İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2023/4671 Karar: 2024/4239 Tarih: 2024

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2023/4671 K.2024/4239

9. Ceza Dairesi 2023/4671 E. , 2024/4239 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/200 E., 2022/545 K. Olay tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdurenin kanuni temsilcisi Derya'nın sanık hakkında şikayetten vazgeçmesi karşısında mağdureye atanan vekilinin hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirle

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2023/4671 E. , 2024/4239 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/200 E., 2022/545 K. Olay tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdurenin kanuni temsilcisi Derya'nın sanık hakkında şikayetten vazgeçmesi karşısında mağdureye atanan vekilinin hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirle

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2023/4671 E. , 2024/4239 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/200 E., 2022/545 K. Olay tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdurenin kanuni temsilcisi Derya'nın sanık hakkında şikayetten vazgeçmesi karşısında mağdureye atanan vekilinin hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Kanun yolu aşamasında davaya katılma hakkı bulunmayan Bakanlık adına vekilinin kurulan hükmü temyize hakkı bulunmadığı belirlenmiştir. Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1 maddesi gereği sanık ve müdafiinin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR 1. Sanık hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.10.2014 tarihli ve 2011/210 Esas, 2014/213 Karar sayılı kararı ile verilen mahkumiyet kararının sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 09.02.2022 tarihli ve 2021/2667 Esas, 2022/1067 Karar sayılı kararı ile sair temyiz itirazlarının reddi ile eylemin sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğundan bahsile verilen bozma kararı sonrası Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.12.2022 tarihli ve 2022/200 Esas, 2022/545 Karar sayılı kararı ile mağdureye "Tanışabilir miyiz, benimle evlenir misin" dediği mağdurenin "Hayır" demesi üzerine onu ikna etmek için "Ben senin babanı tanıyorum" diyerek mağdurenin yanağını sıktığı ve birkaç kez öptüğü kabul edilerek sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103/1,2.Cümle, 62, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve Müdafiinin Temyiz Sebepleri Sübuta, sarkıntılık düzeyinde kalmış suçun failinin çocuk olması hâlinde soruşturma ve kovuşturma yapılması mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlı olduğundan beraat kararı verilmesi gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, kararın bozulması talebine ve sair hususlara ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak, 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve Devletin kanundan kaynaklanan koruma yükümlülüğünü yerine getirdiği ve dosyada yargılama aşamasında katılma talebi de bulunmadığı nazara alınarak Bakanlık vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR A. Mağdure Vekili ile Bakanlık Vekilinin Temyiz İstekleri Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağından Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükmü temyize hakkı bulunmadığı, olay tarihinde on beş yaşından küçük olan mağdurenin kanuni temsilcisi şikayetçi Derya'nın bozma öncesi yapılan yargılama sırasında şikayetten vazgeçmesi karşısında, Bakanlık vekili ile mağdureye atanan zorunlu vekilin vaki temyiz isteklerinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1 maddesi gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstekleri Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Osmaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesi kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye istinaden düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık hakkında kurulan hükümde yer alan "Katılan Kurum Osmaniye Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü kendini vekil ile temsil ettirdiğinden 17.400,00-TL vekâlet ücretinin sanıktan alınarak KATILAN KURUMA VERİLMESİNE," ibaresinin çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.05.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla