İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2023/10951 Karar: 2023/8415 Tarih: 2023

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2023/10951 K.2023/8415

9. Ceza Dairesi 2023/10951 E. , 2023/8415 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1328 E., 2023/1324 K. SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Katılan Bakanlık vekili, sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞ

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2023/10951 E. , 2023/8415 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1328 E., 2023/1324 K. SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Katılan Bakanlık vekili, sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞ

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2023/10951 E. , 2023/8415 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1328 E., 2023/1324 K. SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Katılan Bakanlık vekili, sanık müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2023 tarihli ve 2020/482 Esas, 2023/116 Karar sayılı kararı ile sanığın, a) Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, b) Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası, altıncı fıkrası, 43 üncü maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 22 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 11.07.2023 tarihli ve 2023/1328 Esas, 2023/1324 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan kısmen re'sen de istinafa tabi hükümlere yönelik katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin istinaf başvurularının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan beraat hükmü yönünden esastan reddine; beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hüküm açısından ise kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Kusurun yoğunluğu, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak takdiri indirim hükmünün uygulanmaması, hukuki dayanaktan yoksun ve hakkaniyete aykırı olan kararın kül halinde bozulması ve lehe vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Mağdurenin beyanları dışında delil bulunmadığına, fiziksel muayenede tespit edilen bir durumun bulunmadığına, emredici hüküm uyarınca lehe olan bu durumun dikkate alınması gerektiğine, yedi yaşındaki bir çocuğun penisten gelen sıvıyı hatırlamasının imkansız olduğuna, bu kadar uzun süre devam ettiği iddia edilen istismar eylemlerinin aile tarafından fark edilmemesinin izahı zor bir durum olduğuna, beş yaşındayken mağdurenin korkmaması, sanığın bulunduğu ortamdan uzaklaşmamasının anormal olduğuna, annesi ile babasının mağdurede bir gariplik sezinlemediğine, tanık olarak dinlenen ...'nın gerçekleri söylemediğine, mağdurenin annesi ile müdafii olarak sonradan whatsapp üzerinden yazıştığına, bu yazışmalarda sanığın ... ile mağdureye ders çalıştırdığının, hatta mağdurenin ders çalıştırmasını sanıktan istediğinin anlaşıldığına, tüm bu sebeplerin sanığın suçu işlemediğini gösterdiğine, beraat kararı verilmek üzere çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1. İlk Derece Mahkemesi, iddia, savunma, mağdure ve şikayetçi beyanları, tanık ... ve savunma tanıklarının beyanları, adli görüşme ve değerlendirme raporu, adli tıp raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; "...Mahkememiz nezdinde açılan kamu davasının yapılan açık yargılaması sonucu; sanığın yeğeni olan mağdura karşı yalnız kaldıkları zaman diliminde birden fazla kez zincirleme şekilde ve zorla mağdurun kıyafetlerini çıkartıp özel bölgelerine dokunduğu, sanığın kendi kıyafetlerini de çıkartıp mağdurenin cinsel organına kendi cinsel organını sürttüğü, sanığın cinsel organından sıvı geldiğinde bırakıp gittiği, arka bölgesine cinsel organı ile sürtündüğü, elleri ile dokunduğu, elleriyle penisine dokunmasını istediği, dokunmadığında vurduğu, bu suretle atılı cinsel istismar suçunu işlediği..." şeklindeki kabulüyle sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediğini kabul etmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesi, "...Her ne kadar sanık hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma suçundan cezalandırılması istemiyle mahkememize kamu davası açılmış ise de; dosya kapsamı nazarında mağdurun bu yönde açık bir beyanının bulunmadığı, mağdurun dayısı olan sanığın ara ara mağdura bakma niyetiyle mağdurun yaşamış olduğu eve gittiği, eylemlerin bu evde gerçekleştirildiği, sanığın üzerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin eylemin unsurlarının meydana gelmesi için mağdurenin rızası olmadan bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakılması gerektiği, ancak olayda mağdurenin kendi evinde bulunduğu, ayrıca cinsel istismar eylemleri dışında mağduru hürriyetinden yoksun kıldığına dair müştekinin beyanları, sanığın savunması, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden..." şeklindeki gerekçesiyle sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine karar vermiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 1. Bölge Adliye Mahkemesi, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hüküm yönünden istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. 2. Bölge Adliye Mahkemesi, duruşmalı yaptığı incelemede; beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hüküm yönünden istinaf başvurularının kabulüyle hükmü kaldırarak son eylem tarihinin 6545 sayılı Kanun değişikliği sonrası gerçekleştiğini ve mağdurenin yaşına göre 6545 sayılı Kanun değişikliği ile 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinde yapılan değişikliklerin sanığın lehine olduğunu kabul ederek temel cezayı 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesine göre belirledikten sonra mağdureye karşı kullanılan tehdidin cinsel istismar eylemi sırasında gerçekleşmeyip suçun ortaya çıkmaması için gerçekleştirildiğini değerlendirerek İlk Derece Mahkemesi hükmünde yer alan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasını uygulama koşullarının oluşmadığını kabul etmiş, ayrıca İlk Derece Mahkemesinin sanığın pişmanlık göstermemesi gerekçesiyle takdiri indirim hükmünü tatbik etmemesini, kanunda belirtilen hususları karşılamadığı gerekçesiyle isabetli görmeyip sabıkasız olan ve takdiri indirim şartlarını taşıdığı kanaatine vardığı sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına karar vererek çocuğun cinsel istismarı suçundan hüküm kurmuştur. IV. GEREKÇE 1. İntikal tarihi olan 02.10.2018 günü itibarıyla lise ikinci sınıf öğrencisi olan kayden 13.11.2002 doğumlu mağdure, 8 yaşındayken başlayan cinsel istismar eylemlerinin 7. sınıfa gittiği dönemin başlangıcına kadar sürdüğünü beyan etmesi karşısında, suç tarihinin 2010 yılı-2015 yılı Eylül ayı olarak gösterilmesi gerekirken 01.01.2018 şeklinde yazılması, mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak görülmüştür. 2. 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılı kesin hukuka aykırılık halleri ve katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafiinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, çocuğun cinsel istismarı eyleminin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında sayılan nedenler nazara alındığında; sanık hakkında takdiri indirim maddesinin uygulanmasının dosya kapsamıyla örtüştüğü, 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirmesi nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmemesinin yerinde olduğu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan beraat hükmünün de isabetli olduğu anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda, hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin, 11.07.2023 tarihli ve 2023/1328 Esas, 2023/1324 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili ile sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.12.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla