Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2022/16229 E. , 2023/1820 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz dilekçesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 294
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2022/16229 E. , 2023/1820 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz dilekçesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 294 üncü maddesinin birinci fıkrasına aykırı şekilde temyiz sebebi gösterilmediği belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği sanık ... müdafii, sanık ... ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildiği, sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.06.2021 tarihli ve 2020/27 Esas ve 2021/264 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci, dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 24 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi, 168 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. Sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi, 168 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. Suça sürüklenen çocuk ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 10 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 02.12.2021 tarihli ve 2021/2225 Esas, 2021/3162 Karar sayılı kararı ile sanıklar ve suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ... müdafii, sanık ... müdafii, katılan mağdur vekili ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Mağdurun beyanlarının çelişkili olduğuna, tanıkların mağdurun ağlamadığını zora dayalı bir eyleme maruz kaldığına dair bir davranışının olmadığını belirttiklerine, sanığın bıçağı kullanmadığına ve mağdurun telefonunu rızası dışında almadığına, mağdurun yaşı konusunda farklı beyanlarda bulunduğuna ve yaşından büyük gösterdiğine sanığın hataya düştüğüne, sanık hakkında iyi hal indirimi uygulanması gerektiğine ilişkindir B. Sanık ... ve Suça Sürüklenen Çocuk ... Müdafiinin Temyiz İstemi Sanık ve suça sürüklenen çocuğun olay mahallinde bulunmasının suça iştirak anlamına gelmediğine, sanık ... ile birlikte suç işleme iradelerinin olmadığına, sanık ve suça sürüklenen çocuğun yaşlarının küçük oluşu, sanık ...'ün elinde bıçak oluşu nedeniyle sanığa karşı koyamadıklarına, haklarında beraat kararı verilmesine aksi halde lehe hükümlerin uygulanmasına ilişkindir. C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Vekilinin Temyiz İstemi Temyiz etme iradesinden ibaret olup, temyiz dilekçesi gerekçesizdir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkemece; "Sanık ...'ün katılanın belirttiği bıçak zoruyla anal yoldan ilişki eyleminin raporla doğrulandığı, sanık ...'ün her ne kadar atılı suçu kabul etmediği görülse de katılan beyanı ve kendi savunmalarıyla örtüşür şekilde üzerinde bıçak olduğunun ve raporla da cinsel eylemin gerçekleştiğinin sabit olduğu, katılanın sanık ...'e iftira atmasını gerektirir şekilde aralarında bir husumet bulunmadığı ve sanık ...'ın da mahkememiz huzurundaki savunmasının anal yoldan gerçekleşen ilişkinin katılanın rızası dışında olduğunu gösterdiği, sanık ... ve SSÇ ...'in gerçekleşen cinsel eyleme herhangi bir iştiraklerinin olmadığı, haklarında atılı suç yönünden de iddia bulunmadığı bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanık ...'ün silahla çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği sabit olduğundan TCK 103/2, 103/4 maddeleri gereği cezalandırılmasına, sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınarak hakkında TCK 62/1 maddesinin takdiren uygulanmamasına, sanık ...'ün üzerine atılı cebir tehdit kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından katılanın olay yerine kendi rızasıyla gittiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, gerçekleşen istismar suçuna kadar rızaya dayalı bir birliktelik olduğu, söz konusu rıza dışı cinsel eylem gerçekleştiğinde hürriyetten yoksun kılma şeklindeki eylemin cinsel eylemle sınırlı kaldığı ve söz konusu suçun unsuru olarak değerlendirilmesi gerektiği, katılanın mahkememiz huzurundaki beyanlarından da anlaşılacağı üzere sanık ... tarafından katılanın otobüs durağına kendiliğinden bırakıldığı nazara alınarak sanık ...'ün atılı suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle CMK 223/2-a maddesi gereği beraatine, her ne kadar sanık ...'ün "seni kameraya çektim olanları anlatırsa ailene anlatırım" şeklinde sözler söyleyerek tehdit suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; mahkememizce eylemin Şantaj suçuna vücut verebileceği değerlendirilmiş ancak dosya kapsamı itibarıyla katılanın soyut beyanları dışında sanığın cezalandırılmasını gerektirir her türlü şüpheden uzak kesin ve yeterli delil bulunmadığı anlaşıldığından CMK 223/2-e maddesi gereği beraatine, Müslüm, Furkan ve SSÇ ...'in katılanı otobüs durağına bırakmadan önce iştirak halinde hareket ederek telefonunu ve üzerindeki bir miktar parayı aldıkları, yağma eyleminin sanık ... ve SSÇ ... sanık ... ve katılanın yanına geldikten sonra birden fazla kişinin korkutuculuğundan faydalanarak gerçekleştiridliği, daha sonra Müslüm'ün mahkememizce tanık olarak beyanına başvurulan ...'ın belirttiği üzere söz konusu telefon karşılığında 500 TL para aldığı, sanıklar ve SSÇ savunmasıyla telefonun satışından elde edilen parayla yemek yedikleri ve 20şer TL 'nin Müslüm tarafından SSÇ ... ve diğer sanık ...'a verildiğinin mahkememizdeki savunmalarıyla sabit olduğu dikkate alındığında sanıklar ve SSÇ'nin suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiş olup üzerlerine atılı birden fazla kişi tarafından silahla yağma suçunu iştirak halinde işledikleri hususunda mahkekemizde tam bir vicdani kanı oluşmuştur. Sanık ...'ün katılana yönelik birden fazla kişi tarafından silahla yağma suçunu işlediği sabit olduğundan kısa kararda belirtilen gerekçelerle sanığın tecziyesine karar verilmiş, katılan tarafından zararın giderilmesi istenmese de katılanın zararının kovuşturma aşamasında giderildiği PTT dekontuyla sabit olduğunda cezasından TCK 168/2-3 maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılmasına, sanığın fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınarak hakkında TCK 62/1 maddesinin takdiren uygulanmamasına, sanığın sabit olan suçunun 5271 sayılı CMY'nin 100/3-a maddesinde sayılan katalog suçlardan oluşu, hükmedilen ceza süresinin sanığın kaçacağı hususunda somut olgu niteliği taşıması, sanığın tutuklu kaldığı süre ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı hususu dikkate alınarak hükmen tutukluluk halinin devamına, Sanık ...'ın katılana yönelik birden fazla kişi tarafından silahla yağma suçunu işlediği sabit olduğundan kısa kararda açıklanan gerekçelerle sanığın cezalandırılmasına, katılan tarafından söz konusu ödeme istenmese de katılanın zararının kovuşturma aşamasında giderildiği PTT dekontuyla sabit olduğundan cezasında TCK 168/2-3 maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılmasına, hükmolunan cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak cezasına TCK 62/1 gereği 1/6 oranında indirim yapılmasına, SSÇ ...'in katılana yönelik birden fazla kişi tarafından silahla yağma suçunu işlediği sabit olduğundan kısa kararda açıklanan gerekçelerle cezalandırılmasına, SSÇ 'nin suç tarihinde 15-18 yaş aralığında olduğu nazara alınarak TCK 31/3 maddesi gereği cezasında 1/3 oranında indirim yapılmasına, katılan tarafından söz konusu ödeme istenmese de katılanın zararının kovuşturma aşamasında giderildiği PTT dekontuyla sabit olduğundan cezasında TCK 168/2-3 maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılmasına, hükmolunan cezanın SSÇ'nin geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak cezasına TCK 62/1 gereği 1/6 oranında indirim yapılmasına dair hüküm kurulmuştur." şeklinde karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır.” şeklindeki düzenleme de gözetilerek yapılan değerlendirmede, vaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Sanık ... Müdafii ve Sanık ... ve Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden Sanık ..., sanık ... ve suça sürüklenen çocuk ... haklarında kurulan hükümde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. V. KARAR A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçesinde herhangi bir temyiz sebebi göstermediği anlaşıldığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca,Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ... Müdafii ile Sanık ... ve Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 02.12.2021 tarihli ve 2021/2225 Esas, 2021/3162 Karar sayılı kararında sanık ... müdafii ile sanık ... ve suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.03.2023 tarihinde karar verildi.