İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2021/28155 Karar: 2025/3210 Tarih: 2025

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2021/28155 K.2025/3210

9. Ceza Dairesi 2021/28155 E. , 2025/3210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2753 E., 2018/2796 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşün

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2021/28155 E. , 2025/3210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2753 E., 2018/2796 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşün

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2021/28155 E. , 2025/3210 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2753 E., 2018/2796 K. SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, .. 1. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde atılı suçtan mahkumiyetine dair hükmün istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a ve 303/1-h maddeleri uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ile karar verildiğine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın yerinde olmadığına, eylemde rıza mevcut olduğuna ilişkindir. B.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle eksik inceleme sonucunda karar verildiğine, üst sınırdan ceza verilip takdiri indirim uygulanmaması talebine ilişkindir. III. GEREKÇE İlk Derece Mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiriyle anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı nazara alındığında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Anayasa'nın "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41. maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin 1. maddesinden anlaşılacağı üzere bu Kanun, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Aynı Kanun'un 20/2. maddesi gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. 5271 sayılı Kanun'un 237. ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu değildir. Ayrıca sanığın mahkumiyeti halinde suçtan doğrudan zarar gören sıfatıyla davaya katılan kişiler lehine sanığın vekalet ücretine mahkum edildiği de dikkate alındığında, Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi sebebiyle sanığın ikinci bir vekalet ücretine mahkum edilmesi suretiyle maddi zarara uğratılması da hakkaniyete uygun olmayacaktır. Bu sebeple koşulları oluşmadığı halde katılan Bakanlık vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen bu husus dışında kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmeyip aynı Kanun’un 303/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 21.12.2018 tarihli, 2018/2753 Esas, 2018/2796 Karar sayılı hükmünde yer alan "Katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre lehine 4.360,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan tahsili ile katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına verilmesine " ilişkin bölümün karardan çıkarılması suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, Üye ...'un karşı oyuyla ve oyçokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Niğde 1. Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.04.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Mağdure ile sanık olay tarihinden yaklaşık iki buçuk yıl kadar öncesinden arkadaş olup zaman zaman görüştükleri, bir ara ayrıldıkları ancak bu dönemde bile cep telefonu üzerinden birbirleriyle mesajlaştıkları, Mağdure beyanında sanığın kendisine 01.04.2017 tarihinde ... üzerinden attığı mesaja 03.04.2017 tarihinde bugün buluşacakmıyız diye mesaj gönderdiği ve sanıkla saat 11:00 sularında ... Kız Öğrenci Yurdunun orda buluşmak üzere anlaştıkları ancak mağdure ile randevu yerinde saat 12:00 civarında buluştukları, beraber yaya olarak mağdurenin okuluna doğru birlikte yol kenarındaki ağaçlı bölgeden geçerken mağdure ile birlikte yoldan 40-50 metre kadar içerisindeki ağaçlı bölgenin içersine gittikleri, mağdure sanığın birden zorla tutarak kendisine doğru çektiğini, bir eliyle ağzını kapattığından bağıramadığını, telefonunu elinden aldığını, yere yatırdığını, üstüne çıktığını ''benden kurtulmak istiyorsan beni boşaltman gerekir'' diyerek cinsel organını ağzına soktuğunu, o arada göğüslerini açıp elleriyle dokunduğunu, sanığın telefonunun elinde olduğunu görüntülerini çektiğini düşündüğünü ancak görüntü çekip çekmediğini bilmediğini, ayrılırken görüntüleri sildiğini söylediğini, ayrıldıktan sonra karakola gidip şikayetçi olduğunu beyan etmiştir. Sanık savunmasında ... ile uzun süre arkadaşlık yaptığını, zaman zaman görüştüğünü, bir ara ayrıldıklarını olay tarihinden iki gün önce ... Kız Öğrenci Yurdu önünde buluştuk, beraber yürüdük bir ara yola girdim benimle gelir misin diye sordum, benimle ara yolda yürürken beni ağzınla boşaltır mısın diye sordum, önce kabul etmedi ısrar edince kabul etti boşalttıktan sonra yürürken benim ceketimin cebindeki telefonu gördü bana görüntünü mü aldın diye sordu ben öyle bir şey olmadığını söyledim bana zaten borcunuda ödemedin bir de görüntü mü aldın seni polise zorla yaptı diye şikayet edeceğim dedi. ...'den 300 TL kadar borç almıştım ... ile arkadaşlık yaptığım dönemde 10-15 kez ...'nin rızası ile oral yoldan ilişki yaşamıştık. Sanığın eylem sonrası mağdure ile internet üzerinden yazışmalarında yaptığı eylemden ötürü pişman olduğu, mağdureden özür dilediği, mağdurenin şikayet etmesi halinde hapis yatabileceğini, eylemi zorla yapmadığını belirttiği, mağdurenin ise eline ne geçti istedin yanına geldim, sen bunu yapabiliyorsan benimde ne yaptığım umurumda değil şeklinde karşılıklı olarak birbirlerine mesajlar gönderdiği görüldü. Mahkemenin kabulünde katılanın olayı anlatış şekli ve olaydan sonra katılan ve sanığın samimi bir şekilde olaya ilişkin yazışmalara devam etmesi eylem tarihinde, eylemden hemen sonra katılanın şikayetçi olması, şikayet edeceğim şeklindeki mesajlarından ve sanığın özür dileyerek şikayet edersen cezaevinde yatarım şeklinde yazışmasını, sanığa sorulduğunda bu özür mesajlarına tatmin edici bir şekilde açıklama yapamaması nedeniyle mahkemesince olay günü her iki tarafın buluştuğu sanığın katılanın ağzına cinsel organını zorla soktuğu, ancak göğüslerini elleme ya da telefon ile bu ilişkiyi görüntüye alma olaylarının yaşanmadığı şeklinde kabule varılmış ve TCK 102/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına hüküm olunmuştur. Mahkemenin eylemi zorla yapıldığı kabul edilmiş ancak sanığın eylemleri gerçekleştirdiği esnada iddia olunan bazı eylemleri (elle ağzını kapatman telefonuna kayıt alma gibi) kabul etmemiştir. Mahkemece zor unsuru somut olarak delillendirmeden eylemden sonraki yazışmalar da sanığın mağdureden oral ilişki nedeniyle pişmanlık duyması ve ondan özür dilemesini eylemin zor unsuru olarak değerlendirmiştir. Sanığın eylemini gerçekleştirdiği yer, zaman itibariyle mağdurenin öğrenim gördüğü üniversite ile ... Kız Öğrenci Yurdu ve spor okulu ile ... kolejine yakın bir yer olduğu, mağdurenin olay tarihinde 24 yaşlarında sanığın 27 yaşlarında kişiler olduğu, sanık savunmasında daha önceleri de mağdure ile en az 10-15 kez bu şekilde rızaen oral ilişkide bulunduklarını beyan ettiği, sanığın eylemini zorla gerçekleştirdiğine dair mağdurenin soyut iddiasından başka bir delil bulunmadığından, Bu gerekçelerle sanığın eylemi rızalı oral yönden organ sokma eylemi kapsamında bulunduğundan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken verilen mahkumiyet hükmünün Onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla