
- 2017/999 E., 2017/689 K.
- Suç
- Çocuğun cinsel istismarı
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
- Tebliğname görüşü
- Onama
Karar Metni
519 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü :
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın ellerini tutarak duvara dayadığı ve tişörtünü yırttığı mağdurenin göğüs ve boyun bölgelerini emme şeklinde gerçekleştiği kabul edilen olayda atılı suçtan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a ve 303. maddeleri uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle, mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğu ve sanığa iftira attığını beyan ederek şikayetinden vazgeçtiği dikkate alınarak kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak Mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir.
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Sanığın soruşturma aşamasında mağdurenin kendisine on altı yaşında olduğunu söylediği, fiziksel olarak da on beş on altı yaşlarında göründüğü, on beş yaşından küçük olduğunu bilmediği şeklinde savunmada bulunduğu anlaşılmakla suç vasfına etkisi bakımından öncelikle mağdurenin anne ve babasının duruşmaya çağrılarak mağdurenin hastane doğumlu olup olmadığı ve mağdurenin hangi ay ve yılda doğduğu hususlarının sorulup, mağdurenin mernis doğum tutanağı getirtilerek resmî bir kurumda doğup doğmadığı araştırılıp,
doğmadığının anlaşılması halinde yaş tespitine esas kemik grafilerinin çektirilmesinin ardından içinde radyoloji uzmanının da bulunduğu sağlık kurulundan rapor aldırılıp, gerektiğinde Adli Tıp Kurumundan da görüş alınarak mağdurenin suç tarihindeki gerçek yaşının bilimsel olarak saptanması,
mağdurenin on beş yaşını bitirmediğinin belirlenmesi veya resmî kurumda doğduğunun tespit edilmesi halinde duruşmaya çağılarak sanığa gerçek yaşını söyleyip söylemediği sorulup 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı bu kapsamda tartışıldıktan sonra karar verilmesi gerekirken yetersiz ve eksik gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması karşısında, söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine düzeltilerek esastan reddi, hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle şikayetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/20877, K. 2025/5918, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama