Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2022/9373 E. , 2023/1378 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2523 E., 2020/1187 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel saldırı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bakanlık vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı görülmüştür. İlk Derece Mahkemes
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2022/9373 E. , 2023/1378 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/2523 E., 2020/1187 K. SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, cinsel saldırı HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bakanlık vekilinin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı görülmüştür. İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafii ve katılan mağdure vekilinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 19.03.2018 tarihli ve 2017/608 Esas, 2018/156 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraat suçundan, nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası ve aynı yasanın 35 inci maddesinin ikinci fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 07.10.2020 tarihli ve 2018/2523 Esas, 2020/1187 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlerin kaldırılarak cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 102 nci maddesinin birinci fıkra ve birinci cümlesi ile 62 nci maddesi gereğince 5 yıl 10 ay hapis cezası ile 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası ile beşinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; hükmün onanması talep edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden suçun unsurlarının oluşmadığına, cinsel saldırı suçu yönünden sübuta, eksik değerlendirmeye (delillerin hatalı değerlendirildiğinden bahisle), teşdit uygulanmaması gerektiğine yöneliktir. B. Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Suç vasfına, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğine, eksik hüküm kurulduğuna, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin altıncı fıkrası delaletiyle 86 ncı maddesi uyarınca da ceza alması gerektiğine vekalet ücretine hükmedilmesine yöneliktir. C. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Sadece hükmü temyiz etme iradesinden ibaret olup, gerekçe bulunmamaktadır. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Katılan, sanık ve tanık ...'in olay günü birlikte alkol aldıkları, katılanın sanık ve tanıkla eğlendiği, sanık ile dans ettiği, gece 03:30 sularında tanık ...'in tek başına, katılan ile sanığın aynı yönde ikamet etmelerinden dolayı birlikte sanığın aracı ile Etimesgut- Sincan istikametine doğru yola çıktıkları, yolda giderken sanığın katılanla cinsel birliktelik yaşamak istediği ve katılanın ev güzergahı olan Sincan istikametinden ayrılarak, Hatıra Garnizonu Ormanı civarına doğru gittiği, sanığın katılanın rızası hilafına elbiselerinin üst kısmını açtığı, katılanın buna karşı geldiği, bunun üzerine sanık ile katılan arasında arbede yaşandığı, sanığın kendisinin pantolununu çıkardığı, katılanın da kıyafetlerini çıkarmaya çalışarak eliyle katılana dokunmaya çalıştığı, katılandan cinsel organını ağzına almasını istediği, katılanın almak istemediği, sanığa bakire olduğunu söylemesine rağmen sanığın cinsel ilişkiye girmek için katılanı zorladığı, katılanın karşı koyması nedeniyle sanığın katılana vurduğu, bu durumun doktor raporu ile sabit olduğu, bu sırada aracın yol kenarında durduğu, katılanın bu arada araçtan çıkmak istediği, kapıyı açıp kendisini dışarıya attığı bu hususun katılan beyanı, tanık beyanı, sanık savunması, 112 ve 155'i kayıtları, darp raporu, ile sabit olduğundan, sanığın cinsel organını bir iki defa katılanın ağzına zorla soktuğuna dair maddi bulgu olmadığından sanığın nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçundan cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanığın katılana yönelik cinsel eylemlerinden sonra katılana karşı koyup direnmesi üzerine olayın geçtiği saat ve katılanın direncinin kırılabilme ihtimali var iken sanığın eylemlerine devam etmeyip katılanı bıraktığı göz önüne alındığında eylemin kendiliğinden son bulduğu, bu aşamaya kadar ki eylemlerin ise basit cinsel saldırı suçunu oluşturduğu, sanığın yolda giderken mağdureye cinsel ilişki teklifinde bulunduğu, katılanın bu durumu kabul etmemesi üzerine ona tokat atmaya başlayarak aracının güzergah dışında bir yere sürdüğü, ıssız bir alana götürdükten sonra cinsel saldırı eylemlerine başladığı anlaşıldığından cinsel saldırı eylemi boyunca alıkoyma olmayıp baştan itibaren katılanı gitmek istemediği bir yere zorla götürerek kişiyi hürriyetinden alıkoyma suçunu işlediği, katılanın olay yerinde 10-15 dk tutulmasının mümkün olmadığını iddia etmiş ise de olay yerinde kaç dakika durduklarının olayın heyecanı ve korkusuyla katılan tarafından tam olarak tespit edilememesinin mümkün olduğu dolayısıyla daha az bir süre kalmış olabilecekleri, kaldı ki mobese görüntülerinden sonra sanığın hangi hızla gittiğinin tespitinin mümkün olmadığı, sanığın normal yol güzergahından ayrılarak olayın meydana geldiği ıssız bir bölgeye gitmesinin suç işleme amacını açıkça ortaya koyduğu değerlendirilerek sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun 20 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davaya katılma hakkı bulunan Aile, ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas, 2019/7 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Kanun'un 237 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında, Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığından vaki temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B. Sanık Müdafii ve Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Katılanın beyanlarında olayın aracın içinde ve dışında olacak şekilde toplamda onbeş dakikadan fazla gerçekleştiğini beyan etmesine rağmen sanığa ait aracın plaka tanıma sisteminden yapılan incelemesinde ilk görüntü ile iddia edilen olaydan sonra alınan son görüntü arasında bilirkişi raporuna göre böyle bir zaman kaybının olmadığı, katılanın talebi üzerine, olay yerine gelen kolluk görevlilerine şikayetçi olmayacağını beyan ettiği ve eve gittikten sonra, aldığı rapor sırasında cinsel saldırı olayından bahsetmeyerek düştüğünü söylemek suretiyle rapor aldığı, sanığın katılanın kendi rızası ile öpüştükten sonra para istemesi üzerine katılanı darp ettiğine ilişkin savunmasının aksine üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin kesin, her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı nazara alınarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine, cinsel saldırı suçundan ise sanığın katılana vurduğuna yönelik ikrarı da gözetilerek kasten yaralama suçundan cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. C. Tebliğname Yönünden (A) ve (B) paragarafında açıklanan nedenlerle tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR 1. Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Bakanlık vekilinin vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi uyarınca, oy birliğiyle REDDİNE, 2. Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden 17. Ceza Dairesinin, 07.10.2020 tarihli ve 2018/2523 Esas, 2020/1187 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca takdiren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.03.2023 tarihinde karar verildi.