İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2023/10794 Karar: 2023/8020 Tarih: 2023

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2023/10794 K.2023/8020

9. Ceza Dairesi 2023/10794 E. , 2023/8020 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/818 E., 2023/967 K. SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama, kısmî bozma Mağdure ... vekilinin temyiz istemi

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2023/10794 E. , 2023/8020 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/818 E., 2023/967 K. SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama, kısmî bozma Mağdure ... vekilinin temyiz istemi

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2023/10794 E. , 2023/8020 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/818 E., 2023/967 K. SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama, kısmî bozma Mağdure ... vekilinin temyiz istemi yönünden; suç tarihinde on iki yaşından küçük olan mağdure ...'in velayet hakkına sahip babası ...'nın hükümden sonra verdiği 15.06.2023 tarihli dilekçe ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmakla mağdurenin katılan sıfatının da ortadan kalktığı dikkate alındığında mağdure vekilinin hükmü temyiz edemeyeceği belirlenmiştir. Diğer temyiz istemleri yönünden; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren REDDİNE karar verilerek gereği düşünüldü; I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Salihli Ağır Ceza Mahkemesinin 16.02.2023 tarih ve 2022/347 Esas, 2023/80 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a) Mağdureler ... ..., ..., ... ve ...'ya karşı sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca mağdure sayısınca 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, b) Mağdure ... ...'ya karşı sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci ve üçüncü cümleleri, üçüncü fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, c) Mağdure ...'a karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan dava açılmış ise de 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, d) Mağdurelere karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan dava açılmış ise de 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatine, Karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 11.05.2023 tarihli ve 2023/818 Esas, 2023/967 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kesin olmak üzere esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan ret, onama ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanık ile şikayetçi ... ile arasında husumet olduğuna, şikayetçi ...'nun sanıktan maddi menfaat elde edememesi nedeniyle diğerlerini yönlendirdiğine, sanığa husumetten dolayı iftira atıldığına, olay esnasında yaşananlara tanıklık edenlerin mahkemede dinlenmesi gerektiğine, mağdure beyanlarının tutarsız ve çelişkili olduğuna, intikalin anında olmadığına, sınıfta mağdure olan altı kişiden başka diğer öğrencilerin olaydan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, sanığın sınıfta, bütün öğrenciler varken, gündüz vakti, herkesin girip çıkabileceği bir yerde iddia edilen eylemleri gerçekleştirmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, diğer mağdurelerin mağdure ...'a da cinsel istismar olayının olduğundan bahsetmiş iseler de, ...'ın kabul etmediğine ve bu konuyu arkadaşları ile hiç konuşmadığını beyan ettiğine, sanığın sınıfta pantolonunu yarım çıkarmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, şikayetçi beyanları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğine, sadece mağdure beyanlarına dayalı hüküm kurulduğuna, olay ekseriyetle sınıfta gerçekleştirildiğinden diğer öğrencilerin ve rehber öğretmenin de beyanlarının alınması gerektiğine, şikayetçi ... ile kızı ... ...'nun şikayetini geri çektiğine, İstinaf Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna, muğlak belirsiz ifadelerle cezada artırım yapıldığına, eylemin bir kez gerçekleştiğine, ifade alınırken psikolog tarafından mağdurelerin yönlendirildiğine ilişkindir. B. Katılan Mağdure ... ... Vekilinin Temyiz İstemi Sanığın 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bendi uyarınca cezalandırılması gerektiğine, lehe olan hükümler uygulanmadan en üst hadden ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir. C. Katılan Mağdure ... Vekilinin Temyiz İstemi Eylemin sarkıntılık boyutunu aştığına, lehe olan hükümler uygulanmadan en üst hadden ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir. D. Katılan Mağdure ... Vekilinin Temyiz İstemi Eylemin sarkıntılık boyutunu aştığına, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 103 ücü maddesinin üçüncü fıkrasının (d) ve (e) bendi uyarınca cezalandırılması gerektiğine, lehe olan hükümler uygulanmadan en üst hadden ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Dereme Mahkemesince "Salihli Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/2167 esas sayılı iddianamesi ile; sanık ... hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, On İki Yaşından Küçük Mağdurların Cinsel İstismarı suçundan Türk Ceza Kanununun 103/1-1.cümle, 103/1-3. cümle, 103/3-d, 109/1, 109/3.f, 109/5, 53. 54 (tüm mağdurlara yönelik eylemleri yönünden tatbiki), 43, (mağdur ... harici tüm mağdurlara yönelik eylemleri hakkında tatbiki), 63. Maddeleri uyarınca cezalandırılması talebiyle mahkememize açılan kamu davasının mahkememizce yapılan incelemesinde; Sanık ...'ün mağdurların ilkokul öğretmeni olduğu, 1. Sınıftan beri okutmakta olduğu, mağdureler ..., ..., ..., ... ..., ... ve ... isimli öğrencilerin de sanığın okuttuğu sınıfta 3. Sınıf öğrencileri olarak bulundukları, sanığın mağdurelerden ... ...'a ayrıca evinde özel ders verdiği, olay günü de mağdure ...'nun komşuları olan ve tanık olarak dinlenilen ... ... ...'e öğretmeni tarafından gerçekleştirilen eylemler yönüyle anlatımlarda bulunduğu, sonrasında mağdurenin ailesine haber verildiği, mağdur ...'nun anlatımının tanık beyanıyla da doğrulanıp desteklendiği, konunun velilerce haberdar olunmasından sonra mağdureler ile yaptığı görüşmelerde mağdurelerin benzer şekilde sanığın yönelik anlatımlarda bulunması üzerine konunun adli mercilere intikal ettirildiği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Sanık kolluk aşamasında yaptığı savunmasında ...' nun çok ödev verdiğinden dolayı kızgınlıkla kendisini suçlamış olabileceğini, diğer çocuk ve velilerle herhangi bir sorununun olmadığını, mağdurlardan yalnızca ...' nun annesiyle aralarında bir sorun bulunduğunu, çocuklara cinsel amaçlı dokunması olmadığını, ... ile özel derslerinde evde yalnız olmadıklarını söyleyerek suçlamaları reddetmiş, kovuşturmada ise bu beyanlarına ilaveten ...'nun annesiyle ilişkisi olduğunu, ancak maddi yardım talebini reddetmesinin kızgınlığıyla böyle bir oyun yapmış olabileceğini, mağdurelerin bir grup halinde birlikte gezdiklerini, aileleriyle sorunları olan problemli çocuklar olduğunu söyleyerek suçlamaları reddetmiştir. Mağdurlar hakkında Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesince düzenlenen raporlarda her bir mağdur için suç tarihi itibari ile mağdurun herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bulunmadığı, suç tarihinde çocuk yaşta olması sebebiyle kendisine karşı işlendiği iddia edilen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı beyanlarına yaşıtı her birey kadar itibar edilebileceği, cinsel istismar bakımından çocuk yaşta olması sebebiyle mukavemete muktedir olmadığı tıbbi kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Sanık açısından bütüncül bir değerlendirme yapmak gerekirse; sanık, olayı ilk olarak dillendirerek ortaya çıkmasına vesile olan mağdur ...'nun annesine yönelttiği husumet iddiasını kolluk aşamasında dile getirmediği halde diğer beyanlarında vurgulayarak ve arttırıma giderek anlatmıştır. Yine sanığın ilk kolluk savunmasında ... nun çok ödev verdiğinden kendisine kızmış olabileceği ve bu sebeple bu tür beyanlarda bulunduğu şeklindeki savunmasına olayın ulaştığı boyut, olay içeriği ve mağdurenin yaşı karşısında ihtimal verilmemiştir. Sanığın mağdur çocukların sınıf öğretmeni olduğu, mevcut konumu, mekan ve çocukların yaşları gereği çocuklara bir noktaya kadar bedensel temasının normal olduğu, ancak bu temasların amacının cinsel amaçla yapılıp yapılmadığının ayrıştırılması gerektiği, aşağıda değinilen mağdur anlatımlarındaki bedeni temasların okulda bir fiziksel aktivite sırasında husule gelebilecek normal temaslardan olmadığı, bu yaşlardaki çocukların görmediği müddetçe vakıf olamayacakları değerlendirilen anlatımlar içerdiği, mağdurların sanık cinsel organını kendi hal dilleriyle farklı şekillerde tarifledikleri ( ... :ortalama sertlikte , yuvarlak ... : kalın, ... : çubuk gibi sert, ... :sert, büyük gibi), her bir çocuğun kendine has anlatımlarıyla büyük ölçüde bir birinden farklı olay anlatımlarında bulunduğu, anlatım şekilleri ve dilleri farklı olmakla birlikte benzer cinsel eylemlerden bahsettikleri, bu durumda da mağdurelerin herhangi bir tesir altında ağız birliği etme kaygısı gütmeden ve arttırıma gitmeden kendilerince samimi beyanlarda bulundukları mahkememizce değerlendirilmiştir. Her bir mağdur açısından sanığın eylemlerinin tevsif edilmesine gelince: Mağdur ...'nun sanığın kendisini çeşitli 2. Sınıftan itibaren çeşitli zamanlada sınıfta kimse yokken dudağından öptüğüne, özel ders için eve geldiğinde cinsel bölgesini kucağına oturtup cinsel organını kendisine değdirmeye çalıştığına, yatak odasına götürüp eli ile özel bölgelerine dokunmaya çalıştığına dair özü itibarı ile tutarlı beyanları, mağdurenin annesinin aynı yöndeki anlatımları, sanığın kollukta bahsetmediği halde diğer beyanlarında boyutlarını arttırarak anlattığı mağdurenin annesi ile arasındaki husumet iddiası hakkında mahkememizce itibar edilmeyen çelişkili ve tutarsız beyanları, ...'nun olayı ilk olarak anlattığı tanık ...'nin tutarlı beyanları karşısında sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiş ve mağdurun farklı zamanlardaki kucağına oturtma, dudağından öpme, yatağa yatırtma, özel bölgelerine dokunmaya çalışma şeklinde tariflediği ani ve kesintili bütünlük ve devamlılık arz etmeyen hareketlerinin sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır. Mağdur ...'in öğretmenin kendisini kucağına oturttuğuna, elini turtarak kendi özel bölgesini ellettiğine dair kendi içerisinde ve dosya içeriği ile uyumlu beyanları, adli görüşme değerlendirme raporu, adli rapor içeriği, mağdurenin annesinin kızının kendisine anlattıklarına dair aynı yöndeki anlatımları, sanık ile mağdurenin ailesi arasında sanığa iftira atmalarını gerektirecek herhangi bir husumet bulunmaması hususları bir arada değerlendirildiğinde, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiş ve mağdurun kucağına oturtma ve eliyle cinsel organına dokundurtma şeklinde tariflediği ani ve kesintili bütünlük ve devamlılık arz etmeyen hareketlerinin sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır. Mağdur ...'ın sanığın kendisine belinden sarıldığına, elini götürerek bacak iç kısmına (cinsel organına) dokundurttuğuna dair tutarlı anlatımları, adli rapor içeriği, adli görüşme değerlendirme raporu, mağdurenin ailesinin çocuğun kendilerine anlattığı şeyler hakkında aynı yöndeki anlatımları, sanık ile mağdure veya annesi arasında dosyaya yansıyan herhangi bir husumet bulunmaması hususları bir arada değerlendirildiğinde, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiş ve mağdurun belinden sarılma, cinsel organına dokundurtma şeklinde tariflediği ani , kesintili bütünlük ve devamlılık arz etmeyen hareketlerinin sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır. Mağdur ...'ın sanığın kıyafetleri üzerinden bacağına saçına göğüs bölgesine ve boynuna dokunduğuna , oyun için masanın altından çıkmaya çalışırken kafasını ittirerek cinsel bölgesine dokundurttuğuna dair özü itibarı ile tutarlı ve dosya kapsamı ile uyumlu beyanları, adli görüşme değerlendirme raporu, adli rapor içeriği, mağdurenin ailesinin aynı yöndeki anlatımları, sanık ile mağdurenin ailesi arasında sanığa iftira atmalarını gerektirecek herhangi bir husumet bulunmaması hususları bir arada değerlendirildiğinde, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiş ve mağdurun kıyafetleri üzerinden bacağına saçına göğüs bölgesine ve boynuna dokunma, kafasını ittirerek cinsel bölgesine dokundurtma şeklinde tariflediği ani ve kesintili bütünlük ve devamlılık arz etmeyen hareketlerinin sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır. Mağdur ... ...'ın fermuarını sınıfta kimseler yokken fermuarını açıp cinsel organına dokundurttuğuna, dudağından öpmeye çalıştığına, kucağında oturttuğuna, oyun için masanın altından çıkmaya çalışırken kafasını ittirerek cinsel bölgesine dokundurttuğuna, bu esnada ağzının açık olup olmadığını da kontrol ederek cinsel organına mağdurun ağzının temasını sağlamaya çalıştığına, ancak mağdurun ittirerek buna izin vermediğine dair özü itibarı tutarlı, detay içeren beyanları, adli rapor içeriği, adli görüşme değerlendirme raporu, mağdurenin ailesinin çocuktan duyduklarına dair mağdure ile aynı yöndeki anlatımları, sanık ile mağdurenin ailesi arasında sanığa iftira atmalarını gerektirecek herhangi bir husumet bulunmaması, ...'nın ilk olarak olayı anlattığı tanık ...'nin beyanları bir arada değerlendirildiğinde, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiş ve mağdurun kıyafetleri üzerinden bacağına saçına göğüs bölgesine ve boynuna dokunma, kafasını ittirerek cinsel bölgesine dokundurtma şeklinde tariflediği ani ve kesintili bütünlük ve devamlılık arz etmeyen hareketlerinin sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır. Mağdur ... ... nın sanığın kendisine fiziksel teması bulunmadığına, öpmediğine dair aşamalardaki tutarlı beyanları ve mağdurun annesinin çocuğunun kendisine öğretmeninin dokunmadığını söylediğine dair aynı doğrultudaki beyanları karşısında her ne kadar sanık ... hakkında hakkında mağdur ...'ya karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter derecede kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığından yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekmiştir. Her ne kadar sanık ... hakkında altı mağdura karşı işlediği iddiası ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın eylemlerinin çocukların rutin olarak bulundukları okulda ve mağdur ...'nun evindeyken gerçekleştiği, bu ortamlarda çocukların rızası dahilinde bulundukları ve sanığın cinsel eylemlerinin süresiyle kısıtlı olarak mağdureleri alıkoyduğu, bu amaç için bir yerden bir yere götürme durumunun söz konusu olmadığı değerlendirilerek iddia edilen hürriyeti tahdit suçunun unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Sanık ... hakkında mağdurlar ..., ..., ... ..., ... ..., ...'e yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan TCK'nun 103/1-1. cümle maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de sabit olan eyleminin sarkıntılık düzeyinde kaldığı anlaşıldığından sanığın eylemine uyan TCK'nun 103/1-2. ve 3. cümle maddesi uyarınca suç konusu, suçun işleniş biçimi ve meydana gelen zararın ağırlığı göz önüne alınarak takdiren alt sınırdan her bir mağdur açısından ayrı ayrı hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın mağdurların öğretmeni olması sebebiyle TCK'nun 103/3-d maddesi uyarınca cezasında yarı oranında artırım yapılmsına, sanığın eylemini mağdurlar ..., ..., ... ..., ...'e değişik zamanlarda birden fazla işlediği anlaşıldığından TCK'nun 43/1 maddesi gereğince eylem sayısı dikkate alınarak cezası takdiren 1/4 oranında artırılmasına, diğer mağdur ... açısından eylemlerine mağdurun evinde de devam ettiği anlaşıldığından eylem sayısının diğer mağdurlardan daha fazla olması dikkate alınarak takdiren 1/3 oranında artırılmasına, sanığın geçmişi, sabıkasız olması, yargılama sürecindeki fiil ve davranışları göz önüne alındığında TCK 62/1 maddesi uyarınca cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Katılan Mağdure ... Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Suç tarihinde 12.10.2013 doğumlu olup on iki yaşından küçük olan mağdurenin velayet hakkına sahip babası ...'nın kovuşturma aşamasındaki ifadesinde her ne kadar davaya katılmak istediğini beyan etmişse de, hükümden sonra verdiği 15.06.2023 tarihli dilekçe ile sanık hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini bildirmiş olması karşısında, yaş küçüklüğü nedeniyle tayin edilen vekilin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir. B. Sanık Müdafii ile Katılan Mağdureler ... ..., ..., ... Vekillerinin Temyiz İstekleri Yönünden Tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın mağdurelerin sınıf öğretmeni olduğu, sınıfta 23 öğrenci bulunduğu, eylemlerin ekseriyetle sınıfta geçtiğinin anlaşılması karşısında; öncelikle aynı sınıfta bulanan diğer öğrencilerden temin edilebilenlerin tanık sıfatıyla dinlenip varsa idari soruşturma raporu ve ekleri de getirtilerek, taraflara diyecekleri sorulduktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Katılan Mağdure ... Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle, mağdure ... vekilinin sanık hakkında kurulan hükmü temyize hakkı bulunmadığından, vaki temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi gereğince REDDİNE, B. Sanık Müdafii ile Katılan Mağdureler ... ..., ..., ... Vekillerinin Temyiz İstekleri Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii ile katılan mağdureler ... ..., ..., ... vekillerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 11.05.2023 tarihli ve 2023/818 Esas, 2023/967 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye değişik gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Salihli Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla